Soru

"Vazife İstenilmez, Verilir!" Düsturunu Nasıl Anlamak Gerekir?

"Vazife istenilmez, verilir!" düsturu nasıl anlaşılmalı? Mesela bir kişi elinden geldiğince bu hakikatleri birilerine ulaştırma gayretine girip insanları bir araya getirmek için uğraşıp hakikatleri bahs etse yanlış mı olur? İlla bir vazife mi verilmeli kendisine? 

Tarih: 18.03.2025 22:47:46

Cevap

‘"Vazife istenilmez, verilir" düsturu; Gerek Hazret-i Peygamberin (asm) hadisleriyle, gerekse sahabenin anlayış ve uygulamalarıyla İslam geleneğinde bir görev veya sorumluluk, kişi tarafından talep edilmemesi gerektiği, aksine o görev layık görüldüğünde veya gerekli görüldüğünde kişiye verilmesi” şeklinde uygulana gelmiştir.

Misal olarak Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallâhu anh-’dan;

“Amcamın oğullarından ikisiyle Allah Rasûlü’nün huzûruna girmiştim. Onlardan biri:

−Yâ Rasûlâllah! İdâresini Cenâb-ı Hakk’ın Sana verdiği vazifelerden birine bizi âmir tayin et!” dedi. Öteki de benzeri bir şey söyledi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (asm) şöyle buyurdu:

−Vallâhi biz, tâlip olanı veya vazife hırsı bulunanı yönetici yapmıyoruz!» 

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisinden herhangi bir vazife talep etmemiş olan Ebû Mûsâ Hazretleri’ni ise Yemen’e vâli tâyin etti. Çünkü o, vazifeye tâlip olmamış, Rasûlullah Efendimiz onda müşâhede ettiği liyâkate istinâden kendisine bu emâneti tevdî etmiştir.[1]

Aynı şekilde Hazret-i Ebû Bekir (ra)’da, hilâfet makâmına geçip halk kendisine biat ettiği vakit, minbere çıkarak şöyle buyurmuştur:

Ben, hiçbir zaman hilâfet istemedim, ona rağbet etmedim. Gizli ve âşikâr hiçbir şekilde bunu Allah’tan dilemedim. Çünkü hilâfette benim rahatım yoktur.[2]

Ancak bu düstur/ilke, kişinin kendi inisiyatifiyle hayırlı işler ve hizmetler yapmasını engellemez. Eğer bir kişi, elinden geldiğince hakikatleri başkalarına ulaştırmaya, iyilikleri yaymaya ve insanları bir araya getirmeye çalışıyorsa, bu bir hizmetkârlık ruhu ve fedakârlık örneğidir. Bu durum oldukça kıymetlidir. Nitekim pek çok dava, insanların içindeki sorumluluk duygusu ve samimi gayretleriyle neşvünema bulup büyümüştür.

Kısaca ifade etmek gerekirse; hizmet etmek, doğruyu anlatmak, iyiliği yaymak her zaman istenilen ve takdir edilen bir durumdur. Bu çabayı "ben görevliyim" diyerek değil, samimiyetle ve gönüllü olarak yapmak gerekir. Vazife verilmesi durumu ise, daha çok liderlik ve yönetim gibi makamlar için geçerlidir.


[1] [1] Buhârî, Ahkâm, 7; Müslim, İmâre, 15

[2]  Osman Nuri Topbaş, 12 Saadet Damlaları, Erkam Yayınları


Yorum Yap

Yorumlar