Sorular

2.537

"Tekerrüründe Usanç Teceddüdünde Lezzet Vardır" İfadesi Hangi Gıdalar İçin Kullanılmıştır?

“İnsanın yediği şeyler iki kısımdır: biri gıda, diğeri tefekküh ve meyvedir. Birinci kısım tekrar ettikçe memnuniyet ve kuvvet verir, şükre vesile olur. İkinci kısımda ise tekrar usanç verir, yenilendiğinde lezzet vardır.” (İşarat-ul İcaz Bakara suresi sayfa 26)Bu metindeki “tekerrüründe usanç, teceddüdünde lezzet vardır” kısmını izah eder misiniz?

3.694

İtikafın Şartları Nelerdir?

İTİKAFIN ŞARTLARIBir itikâfın sıhhati şu şartların bulunmasına bağlıdır:1) İtikâf yapan, Müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için Müslüman olmayanın, delinin, cünübün, hayız ile nifastan temiz bulunmayanın itikâfı olmaz. Gayr-i müslim ibadete, mecnun da niyete ehil değildir. Temiz olmayanların da mescitlere girmesi yasaktır.2) İtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. Buna göre niyetsiz olarak yapılan bir itikâf geçerli değildir. Çünkü bunun bir ibadet olabilmesi niyete bağlıdır.3) İtikâf, mescitte veya o hükümdeki bir yerde yapılmalıdır. Şöyle ki: İçinde cemaatle namaz kılınan herhangi bir mescitte İtikâf yapılabilir. Büyük camilerde yapılması daha faziletlidir. Kadınlar da kendi evlerinde mescit edinilen veya mescit olarak ayıracakları bir odada itikâfda bulunurlar. Buraları onların hakkında birer mescit sayılır. Kadınların dışardaki mescitlerde itikâf etmeleri caiz ise de, kerahetten kurtulamaz. Kadınların kendi evlerinde namaz kılmaları, mescitlerde namaz kılmalarında daha faziletli olduğu gibi evlerinde itikafları da her türlü fitne ve fesat düşüncesinden beri olacağı cihetle mescitlerde itikâfta bulunmalarından daha faziletlidir. İmam Şafiî'ye göre, itikâf tazime lâyık bir yerde yapılabilir ki, o da mescidlerdir. Evlerde mescid edinilen yerler, bu tazime lâyık değildir.4) Vacib olan bir itikâfda, itikâf yapan oruçlu bulunmalıdır. Bu halde orucun yanılarak bozulması itikâfa zarar vermez. Diğer itikâflar için oruç şart değildir. Çünkü onlar için bir müddet yoktur. Öyle ki camiden bir iki saat içinde çıkıncaya kadar itikâfa niyet edilmesi de sahihdir. Şafiî'lere göre, vacib bir itikâfda da oruç şart değildir.5) İtikâf için büluğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihtir. Şu kadar var ki, kadının itikâfı kocasının ve kölenin itikâfı da efendisinin iznine bağlıdır. İsterse bunlar itikâfı nezretmiş olsunlar, hüküm aynıdır. İzin bulunmayınca kadın, nezretmiş olduğu itikâfı kocasından ayrıldıktan sonra, köle de azad edildikten sonra kaza eder. Bir kimse, itikâf için zevcesine izin verse bundan dönemez, artık engellenmesi doğru olmaz.1 Ayrıca BakınızİTİKAF NASIL YAPILIR? ŞARTLARI NELERDİR?HANIMLARIN İTİKAF İÇİN EŞLERİNDEN İZİN İSTEMELERİİTİKAFI BOZAN ŞEYLER NELERDİRRAMAZAN AYI HARİCİNDE İTİKAFFASILALI İTİKAFKaynakçalarÖmer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yay., İstanbul ts., s.306

6.544

Risale-i Nur'ları Yazarken Abdestli Olmak Şart mıdır?

Bir kitapta veya sayfada yarısından fazlası Kur'an veya Kur'an'dan ayet ve ibareler varsa o zaman o metne abdestsiz dokunmak caiz değildir. Kuranın tercüme ve tefsirine abdestsiz dokunmak mekruhtur. Rabbimiz bununla ilgili Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:Ona ancak temizlenmiş olan kimseler dokunur.1Fahreddin Razi bize bu ayeti şöyle izah etmektedir:Kur'an-ı Kerim abdestsiz olarak ele alınamaz, ama ezbere okunabilir. Ancak cünüb olan kimse Kur'ana el süremediği gibi, ezbere de okuyamaz.2Risale-i Nur, Kur'an-ı Kerim'in bu asra bakan manevi bir tefsiri olmasından dolayı, içerisinde pek çok ayet ve hadis barındırmaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin asıllarının Kur'an hattı ile yazılmış olması, onlara karşı gösterilecek hürmetin derecesini artırmaktadır. Bu noktadan hareketle, Risale-i Nur eserlerinin abdestli, yazılması veya okunması hususu, hem fıkhi bir mesele hem de yüksek bir manevi edep çerçevesinde ele alınmalıdır.İslam fıkhına göre, içerisinde ayet bulunan tefsir kitaplarına dokunmak, doğrudan Mushafa dokunmak gibi kesin bir yasak teşkil etmese de, özellikle ayetlerin üzerine temas edilecekse abdestli olmak genel kabul görmüş bir edep kuralıdır. Bediüzzaman hazretleri, bu eserlerin Kur'anın manevi bir mucizesi ve bu zamanda Allah'ın bir ihsanı olduğunu vurgulamış, talebelerini yazma ve mütalaa esnasında daima abdestli olmaya teşvik etmiştir. Nur talebeleri arasında bu hizmet, bir nevi ibadet ve yüksek bir tefekkür mesaisi olarak görüldüğünden, risaleleri yazma işleminin abdestli yapılması manevi feyizden azami derecede istifade etmek adına sarsılmaz bir düstur haline gelmiştir.Sonuç olarak; bir zorunluluktan ziyade, bu nurlu hakikatlerin kutsiyetine duyulan hürmetin gereği olarak abdestli bulunmak, kalbin ve ruhun o hakikatlere daha şeffaf bir ayna olmasını sağlayan ince bir davranıştır. Risale-i Nur'ları yazmanın rızıkta berekete, kalpte sürura ve dünya işlerinde muvaffakıyete vesile olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu kudsî vazifeyi abdest gibi nurani bir zırh ile ifa etmek, hakiki ihlasın ve sadakatin en bariz göstergesidir.Ayrıca BakınızRİSALE-İ NUR TALEBELİĞİNDE KUR'AN HATTINI MUHAFAZA ETMENİN ÖNEMİKaynakçalarVakıa 56/ 79.Razi, c. 15/ s. 195.