8.077
"Her Cemâl Ve Kemâl Sâhibi, Kendi Cemâl Ve Kemâlini Görmek Ve Göstermek İster" İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır?
İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:Her cemâl ve kemâl sâhibi, kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultân-ı zîşân dahi istedi ki, bir meşher açsın. İçinde sergiler dizsin. Tâ, nâsın enzârında hem saltanatının haşmetini, hem servetinin şa'şaasını, hem kendi san'atının hârikalarını, hem kendi ma'rifetinin garibelerini izhâr edip göstersin. Tâ, cemâl ve kemâl-i ma'nevîsini iki vecihle müşâhede etsin. Bir vechi, bizzât nazar-ı dekāik âşinâsıyla görsün; diğeri, gayrın nazarıyla baksın.1Güzellik (cemal) ve mükemmellik (kemal) sahibi olan bir varlık, sahip olduğu bu güzelliği hem görmek hem de başkalarına göstermek ister. Nitekim Cenabı- Hak Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım.2Bir hadisi-i şerifte de bu yaratılış sırrı şöyle ifade edilmektedir:Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.3Yani Allah, sahip olduğu sonsuz güzellik ve mükemmelliği, isim ve sıfatlarıyla kâinatta tecelli (yansıtmak) ettirerek âdeta kendini tanıttırmaktadır. Bu tanıttırma ise sadece sözle değil, bizzat yarattığı varlıklar üzerinden gerçekleşir. Kâinatta gördüğümüz her düzen, her sanat ve her hikmet, O'nun ilminin, kudretinin ve güzelliğinin birer yansımasıdır. Mesela bir çiçeğin zarif şekli ve kokusu, “Cemîl” ismine; kusursuz işleyen bir düzen ise “Hakîm” ismine işaret eder. İnsan da bu tecellileri anlayabilecek kabiliyette yaratıldığı için, varlığa bakarak Allah'ı tanıma görevine sahiptir.Burada akla şu soru gelebilir: Allah'ın kendini tanıtmaya -haşa- ihtiyacı mı var? Elbette yoktur. Çünkü ihtiyaç, eksiklikten doğar. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu noktada temel mantık, ihtiyaç değil, kemalin gereğidir. Nasıl ki çok yetenekli bir ressamın resim yapmaya ihtiyacı yoktur, yani yapmasa da bir eksiklik yaşamaz. Fakat onun içinde bulunan sanat kabiliyeti, bir şekilde ortaya çıkmak ister. Güzel tablolar yapması, onun muhtaç olmasından değil, sahip olduğu sanatın bir gereği olmasındandır. Aynı şekilde bir şairin şiir yazması ya da bir müzisyenin beste yapması da böyledir. Bu, bir zorunluluk veya ihtiyaç değil, güzelliğin ve yeteneğin dışa yansımasıdır.Bu bağlamda insanın yaratılış gayesi de burada ortaya çıkmaktadır. İnsana düşen kısım ise kâinata bakarak bu tecellileri görmek, anlamak ve Allah'ı tanımaktır. Kulluk da zaten bu tanımanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yani insan önce Allah'ı tanır, sonra O'na yönelir ve ibadet eder. Böylece hem kâinatın yaratılış sırrı hem de insanın varoluş amacı daha açık bir şekilde anlaşılmış olur.Ayrıca BakınızKUR'ÂN'DA ALLAH'IN KENDİNİ ÖVMESİ NASIL ANLAŞILMALIDIR?MARİFETULLAH VE MUHABBETULLAHALLAH'IN KENDİNİ TANITTIRMAK İSTEMESİNİN HİKMETİALLAH'IN VARLIĞINI İSPATKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 12.Zariyat, 51/56.Acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 132.

