"Hem de hüküm, müştak üzerine olsa, me’haz-i iştikākı, illet-i hüküm gösterir."
Bir metin anlaşılır ve açık olmakla birlikte, kastedilen manaya delil olması da tevile ve ihtimale dayanmaksızın açık olmalıdır.
Amm olmayan(bütünü kapsamayan), mutlak olan(sınırlı olan) ve bu yapısı itibariyle kayıt altına alınabilecek bir hüküm, taraflarca bilinen bir mesele üzerine (müştak) bina edilmişse, mana diğer muhtemel ve müevvel mümkün manalar üzerine hamledilemez.
İlişki kurulan o asıl kaynak neyi ifade ediyorsa (me’haz-i iştikak) hükmün illeti(asıl sebebi) odur.
Mana ona göre verilir. Yani hüküm hangi müştak(kaynak) üzere ise me’haz-i iştikak(kaynaktan çıkan) o hükmü takyîd eder (Kayıt altına alır). Artık başka suretle te’vil edilmez.
Hüküm, türetilen kelime üzerine bina oluyorsa kelimenin türediği kök (kaynak) hükmün asıl sebebi oluyor. Yani onlarla dostluk kurmayın ayetin hükmüdür. Peki bu hüküm hangi kelimelere bina edilmiştir? Yahudilik ve Nasara (hristiyanlık) kelimeleridir. Bu iki kelimenin türediği kaynak ise; Yahudi ve Hristiyanlık dinleridir. Öyle ise şöyle bir mana çıkar:" Siz Yahudilik ve Hristiyanlık dinini dost edinmeyin". Çünkü ayette şahıs değil de sıfatları nazara veriliyor. Ama YAhudi veya Hristiyan dinine mensup olan kişilerin yahudiliklerine ve hristiyanlıklarına dost olunmaz ama başka sıfatları sevilebilir. Mesela iyi bir doktor ise doktorluğu sevilebilir.
Ayrıca bakınız:
/soru-cevap/yahudi-ve-hristiyanlari-dost-edinmeyin

