3. Söz'de geçen bu cümleyi ayet veya hadislerden misaller vererek açıklar mısınız?
Üstad Bediüzzaman Hazretleri güzel ahlakı teşkil eden tüm güzel hasletlerin iman vesilesiyle elde edildiğini vurgulayarak: “Evet, her hakîkî hasenât gibi, cesâretin dahi menbaı îmândır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi, cebânetin dahi menbaı dalâlettir.”[1] Demektedir. Şüphe yok ki iman eden Rabbine iltica etmiş ona yönelmiş demektir. Dolayısıyla Rabbinin güç ve kudretine dayanır. Rabbinden başka hiçbir şeyden korkmaz ve çekinmez. İmanı ona cesaret verir. İmansız insan ise Kur’ân'ın güzel düsturlarından mahrum kaldığı gibi kâinatı başıboş bir varlıklar bütünü zanneder. Varlıkların hakiki manasını ve kendisine hizmet etmeleri için yaratıldığını idrak edemez. Malumdur ki insan bilmediğinden korkar. İmansız insan da kâinatı doğru göremediği için herşeyi kendisine zarar verme ihtimaline göre değerlendirir. Adetâ her şeyden korkar. İmanın ona bahşedeceği cesaretten mahrum kalır.
Bununla birlikte Sevgili Peygamberimiz (sav) bir hadîs-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.”[2] Başka bir hadîsinde ise “Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”[3] Buyurmaktadır. Hadîslerden de anlaşılacağı üzere güzel ahlakın barındırdığı bütün güzel huy ve davranışların kaynağı imandır. Rabbimiz Kurân-ı Kerîmde: “Ve amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihân etmek için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur”[4] buyurmaktadır. Dolayısıyla güzel ahlak Kur’ân’ın emirlerine uymak ve yasaklarında sakınmakla elde edilmektedir.
Hz. Peygamberimiz (sav), “Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Muhakkak ki Allah, söz ve fiilleri çirkin kimselere son derece öfkelenir.”[5] Buyurmuş ve insanları davranışlarında daima iyi ve güzel olana yönlendirmiştir. Sevgi, saygı, vefa, doğruluk, sabır, iktisat, cömertlik, merhamet, yardımseverlik ve güvenilirlik gibi güzel ahlakı oluşturan bütün hasletlerin kaynağı imandır. Tüm bunlar Kur’ân'ın insanlara birer öğüdüdür. Nitekim Abdullah b. Mes’ûd, edep ve ahlâk ilkelerinin kaynağı olarak Kur’ân’ı, yine edep kökünden gelen, “me’dübetullâh” yani, “Allah’ın ziyafet sofrası” diye nitelendirmiş ve “O’nun ziyafet sofrasından gücünüz yettiğince öğrenin (istifade edin)!” demiştir.[6]
Netice olarak bütün güzel huy ve davranışlar iman ile Sevgili Peygamberimiz (sav) ve Kur’ân'ın dersleri ile elde edilebilmektedir.
Detaylı bilgi için lütfen bakınız:
https://risale.online/soru-cevap/guzel-ahlakin-faydalari
https://risale.online/soru-cevap/peygamber-efendimizin-sav-guzel-ahlakindan-ornekler
https://risale.online/soru-cevap/peygamerimizin-sav-gorunus-ve-ahlaki
[1] Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, İstanbul, s5
[2] D4682 Ebû Dâvûd, Sünnet, 15
[3]HM8939 İbn Hanbel, II, 381
[4] Hûd 11/7
[5] T2002 Tirmizî, Birr, 62
[6] DM3339 Dârimî, Fedâilü’l Kur’ân, 1.