Muhtelif Meseleler

01.12.2021

1974

Bazı Osmanlı Padişahlarının kendi Oğul ve Kardeşlerini Öldürtmelerinin Sebepleri

Osmanlı padişahlarının kardeşlerini haksızca katlettiği söyleniyor. Osmanlı şeriatle yönetilen bir devlet olduğuna göre kimden fetva almışlar? O zamanın Şeyhülislamı veya âlimleri neye dayanarak fetva vermişler?

17.12.2021 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Osmanlı’da Şehzade Meselesi ve Tarihsel Bağlam

Osmanlı padişahlarının zaman zaman kardeşlerini öldürmesi, günümüz insanı tarafından çoğu kez “acımasız bir taht hırsı” şeklinde yorumlanır. Ancak tarih biliminde “anakronizm” denilen bir hata vardır. Anakronizm, bir olayı kendi dönemi yerine başka bir dönemin değerleriyle yorumlamak demektir.1 Örneğin bugün modern devlet düzeni, insan hakları anlayışı ve hukuk sistemleri ile bir 15. yüzyıl sorununu değerlendirmek, o olayı kaçınılmaz şekilde yanlış anlamaya yol açar. O dönem hanedanların en büyük problemi, devletin parçalanmasıydı. Selçuklularda, Harzemşahlarda ve birçok Türk-İslam devletinde ülüş sistemi2 gereği kardeşlerin aynı anda “devlet ortağı” sayılması, sürekli iç savaş doğurmuştu. Nitekim Selçuklu Devleti bu nedenle sık sık bölündü, kısa sürede parçalandı ve siyasi ömrü uzun olmadı. Osmanlı ise bu tecrübeyi görerek farklı bir yol izledi.

Şehzade İsyanları ve Bağy (İsyan) Hükmü

Osmanlı’nın temel amacı “kardeş katli” yapmak değil, iç savaşı engellemekti. Çünkü şehzadeler sancaklarda yetişirken yanlarında güçlü askerî yapılar kuruyor, tahta çıktıklarında ise diğer kardeşleri çoğu kez isyan ediyordu. Bu durum tarihte defalarca bağy (isyan) hükmüne girmiştir. Kur’an ve İslam hukukunda bağy, devlete isyan etmek anlamına gelir ve büyük bir toplumsal felakete yol açtığı için cezalandırılır. Osmanlı âlimleri de bu durumu böyle değerlendirdi. Yani verilen fetvaların temel sebebi, kardeşin sırf “kardeş olduğu için” değil, devleti parçalama tehlikesi doğurduğu için öldürülmesiydi.3 Burada “adalet-i izafiye” devreye giriyordu: Bir kişinin yaşatılması, binlerce kişinin ölümüne ve devletin çöküşüne sebep olacaksa, devlet maslahat gereği daha küçük zararı seçiyordu. “Hayr-ı kesir için şerr-i kalil tercih edilir” prensibi tam da bu mantığı açıklar.

Bu iki kavramın detaylı izahı için lütfen bakınız:

Hayr-ı Kesir, Şerr-i Kalil Meselesi

Adalet-i İzafiye ve Adalet-i Mahza

Tarihsel Örnekler

Osmanlı tarihinde şehzade isyanlarının nasıl büyük yıkımlara yol açtığını gösteren birçok örnek vardır. Yıldırım Bayezid’in oğulları arasındaki Fetret Devri (1402–1413) bunun en bilinenidir. Ankara Savaşı’ndan sonra kardeşlerin birbirine girmesi tam 11 yıl süren bir iç savaşa yol açmış, Anadolu işgal edilmiş, binlerce insan ölmüş, devlet yıkılmanın eşiğine gelmiştir.4

Bir başka örnek, II. Bayezid dönemidir; Şehzade Selim ile kardeşi Ahmed arasındaki taht mücadelesi Osmanlı’nın doğudaki Safevî tehdidi karşısında zayıflamasına neden olmuştur.5

Yine Kanuni döneminde Şehzade Bayezid’in Safevîlere sığınması, Osmanlı için doğrudan bir güvenlik riski oluşturmuştur. Bu olayda İran Şahı Tahmasb’ın Bayezid’i Osmanlı’ya karşı kullanmaya çalışması, dış güçlerin şehzadeleri nasıl bir koz hâline getirdiğinin açık bir örneğidir.6

III. Mehmed döneminde Celali isyanlarının arttığı dönemde şehzadelerin ordu içinde taraf hâline gelmesi ise devletin bütünlüğünü tehdit etmiştir. Bu olayların hepsi, bir şehzadenin ayaklanmasının binlerce insanın ölümüne, şehirlerin yağmalanmasına, yabancı devletlerin müdahalesine ve Osmanlı topraklarının zayıflamasına yol açtığını gösterir.7

Fetvalar, Faydalar ve Devletin Bekası

Bu tarihsel tecrübeler nedeniyle Osmanlı’da devlet adamları ve şeyhülislamlar, iç savaşı engellemek için bir düzen gerektiğine karar verdi. Fatih Sultan Mehmet’in Kanunnamesi’nde yer alan “nizam-ı alem için kardeş katli caizdir” hükmü bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu bir keyfî emir değil, yüzyıllarca yaşanmış devlet yıkımlarına karşı alınmış zorunlu bir tedbirdir. Ayrıca tamamen padişahın isteğine bırakılmamış, çoğu durumda şeyhülislamlardan fetva alınmıştır. Örneğin Şeyhülislam Zenbilli Ali Cemali Efendi ve Ebüssuûd Efendi’nin bu konudaki fetvaları, bağy (isyan) hükmüne dayanır. Yani bir şehzade isyana teşebbüs ettiğinde, tehlike toplumsal yıkıma dönüşmeden önlenir. Bu fetvaların temelinde “devletin bekası, toplumun can güvenliği ve İslâm diyarının korunması” bulunur. Osmanlı’nın altı asır boyunca İslâm’ın koruyucusu olabilmesi, Haçlılara, Moğollara, Ruslara ve birçok dış tehdide karşı ayakta durabilmesi, büyük ölçüde iç savaşı engelleme politikasına bağlıdır.8

Sonuç
Osmanlı’da kardeş katli bir “taht sevdası” ya da “keyfî bir zorbalık” değildi. Dönemin şartları, Selçukluların parçalanmış devlet yapısı ve şehzade isyanlarının yol açtığı büyük yıkımlar göz önüne alındığında, devletin sürekliliği için alınmış zor bir karardı. Şeyhülislamların verdiği fetvalar da İslâm hukukundaki bağy (isyan) hükmüne dayanıyordu. Tabi bu uygulamayı kendi çağımızın değerleriyle değerlendirmek anakronizmdir ve bizi yanlış sonuca götürür. Osmanlı’nın amacı bir kişiyi değil, milyonları ve İslâm dünyasının geleceğini korumaktı.

Kaynakçalar
  1. Hasan Yıldırım ve Abdullah Aygün, “Anakronizm ve Bilimsel Tefsir”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 28/2, 2023, s. 235-236.

  2. Osman Gazi Özgüdenli, "Ülüş", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, c.42, s. 297-298.

  3. Ali Şafak, "Bağy", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1991, c.4, s. 451-452.

  4. Fahameddin Başar, "Fetret Devri", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1995, c.12, s. 480-482.

  5. Feridun Emecen, "Selim I", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2009, c.36, s. 407-410.

  6. Şerafettin Turan, "Bayezid, Şehzade", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992, c.5, s. 230-231.

  7. Mücteba İlgürel, "Celali İsyanları", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, c.7, s. 252-254.

  8. Ekrem Buğra Ekinci, "Osmanlı Hukukunda Kardeş Katli Meselesi", Yetkin Yayınları, 2006, Ankara, s. 1013-1015


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız