Müreccih: Tercih ettirici sebep. İllet: Bir şeyi var eden sebep.
İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
İbâdetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibâdetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fâide ibâdete illet gösterilse, o ibâdet bâtıldır. Yalnız fâideler, hikmetler müreccih olabilirler, illet olamazlar.
İbâdetin ruhu ihlâstır. İhlâs ise yapılan ibâdetin yalnızca emredildiği için yerine getirilmesidir. Bir ibadetin yapılış gayesi dünyevî veya uhrevî menfaat olursa, o ibadet sahih olmaktan çıkar. Yapılan ibadetler, sadece ve sadece Allah emrettiği için yapılıp sonunda yine sadece Allah'ın rızasını bekleyerek yapılmalıdır. O zaman ibadetlerin bir değeri ve kıymeti olur.
Peki, Kur’ân ve hadîslerde ibadet edenlere vaat edilen müjdeleri nasıl anlamalıyız? Bediüzzaman Hazretleri şöyle der: Huzur, bereket, cennet gibi dünyevî ve uhrevî faydalar ibadeti tercih ettirici (müreccih) olabilir; fakat illet, yani asıl sebep olamaz. İbadeti sadece o faydayı elde etmek için yapmak doğru değildir. Esas sebep, “Allah emrettiği için” yapmaktır. O faydaları ise Allah’ın bir ikramı olarak ummak, teşvik mahiyetinde kalmalıdır.

