Ahiret

06.11.2014

7798

Cennetteki Nimetlerin Dünya Nimetlerine Benzemesi

“Bakara 25. Ayette cennetlikler ‘Önce de bununla rızıklandırılmıştık’ der. Bu ifade, cennette yalnız dünyada tattığımız nimetlerin bulunacağı; hiç tatmadığımız meyvelerin verilmeyeceği anlamına mı gelir?”

10.11.2014 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Benzetme kaidesince Kur’ân, bize bilmediğimiz cennet nimetlerini anlatırken bildiğimiz dünya nimetlerine kıyas ederek anlatmıştır. Bununla beraber cennet nimetleri, dünyadakilerden kat kat üstündür. Bununla ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de şu ayet-i kerime geçmektedir:

(Habîbim, yâ Muhammed!) Îmân edip sâlih ameller işleyenlere, şübhesiz kendileri için altlarından ırmaklar akan Cennetler olduğunu müjdele! (Onlar) ne zaman rızık olarak oradan, herhangi bir meyveden rızıklandırılsalar: 'Bu, daha önce rızıklandırıldığımız şeydir' derler. Çünki bu (Cennet ni'metleri), kendilerine (dünyadaki rızıklarıyla) birbirine benzer şekilde verilir. Onlar için orada tertemiz zevceler de vardır ve onlar, orada ebedî olarak kalıcıdırlar.1

Yukarıdaki ayeti tefsir ederken İbn Mes’ud (r.a) şöyle söylemiştir:

Cennet meyvelerinin renkte dünyadakilere benzer fakat tadda benzemez. 2

Bu konuda İbn Abbas (r.a)’da şu şekilde söylemiştir:

Dünyada, cennetteki nimetlerin ancak ismi vardır.3

Kur’an’da bahsi geçen cennet nimetleri, dünyada benzeri olan nimetlerdir. Bununla beraber cennetteki bir kısım nimetlerin dünyada eşi ve benzeri yoktur ve bunlar bize bildirilmemiştir. Buna işareten Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Allahu Teâla “Salih kullarım için (cennette) öyle şeyler hazırladım ki, onları ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de beşerin kalbine gelmiştir” buyurdu. Eğer isterseniz “İşledikleri amellerden dolayı, (cennette) onların gözlerini memnun edecek ne gibi şeylerin saklandığını (hazırlandığını) hiçbir nefis bilmez4 âyetini okuyunuz.5

Bu konuya örnek olarak Kur’ân’ı Kerim'deki şu âyeti zikredebiliriz: 

Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüştendir, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.6

Elmalılı Hamdi Yazır bu ayeti tefsir ederken şöyle demiştir:

Bilindiği gibi gümüş ile billurun tabiatları farklıdır. Gümüşten billur olmaması gerekir. Fakat burada eşsiz bir istiare yapılmış, gümüş beyazlığı ile billur berraklığının saflığını içeren çeşitli biçimde kaplar tasvir edilmiştir.7

İbn Abbas (r.a) ise bu âyetin tefsirinde şöyle demiştir:

Gümüşten billur kaplar haricinde, cennette ne varsa onların bir benzeri size dünyada verilmiştir.8

İbni Abbas (ra) bu şekildeki tefsiriyle ayette geçen kapların dünyada benzeri olmadığını ifade etmiştir. Bediüzzaman Hazretleri de bu konuda şöyle söylemiştir:

İkinci kısım saadetin ikinci esası olan ekil ise, me’kûlât, yiyecek kuvvet verdiği cihetle, en iyisi ve en lezîzi me’lûf olan kısımdır. Yani insana karîb olan, vahşî olmayan şeylerdir. Çünki ülfetle o ni‘metin derece-i kıymeti bilinir. Lezzet verdiği cihetle de, lezzetin en büyüğü teceddüd ve tebeddülündedir. Ve kezâ, ekil lezzetini ikmâl eden esbâbdan biri de, o rızkın kendi amelinin ücreti olduğunu bilmektir. İkinci bir sebeb de, o rızkın menbaı dâimâ göz önünde hazır bulunmasıdır ki, kalbi mutmain olsun. Rızık için telâş etmesin.9

Yukarıdaki paragrafa göre yiyeceğin en lezzetlisi alışılmış olanıdır. Bilmediği, tatmadığı alışık olmadığı yiyecekler insanın nazarına göre yabancıdır. Bundan dolayı insan bilmediği bir nimeti tercih etmez. Bildiği lezzetlere yönelir. Bu lezzetlerin en büyüğü yiyeceğin yenilenmesi ve değişmesidir. Lezzeti artıran diğer bir etken ise o yiyeceğin kendi amelinin karşılığı olduğu bilinmesidir. Lezzeti artıran diğer bir sebeb ise yediği rızkın kaynağının gözü önünde olması ve bitmemesidir. Tâ ki kalbi rızk için telaş çekmesin, endişelenmesin.

Demek ki cennetteki nimetler dünyadakilere benzeyecek fakat oradaki nimetler cennete layık bir kıymette olduğu için dünya nimetleri onların gölgesi hükmünde olacaktır.

Kaynakçalar
  1. Bakara 2/25

  2. Suyuti, Celaleddin, Ed-Dürrü’l Mensur, Darü’l Fikr, Beyrut, 1993. C. I, s. 96

  3. Ali el-Müttakî, a.g.e., C. XIV, s. 454, hn, 39237

  4. Secde 32/17

  5. Buhari, Cami-üs-Sahih, Kitabu Bed’i’l-Halk, Bab, 8. Sıfati’l-Cenne. Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992. 

  6. İnsan 76/15

  7. Elmalılı Hamdi Yazır, a.g.e. C. VIII, s. 466.

  8. Celalettin Suyutî, a.g.e., C. VIII, s. 375.

  9. Bediüzzaman Said Nursi, işârâtül Îcaz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s. 197


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız