Sorular

6.723

Vahşî Hayvanların Avlanması Caiz Değilse Neden Böyle Yaratıldılar?

Üstad Bediüzzaman, risalelerde vahşi hayvanların masum hayvanları yemesinin caiz olmadığını beyan ediyor. Lakin belgesellere ve hayvanın yapısına dikkat edildiğinde, mesela aslanın fıtratı gereği yakalamak ve öldürmek için olduğu anlaşılıyor. Hâl böyleyken koşmak ve yakalamak için yaratılmış bir hayvanın bunu yapmasının caiz olmadığını söylemek zahiren tezat gözüküyor. İşin hakikatini açar mısınız?

16

Hz. Muaviye Kimdir? Hangi Hizmetlerde Bulunmuştur? Kerbelâ Hadisesi İle İrtibatı Var mıdır?

Tam adı Muaviye bin Ebu Süfyan olup 603 yılında Mekke'de doğmuştur. Kureyş kabilesinin ileri gelenlerindendir. Peygamber Efendimiz'in (sav) vahiy kâtipliğini yapmış ve vefatından sonra ordu komutanlığı yapmıştır. Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde valilik yapmıştır. Ayrıca İslâm donanmasında ilk deniz birliklerini teşkil etmiştir. Hz. Osman'ın şehit edilmesi hadisesine yaklaşımından ötürü Hz. Ali'ye biat etmemiştir. Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali ve taraftarlarıyla savaşmıştır. Hz. Ali'nin Hariciler tarafından şehit edildiği yıl, kendisi de benzer bir Harici suikastinden yaralı kurtulmuştur. Hz. Hasan'ın da hilafetten vazgeçmesiyle beraber İslâm âleminde birliği sağlamış ve halife olup Emevi Devleti'ni kurmuştur. Hilafeti boyunca Haricilere karşı çok ciddi mücadeleler vermiş, birçok şehrin fethedilmesine de öncülük etmiştir. İstanbul'u kuşatmış fakat alamamıştır. Kişiliği hakkında tarihî kaynaklar; "özel bir diplomat, cömert, çevresini iyi tanıyan ve basiretli, sakinliği ve dikkatli davranmayı ilke edinmiş, mecbur kalmadıkça kuvvete başvurmayan bir idareci" şeklinde bahsetmektedir.1 Hz. Hüseyin, Hz. Muaviye'nin oğlu Yezid'i sonraki halife ilan etmesine karşı çıkar. Hz. Muaviye bu hadiseyi politik yollarla çözüme kavuşturur. Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi, Hz. Muaviye'nin vefatından 6 ay sonra gerçekleştiği için bu hadisede bir rolünün olması mümkün değildir.Ayrıca BakınızPEYGAMBER EFENDİMİZİN HİLAFETİ HZ. ALİ'YE VERMEK İSTEMESİHİLAFET MESELESİNİN KELAM KİTAPLARINA GİRMESİİSLAM TARİHİNDE CEMEL VAKASI, SIFFİN SAVAŞI VE KERBELA HADİSESİSIFFİN SAVAŞI İLE ALAKALI HADİS-İ ŞERİFLERKERBELA OLAYIHZ. HÜSEYİN EFENDİMİZİ ŞEHİT EDEN YEZİD'İN ÖLÜMÜ NASIL OLMUŞTUR?KaynakçalarİRFAN AYCAN, "MUÂVİYE b. EBÛ SÜFYÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muaviye-b-ebu-sufyan (06.06.2026).

9

Bediüzzaman Hazretleri İle Sultan Vahideddin'in Münasebeti Nasıldı?

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, hayatı boyunca devleti ve milleti için nice hizmetlerde bulunmuştur. Milletinin imanı için manen hizmet etmekle birlikte, Birinci Cihan Harbi, İngiliz muhasarası başta olmak üzere vatanı ve devleti için de her türlü mücadele içerisinde aktif bulunmuştur. Dönemin padişahları ve devlet erkânı da bu vatanperver âlim zata karşı muhabbet içerisinde oldukları gibi, Üstad Hazretleri de onların şahıslarına ve devlet vazifelerine uygun bir irtibatla müsbet bir ilişki içerisinde olmuştur. Nitekim Sultan Reşad'ın 6 Haziran 1911'de yaptığı Rumeli ziyareti için Bediüzzaman Hazretlerini bizzat davet etmesi1, yine en yüksek İslâm akademisi ve danışma kurulu olan Dârülhikmeti'l-İslâmiye'ye bizzat Enver Paşa'nın teklifi üzere2 aza olarak katılması gibi birçok husus, Üstad Hazretlerinin devlet nezdindeki itibar ve ehemmiyetini göstermektedir.Sultan Vahdeddin ile Üstad Bediüzzaman Hazretleri arasında müsbet bir iletişim olduğu söylenebilir. Zira Sultan Vahdeddin, kendi döneminde Üstad Bediüzzaman Hazretlerine, o zamanın savunma bakanlığı olan Harbiye Nezareti'nin de teklifi ile 25 Ağustos 1918 tarihinde devrin en yüksek ilmî rütbesi olan “Mahreç” pâyesini vermiştir. Konu hakkındaki resmî dilekçe ise şu şekildedir:Atûfetlü (çok merhametli) Efendim Hazretleri! Bitlis'te Ruslarla vukua gelen savaşlara iştirak edip esir düşmüş ve bu kere dönmüş olan Bediüzzaman Said-i Kürdî Efendi'nin aşiretlerin savaşa teşviki hususundaki gayretli çalışmaları ve görülen kıymetli vatanperver hizmetlerine binaen ilmî bir rütbe ile taltifi Savunma Bakanlığı'ndan bildirilmiş ve daha sonra Dârü'l-Hikmeti'l-İslamiye âzâlığına tayin olunan bu zatın mahreç payesi ile taltifi münasip olduğu düşünülerek düzenlenen padişah iradesini gösteren tasarı ekte (size) sunulmuş ise de Hazret-i Hilafet-penahi (Halife olan Sultanımız) münasib görürse bu hükmün yerine getirileceği kararlaştırılmıştır efendim.” 3Ayrıca Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, devletin teklifiyle devrin en yüksek İslâm akademisi ve danışma kurulu olan Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye'ye âzâ olarak tayin edildiği sırada padişahın Sultan Vahideddin olması da, aralarındaki münasebetin müsbet olduğuna işaret etmektedir.KaynakçalarHeyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 112.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 147.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 155.