Sorular

8.342

Allah'ın Varlığının Devamlı Olması

Aklıma sürekli gelen bir vesvese. Allah nasıl sürekli var? Bana akli bir delil getirirmisiniz? Kafamı çok kurcalıyor. Yani trenin vagonlarını düşünsek hepsi birbirine bağlı, ama en baştaki lokomatif kimseye bağlı değil veya 3 sayısı 2'ye 2 sayısı 1'e bağlı ama 1 hiç bir şeye bağlı değil gibi örnekler vermeyin. Çünkü sonuçta onlarıda yapan insan. Bana öyle bir örnek verin ki bir daha bu konuyla ilgili vesvese gelmesin.

8.060

Hz. Zülkarneyn Neden İskender-i Rumî ile Karıştırılmıştır?

16. Lem'a'da, ehl-i tahkike göre Zülkarneyn'in İskender-i Rûmî olmadığı; Yemen padişahlarından biri olduğu, Hazret-i İbrahim zamanında yaşayıp Hazret-i Hızır'dan ders aldığı ifade edilir. İskender-i Rûmî'nin ise milattan yaklaşık üç yüz sene önce yaşadığı ve Aristo'dan ders aldığı belirtilir. Ayrıca insanlık tarihinin Hazret-i İbrahim'den öncesi hakkında kesin ve düzenli bilgi vermekte yetersiz kaldığı söylenir. Buna karşılık Çin Seddi'nin milattan önce 200-400 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir. Hz. İbrahim'in ise buna göre çok daha önce yaşamış olması bir çelişki değil midir?

1.223

Tarihselcilik ve Çok Evlilik

Tarihselci bir arkadaşın bir iddiası var buna ne cevap verilebilir? Yazı şu şekilde: Mesela çok evlilik, o dönemde çok evliliğin yasaklanması imkansız. Kabile bir toplumda 7. yüzyılın aile anlayışı varken böyle bir şey yapmak böyle bir devrim imkansız. Ama Kuran buna rağmen belirli bir ölçü getiriyor 4 kadın ile sınırlıyor ve tek evliliği de bolca övüyor. Şimdi sosyoloji değişti. Çok evlilik kanunlarda yasaklandı. Kuranda öğüt olarak tek evlilik tonlarca ayette övülmüş. Sen burada neyle hüküm veeiceksin. Yine Kuranla hüküm vereceksin. Ayette 1 tane olgu(4 kadın ile evlenin) ve ayette bu olguyla verilen bir mesaj vardır. 250 kadınla evlenen ve kadın haklarının olmadığı bir yerde 4 kadın ile sınırlayıp tek eşliliği övmek. Kısacası kadın haklarını yükseltmek. Sen kadın haklarını yükselterek hüküm vereceksin Kuranla ve hadisle.

4.340

Hüküm Müştak

C: Evvelen: Delil, kat'iyyü'l-metîn olduğu gibi, kat'iyyü'd-delâlet olmak gerektir. Halbuki te'vîl ve ihtimâlin mecâli vardır. Zîrâ nehy-i Kur'ânî, âmm değildir, mutlaktır. Mutlak ise takyîd olunabilir. Zaman bir büyük müfessirdir. Kaydını izhâr etse, i'tirâz olunmaz.(( Hem de hüküm, müştak üzerine olsa, me'haz-i iştikākı, illet-i hüküm gösterir.)) Demek bu nehiy, Yahûdî ve Nasârâ ile yahûdiyet ve nasrâniyet olan aynaları hasebiyledir. Hem de bir adam zâtı için sevilemez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Öyle ise her bir müslümanın her bir sıfatı müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san'atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binâenaleyh müslüman olan bir sıfatı veya bir san'atı istihsân etmekle iktibâs etmek, neden câiz olmasın? Ehl-i kitabdan bir haremin olsa, elbette seveceksin. (Münazarat) Paragraftaki parantez içini izah eder misiniz?