6.399
Risaleleri Yazmanın Müddeti
Risale-i Nur hizmeti devam ettikçe yazı hizmetinin de devam edeceğini ve elzem olduğunu isbat eden Risale-i Nur'dan bazı ifadeler gösterebilir misiniz?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
6.399
Risale-i Nur hizmeti devam ettikçe yazı hizmetinin de devam edeceğini ve elzem olduğunu isbat eden Risale-i Nur'dan bazı ifadeler gösterebilir misiniz?
Azdırıcı çikolata ve Viagra gibi cinsel uyarıcı ürünlerin kullanılmasının hükmü, kullanım amacına ve kişinin sağlığına verebileceği zarara göre değerlendirilir. Kişinin bir hastalık veya cinsel işlev bozukluğu sebebiyle bu tür ilaçları kullanması, tedavi amacı taşıdığı için dinen caizdir. İslam dini, kişinin sağlığını korumasını ve gerektiğinde tedavi olmasını teşvik eder. Ancak bu ilaçların mutlaka uzman bir doktora danışılarak ve sağlık açısından sakınca oluşturmayacak şekilde kullanılması gerekir.Herhangi bir sağlık sorunu bulunmadığı halde yalnızca cinsel hazzı artırmak veya daha fazla zevk almak amacıyla bu tür ilaçları kullanmak ise farklı değerlendirilir. Bu kullanımın kişiye zarar vermesi, ciddi yan etkilere yol açması veya sağlığı tehlikeye atması durumunda caiz olmaz. Zira İslam'da kişinin kendi bedenine zarar vermesi yasaklanmış, sağlığın korunması esas kabul edilmiştir. İçeriği helal olan, doğal olan, sağlığa zarar vermeyen ve haram bir amaç için kullanılmayan ürünlerin tüketilmesinde kural olarak sakınca yoktur.1Netice itibarıyla cinsel mutluluğu artırmak amacıyla kullanılan her ürünün hükmü aynı değildir. Ürünün içeriği, tıbbi etkileri ve kullanım amacı dikkate alınmalıdır. Özellikle Viagra gibi ilaçlar, doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır. Eşler arasındaki cinsel mutluluk meşru ve doğal bir ihtiyaçtır. Ancak bu mutluluğu artırmak için sağlığı tehlikeye atacak yollara başvurmak dinen uygun değildir.KaynakçalarRecep Çiğdem, "İslam'ın Cinsel Hayata Yaklaşımı", İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, say. 28, 2016, s. 131.
Risale-i Nur'da muhabbet konusunda, “Sevme demiyoruz, Allah hesabına ve O'nun muhabbeti namına sev.” denilerek sevilen kişiyi veya varlığı, Allah'ın isim ve sıfatlarının bir aynası ve eseri olarak Allah hesabına sevmenin önemi vurgulanır.Peki, insan sevdiği kişiyi veya varlığı bu şekilde sevmeyi tam olarak hissedemese de kalben ve diliyle Allah hesabına sevmeye yönelirse, bu yine Allah hesabına sevmek sayılır mı?
127
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
4.651
Üstad gibi bir alimin yazısının olmamasının hikmeti nedir ? Neden öğrenmemiştir?
Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?
İslam fıkhına göre Müslüman kadınların kendi aralarındaki avret mahalli göbek ile diz kapağı arasıdır. Bu doğrultuda, dışarıya ve yabancı erkeklerin görüşüne tamamen kapalı olan yurt odaları veya özel mekanlarda kadınların kendi aralarında başı açık durmaları ve rahat kıyafetlerle bulunmaları caizdir. Ancak güvenlik kamerasının bulunduğu koridor ve ortak alanlarda durum, bu kamera ekranlarını ve kayıtlarını kimlerin izlediğine göre şekillenmektedir. Dinen namahrem bir erkeğin kadının baş, saç ve diğer mahrem yerlerine doğrudan veya ekran vasıtasıyla bakması haram kılındığı için, söz konusu kamera görüntülerinin erkek görevliler (güvenlik personeli, idareciler veya teknik ekip) tarafından canlı ya da kayıttan izlenme imkanı bulunuyorsa kadınların bu alanlarda başı açık gezmeleri caiz olmayıp günah sayılır.Şayet yurttaki güvenlik kameraları kesin bir biçimde sadece kadın güvenlik görevlileri tarafından takip ediliyor ve erkeklerin bu kayıtlara erişimi tamamen engelleniyorsa, kameralı alanlarda başı açık bulunmakta dinen bir sakınca yoktur. Fakat kameraları erkeklerin izleme riski veya olası bir erişimi mevcutsa, mahremiyetin korunması adına bu alanlarda tesettüre riayet edilmesi bir zorunluluktur. Bu durumda yurt yönetimi ile görüşüp net bilgi alınabilir.Ayrıca BakınızTESETTÜR VE BAŞÖRTÜSÜ FARZ MI ?BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARAN BİR HANIMA YAKLAŞIM TARZIMIZ NASIL OLMALI?ABDESTTE KADINLARIN BAŞÖRTÜSÜ VEYA ÇARŞAF ÜZERİNE SAÇLARINI MESH ETMESİKADINLARIN NAMAZDA BAŞÖRTÜSÜ ÜZERİNE NAMAZ ÖRTÜSÜ ÖRTMESİ SÜNNET MİDİR? HİKMETİ NEDİR VE BEYAZ OLMASI ŞART MIDIR?
Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün Çocuk Müstehcenliği Büro Amirliğinde çalışıyorum. İnternet üzerinden çocuk pornografisi alıp satan şahıslara yönelik soruşturmalar yürütüyoruz. Bu görev kapsamında ister istemez söz konusu görüntülere maruz kalıyoruz. Bu görüntüleri incelememizin dinen hükmü nedir? Görevimizin gereği olarak buna cevaz var mıdır?
2021 yılında tüp bebek tedavisi gördük ancak tedavimiz sonuç vermedi. Bu süreçte dondurulan dört embriyomuzun beş yıllık saklama süresinin dolduğu ve imha edileceği söylendi. Bu embriyoların imha edilmesinin dinen hükmü nedir? Bu konuda nasıl hareket etmemiz gerekir?
Haşir risalesinde geçen " ...padişahın her yerde telefonu var ve memurları bulunur.." cümlesi ile "...telefon ise makes i vahyi ve mazhar ı ilham olan kalpten uzanan..." cümlesinde geçen telefon aynı anlamda mı kullanılmıştır?
Üç büyük ali heyet denildiğinde kimler kastedilmektedir? Enbiyalar, evliyalar, muhakkikler, müctehidler ve sıddıkînler şeklinde beş grup sayılıyor. Bu durumda sıddıkînleri ve muhakkikleri bir grup olarak mı değerlendirmeli, yoksa sıddıkînleri evliyalar içerisinde mi ele almalıyız? Bahsedilen üç büyük heyet kimlerden oluşmaktadır?
Dua, güçsüzlük ve ihtiyacını ortaya koyarak Allah'a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış ve niyaz demektir. Zira insan, yaratılışı itibarıyla sonsuz şeylere muhtaçtır. Bununla birlikte hastalık, bela ve musibet gibi birçok sıkıntıya maruz kalmaktadır. Bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için birinden yardım istemeye ve sıkıntılarından kurtulabilmek için birine sığınmaya ihtiyacı vardır. Bu sebeple Rabbine dua ve niyazda bulunmaktadır. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır.Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin, size icabet edeyim (duanıza cevab vereyim) Şübhesiz benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak Cehenneme gireceklerdir!”1Ayetin de ifade ettiği üzere kulun yapmış olduğu her duaya muhakkak bir karşılık vardır. Bu karşılık, yani duaya cevap ise genel anlamda üç farklı şekilde gerçekleşmektedir. Allah (cc), kulun duada istediği hususun aynısını verebilir veya daha güzel ve hayırlısı ile cevap verebilir. Yahut ahirette cennet nimetleri şeklinde en güzel bir ihsan ile duaya karşılık verir. Lakin insan, kendisi için neyin hayırlı olup olmadığını tam idrak edemediğinden, Allah'ın takdirinin kendisi için hayırlı olmadığı zannına kapılır. Halbuki geleceği bilemeyen, kendisini tam anlamlandıramayan, his ve heveslerine söz geçiremeyen insan; hayır ve şerrin tam olarak ayrımını yapabilecek kabiliyette değildir. Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi Yüce Allah ise kulunun her daim hayrını ve güzelliğini istediğinden, takdirinde kulunun hayrını ve güzelliğini murat eder ve duasına bu şekilde karşılık verir.Netice olarak gerek duaların karşılığı gerekse insanın hayat üzerinde yaşadığı her şey tam olarak hayırdır ve hayra hizmet eder. Başımıza gelen her şey doğrudan veya dolaylı olarak en hayırlı olanıdır. Bazen bizzat kendisi hayırlıdır, insan bunu fark eder ve şükreder. Dünyaya gelen evlat gibi. Bazen de olaylar şer gibi görünebilir; lakin neticesinde çok büyük hayırlar ve güzellikler ortaya çıkar. Hastalıklar gibi.Ayrıca BakınızDUA VE ÇEŞİTLERİHER ŞERDE HAYRI GÖRMENİN YOLUKaynakçalarMü'min, 40/60
İlgili yer Emirdağ Lahikasında şöyle geçmektedir:Küfür ile îmân ortası yoktur. Bu memlekette İslâmiyet'e karşı komünist mücâdelesi ortası olamaz. Sağ ve sol ortası üç meslek îcâb ettirir. Eğer İngiliz, Fransız deseler, hakları var. Sağ İslâmiyet, sol komünistlik, ortası da Nasrâniyet diyebilirler. Fakat bu vatanda küfr-ü mutlaka karşı îmân ve İslâmiyet'ten başka bir dîn, bir mezheb olamaz. Olsa, dîni bırakıp komünistliğe girmektir. Çünkü hakîkî bir Müslüman hiç bir zaman Yahûdî ve Nasrânî olamıyor. Olsa olsa dinsiz olup tâm anarşist olur.1Bir insanda -hangi inanca sahip olursa olsun- bir takım güzel hasletler, insanî özellikler bulunabilir. Yani bir Hristiyan tahrif olmasına rağmen kendi dininden kaynaklanan doğru ve dürüst olmak veya Allah'a dua etmek gibi bir kısım güzellikler hayatında görünebilir. İsa peygamberi kabul etmese dahi insaniyete ait özellikler kendinde görünebilir. Mesela Avrupa başkentlerinde Gazzeli mazlumlar ve masumlar için sokaklara dökülen insanlar gibi... Ancak bir Müslüman diğerlerine benzemez. Hakkı ve hakikati, kısacası her şeyi en son ve yegane Hak din olan İslam'ın peygamberi Hz. Muhammed'den (asm) öğrenen birisi, onun manevi zincirinden çıksa artık hiç bir kayıt altına giremez. Anarşist olur.Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri şu sözleriyle teyid ediyor:Bir Müslüman İslâmiyet dâiresinden çıksa, mürted ve anarşist olur, hayât-ı ictimâiyeye zehir hükmüne geçer. Çünkü anarşi hiç bir hakkı tanımaz, insaniyet seciyelerini canavar hayvanların seciyesine çevirir.2KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.198-199Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.355
101
Hüsrev Efendi Hazretleri'nden rivayet edilen, “Bu insanlar gençler cennete, biz cennete; bu insanlar cehenneme, biz cehenneme” şeklinde, tam hatırlayamadığım bir söz var.İnsanları kurtarmak için çabalıyoruz. Ancak bizim gayretimizle cennete gideceklerse veya gayret etmediğimizde cehenneme gideceklerse, onların şahsi imtihanları bir yönüyle bize bağlı hâle gelmiyor mu? Elbette kendi tercihleri var; fakat bazen bu durum, onların akıbeti bizim çabamıza bağlıymış gibi düşündürüyor. Bu konunun aslı ve esası nedir?
4.879
Kur'an hurufatı umumileşince Risale-i Nurları yazmaya gerek kalmayacak mı?
Bu cümleyi devamıyla birlikte örnekler vererek izah eder misiniz? Burada anlatılan hakikati hangi bakış açılarıyla ele alarak daha iyi anlayabiliriz? Açıklar mısınız?
Burada “feza'-ı ekberden bir numuneyi andıran semavi bir cehennemle” ifadesiyle işaret edilen hadise, İkinci Dünya Savaşı olabilir mi? Yoksa bu ifade başka hangi hadiselere işaret ediyor olabilir? İzah eder misiniz?
“Yedinci Hakikat: Bab-ı Hıfz ve Hafîziyet Olup, İsm-i Hafîz ve Rakîb'in Cilvesidir.”Bu parça ile ilgili iki sualim var:1. Bu parçada aynı kökten gelen “hıfz” ve “hafîziyet” kavramlarının birlikte zikredilmesinin cümlenin anlamına kazandırdığı ıstılahî ve ilmî manaları detaylıca izah eder misiniz? Özellikle fiil-sıfat veya tecelli-hakikat bakımından aralarındaki nüanslar nelerdir?2. Bu parçada “hıfz” kavramının ef'al-i ilahiyeye (İlahi fiillere), “hafîziyet” kavramının ise Cenab-ı Hakk'ın tabirinde aciz olduğumuz ve me'zun olmadığımız şuunat-ı ilahiyesine işaret ettiği yönündeki yorum, ilmî ve kelami açıdan isabetli midir? Gerekçeleriyle açıklar mısınız?
1.336
Cenab-ı Hakk'ın Kalem suresini indirdiği için "kaleme hürmet göstermek ve onu yer düşürmemek, yüksekte tutmak gerekir" diyen hocalar var. Bunun açıklamasını yapabilir misiniz?
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, "kırk vech-i i'caz" denilen, Kur'an'ın kırk çeşit mucizelik yönünü 25. Söz Mucizat-ı Kur'aniye Risalesi'nde beyan etmiştir.Yine Lemeat namında Türkçe bir risalede ve Yirmi Beşinci Söz'de, Kur'an'ın kırk vecihle mu'cize olduğunu icmalen beyan etmişim. Ve kırk vücuh-u i'cazına işaret etmişim...1Yalnız bu risalede mucizeler konularına göre tasnif edilmiş olsa da birden kırka kadar numaralandırılmamış, risalenin içerisine dağılmış bir vaziyettedir. Öte yandan Bediüzzaman Hazretleri, başka bir eseri olan Rumuzat-ı Semaniye'de Kur'an'ın mucize yönlerinin iki yüzü bulduğunu ifade eder. Ancak Hz. Üstad, 25. Söz'de bu kırk ciheti madde madde sıralamamaktadır. Bu noktadan hareketle, ilgili risale dikkatle okunarak bir sıralama yapmak mümkündür. Farklı nazarlar elbette farklı maddeleri tespit edebilirler. Bizim okumalarımız neticesinde 25. Söz'de geçen Kur'an'ın kırk cihetle mucize oluşuna dair hususlar şu şekilde sıralanabilir:Kur'an'ın Belagatinin Mucize OlmasıKur'an'ın Nazmındaki Cezaletinin Mucize OlmasıKur'an'ın Nazmının Hüsn-ü Metanetinin Mucize OlmasıKur'an'ın Üslubunun Bedaatinin Mucize OlmasıKur'an'ın Üslubunun Garipliğinin Mucize OlmasıKur'an'ın Üslubunun Mustahsenliğinin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanının Beraatinin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanının Faikliğinin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanının Safvetinin Mucize OlmasıKur'an ayetlerinin Manalarındaki Kuvvetin Mucize OlmasıKur'an'ın Manalarının Hakkaniyetinin Mucize OlmasıKur'an'ın Lafızlarının Fesahatinin Mucize olmasıKur'an'ın Lafızlarının Selasetinin Mucize olmasıKur'an cümlelerinin Birbirine Karşı Münasebetlerindeki İntizamının Mucize OlmasıKur'an'ın Manasındaki Belagatın Mucize OlmasıKur'an ayetlerinin Manasındaki Kuvvetin Mucize OlmasıKur'an ayetlerinin İfadelerindeki Yüceliğin Mucize OlmasıKur'an'ın Üslubundaki Âliliğin Mucize OlmasıKur'an'ın Üslubundaki Haşmetin Mucize olmasıKur'an'ın Üslubundaki Letafetin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanatındaki Tesirin Mucizesi OlmasıKur'an'ın Beyanatındaki Rakikliğin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanatındaki Munisliğin Mucize OlmasıKur'an'ın Beyanatındaki Şefkatin Mucize OlmasıKur'an'ın Ayetlerinin İfham ve Talimde Mucize OlmasıKur'an'ın Şebabetinin (gençliğinin) Mucize olmasıKur'an Lafızlarındaki Camiiyyetin Mucize OlmasıKur'an'ın Manasındaki Camiiyyetin Mucize OlmasıKur'an'ın Mebhaslarındaki Camiiyyetin Mucize OlmasıKur'an'ın İnsanlığın Her Tabakasının Maddi ve Manevi İhtiyaçlarını Görmesinin Mucize olmasıKur'an'ın Îcazının Mucize OlmasıKur'an'ın İ'câzının Cami' Olmasının Mucize olmasıKur'an'ın Maksatlarındaki, Meselelerindeki, Manalarındaki, Üsluplarındaki Camiiyyetin Mucize OlmasıKur'an'ın Gaybi Haberler Yönünden Mucize OlmasıKur'an'ın Hikmet Yönü ile Mucize OlmasıKur'an'ın İlmi ve Ameli Yönünün Mucize OlmasıKur'an Ayetlerinin Sonlarındaki Fezlekeler ve Allah'ın İsimlerini İfade Yönünden Mucize OlmasıKur'an Ayetlerinin Tekrarının Mucize olmasıKur'an'ın Karanlıkları Aydınlatan Nuru Cihetiyle Mucize OlmasıKur'an'ın Kâinat İlimleri Yönünden Mucize OlmasıBununla beraber Allah kelamı olan Kur'an'ın mucizevi tarafları sınırlandırılamaz. Zira ezeli kelam olduğu için Kur'an'ın mucizeleri bitmez ve tükenmez.Ayrıca BakınızKURANIN HER TABAKAYA HİTABIKURANIN EVRENSELLİĞİKURANIN TAKVA SAHİPLERİNE HİDAYET OLMASIKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 79-224.
Komşunun evinde internet (Wi-Fi) varsa, şifresini alıp kendi evinde kullanmak caiz değildir. İnternet servis sağlayıcısının sözleşmesinde, internetin ev dışındaki başka kişilerle, dairelerle ve kurumlarla paylaşılmasına izin verilmemişse bu şartlara uyulması gerekir. Dolayısıyla evine internet bağlatan kişinin şifresini komşusuyla paylaşması da komşusunun bu şifreyi alarak interneti kullanması da caiz değildir.Bu tür ihlallerle sözleşmenin kapsamı dışına çıkmak uygun değildir. Sözleşme hükümleri çerçevesinde, internetin bağlandığı mekanda yaşayan hane halkı ve misafirler interneti kullanabilir.Hakkı olmayan bir şeyden iyilik olmaz. Bu sebeple, izin verilmeyen bir paylaşımda bulunan kişinin de bu paylaşım yoluyla interneti kullanan kişinin de bu davranışı caiz değildir.1Ayrıca BakınızİNTERNETTEN VİDEO, KİTAP, PROGRAM İNDİRMENİN HÜKMÜİNTERNETTE BULUNAN ÜCRETSİZ UYGULAMALARIN KULLANIMI CAİZ Mİ?YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ HAZIRLANAN PROGRAMLARIN SAKINCALI TARAFLARIYAPAY ZEKA KADIN SESİNİ DİNLEMEK CAİZ Mİ? DİJİTAL CANLI RESİMLER CAİZ MİDİR? TARİHİ ÇİZİM VE YAPAY ZEKA GÖRSELLERİNİN HÜKMÜKaynakçalarTaşköprü Gazetesi, Dr. Hasan Çınar (Ankara Müftüsü), “Günün Fetvâsı | WiFi Paylaşımı”, 26 Ekim 2025.