Soru

Kırk Kadına Bir Erkek

Kastamonu Lahikasında geçen, "Hılkaten çok istediği ve fıtraten muhtaç olduğu münasib kocayı daha bulamazlar. Bulsalar da başlarına bela bulurlar."

1) Bulsalar da başlarına bela bulurlar ne demektir izah eder misiniz?

"Hattâ bu hâlin neticesi olarak o âhirzamanda, bazı yerlerde nikâha rağbetsizlik yüzünden, [kırk kadına bir erkek nezaret edecek] derecede kadınların ehemmiyetsiz, sahibsiz, kıymetsiz bir surete gireceği, hadîsin rivâyetinden anlaşılıyor."

2) Kırk kadına bir erkek nezaret edecek ne demektir. İzah eder misiniz?

Tarih: 23.12.2020 23:25:28
Okunma: 997

Cevap

Doğru değerlendirme yapabilmek için sorulan yerin öncesinde geçen cümleleri de ele alarak konuyu ele alalım.

“Bu zamanda zındıka dalaletinin(küfrün), İslâmiyete karşı yaptığı muharebesinde, nefs-i emarenin Kötülüğü isteyen nefsin) plânıyla, Şeytanın kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; açık bacak kadınlarla yarım çıplak hanımlardır ki…”[1]           

Âdem (as) dan günümüze kadar iman-küfür mücadelesi sürekli devam etmiştir. Ehl-i küfür her asırda farklı fitnelerle ehl-i hakkı doğru yol olan uzaklaştırmaya çalışmıştır. Bütün asırlarda şeytanın ve ehl-i küfrün kullandığı en tehlikeli fitne kadın fitnesi olmuştur. Bu asırda kadınlar üzerinden oynanan fitne iyice şiddetlenmiş. Şeytan açılıp saçılan kadınlarla insanları nefislerinin kölesi yapmıştır. Sevgili Peygamberimizin (sav) "Erkeklere kendimden sonra kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.”[2] Hadisi kadınlardan gelen gelen fitnenin ne denli büyük ve tehlikeli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Ehl-i küfür ve şeytan şefkat kahramanları olan kadınları tesettürden uzaklaştırarak “Açık bacaklarıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamaya ve fuhuşhane yolunu genişlendirmeye çalışarak; çokların nefislerini birden esir edip, kalp ve ruhlarını kebairle (büyük günahlarla) yaralıyorlar. Belki o kalplerden bir kısmını (o günahlar sebebiyle küfre gidenlerin kalplerini) öldürüyorlar.” [3]

Kadınlar “Birkaç sene namahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak; o bıçaklı bacaklar Cehennem ‘in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada emniyet ve sadakati kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten muhtaç olduğu münasip kocayı daha bulamazlar. Bulsalar da başlarına bela bulurlar.”[4]

Kadınların, kısacık süren (10-15 sene) gençlik yıllarında, açılıp saçılarak güzelliğini göstermeye çalışması cehennem alevleri içinde yanmalarına sebep olmaktadır. Açılıp saçılan kadın sürekli başka yabancı erkeklerin pis nazarlarını kendine çektiği için kendisine duyulan güveni kaybeder. Evlilik emniyet, sadakat ve güven temelleri üzerine bina edilebilir. Her insan (gerek erkek gerekse bayan olsun) evleneceği kişinin güvenilir, kendisine ve evine bağlı olmasını ister. Açılıp saçılan kadın veya hayatını meşru olmayan yerlerde geçiren bir kişi bu güveni kaybeder. Onun için aradığı sadık eşi bulamaz. Bir eş bulsa da kendisi gibi sadık ve güvenilir olmayan birini bulur. O da başına bela olur. Ya kavga veya boşanmalarla neticelenir.

“Hatta bu hâlin neticesi olarak o âhirzamanda, bazı yerlerde nikâha rağbetsizlik yüzünden, [kırk kadına bir erkek nezaret edecek] derecede kadınların ehemmiyetsiz, sahipsiz, kıymetsiz bir surete gireceği, hadisin rivayetinden anlaşılıyor.”[5]

Kadın açılıp saçılmakla asli değerini kaybeder. Annelik makamından, Şefkat kahramanı olan, cennetin ayakları altında olduğu ulvi bir makamdan, sadece alçak bazı duygulara hitap eden, nefsani bazı arzuları tatmin edecek dereceye düşer. Hal böyle olunca kadın evlenip yuva kurulacak biri olmak yerine, sadece nefsani arzuları tatmin edici bir unsur olarak görülür. Bunun neticesinde meşru olmayan yollarla bir erkek bazen kırk kadınla beraber olacağı ahlaksızca bir yola başvurur.

Bu konuyla ilgili Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuştur. “Kıyamet alâmetlerinden bazıları şunlardır: İlmin kaldırılması, cehaletin artması, zinanın çoğalması, şarap içmenin yaygınlaşması, erkeklerin azalıp kadınların çoğalması. O derecede ki elli kadına bir erkek düşecektir.”[6] 

 


[1] Kastamonu Lahikası, 97.

[2] Buhari, Nikah 17; Müslim, Zikr 97, (2740). 

[3] Kastamonu Lahikası, 97.

[4] Kastamonu Lahikası, 97.

[5] Kastamonu Lahikası, 97.

[6] Buhârî, Nikâh, 111.


Yorum Yap

Yorumlar