Aile-Hanımlar

25.11.2010

8936

Eşler Arasında Hürmet ve Muhabbetin Esası Nedir?

Kadın ve erkek için hürmet ve muhabbet arasındaki ince mana nedir? Muhabbetsiz hürmet veya hürmetsiz muhabbet olur mu? “Gençken muhabbet ön plandayken yaşlılıkta ve çirkinlikte hürmet ön plana geçer.” demek doğru bir tespit mi?

11.07.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

19. asırda gelişen sanayi devrimiyle beraber insanlar teknikte, bilimde, sosyal ilişkilerde ve en önemlisi dünyayı algılamada, olaylara bakış açılarında, etrafını kavrayışta büyük inkılaplar yaşadılar. Dünyevileşme sürecine girdiler. Maneviyat yerine madde, ahiret yerine dünya, kudsî, mukaddes şeyler yerine fâni şeyler hızlıca insanların dünyasında yer almaya başladı. Herkes bundan az çok etkilendi. Hayatının her aşamasında bu inkılapların etkisini gördü. Böyle bir yapının içinde eşler arasındaki hürmet ve muhabbet duygularını sağlıklı işletebilmek için öncelikli olarak:

Birbirlerini doğru ve sağlıklı bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir. Eşler yalnızca kısacık dünya hayatımızda yol arkadaşımız değillerdir. Belki sonsuz bir hayatta ebedî ve sevimli bir yoldaştırlar. Bu bakış açısı, “ebedî arkadaşımı kaybetmemek için her türlü fedakârlığı yaparım” düşüncesini oluşturacak ve bu sayede eşler, birbirleri arasında gerçek bir muhabbet ve hürmet tesis edebilecekler. Birlikteliğin sürekliliğindeki önem görülmelidir. Birbirlerini yalnızca geçici heves, tutku ve arzuları tatmin eden, karşılıklı dünyevî ihtiyaçlarını gideren bireyler olarak görmemelidirler. Ta ki ölümle veya menfaatin bitmesi, azalması, hastalık veya musibetlerin baş gösterdiği durumlarda o sevgi bozulmasın. Bu şekildeki bir bakış açısı, layık olan saygıyı ve muhabbeti temin edecektir.

Sevgi odağı: İnsanlar maddî ve manevî güzel şeyleri gördüklerinde meylederler. Onları sevmeye başlarlar. Güzel bir manzara, güzel bir ev, güzel bir kıyafet, güzel bir fikir vs.

Aynı zamanda olgun, mükemmel şeyleri de severler. Mükemmel bir yemek, mükemmel bir arkadaş, olgun bir insan gibi.

Bunlarla birlikte insanlar ihsanı çok takdir ederek ona karşı minnettarlık duyarlar. Cömert insanın sevilmesi gibi.

Eşler sevgilerini alışkanlıkla, birbirlerine alışmakla veya bir kısım hastalıklardan, sıkıntılardan dolayı geçecek, kaybolacak fizikî güzelliklere bina etmemelidir ki bu sevgileri süreklilik arz etsin. Belki birbirlerinin güzel ahlakını, güzel huylarını görmeliler. Mesela: Bir bey, hanımının dindarlığını, ilahî rahmetin bir hediyesi olmasını, bir kadının en çekici, en tatlı güzelliği olan kadınlığa mahsus iç güzelliğine sevgisini odaklamalıdır. Bu iç güzellikte olan mükemmel, ulvî, ciddi ve samimî olan şefkat duygusunu sevginin merkezine oturtmalıdır. Nezih olan kadınlık duygularını görmelidir. Kısacası sevgi; iç güzellik, şefkat madeni olması ve ilahî rahmetin bir hediyesi noktalarında odaklanmalıdır. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayat olacaktır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı başkasının nazarını kendi mehasinine celbetmemek ve kocasını darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Böyle olursa eşler birbirlerinin hukuklarını muhafaza edebilirler. Birbirlerine saygılı davranırlar. Gerçek bir muhabbetle birbirlerini sevebilirler.

Eşler birbirlerini takdir ederek hürmet ve muhabbet etmelidir.

Muhabbet ve hürmetin devam etmesi adaletle mümkündür. Allah ahirette insanların amellerini tartarken sevap ve günahın kemmiyeten veya keyfiyeten çokluğuna göre muamele edecektir. Bu dünyada da bizim birbirimize öyle muamele etmemiz gerekmektedir. Eğer bir kişinin kemmiyeten veya keyfiyeten güzellikleri, iyilikleri, iyi huyları fazla ise o insan muhabbet ve hürmete müstehaktır.

Ahiret inancını pekiştirmek: Hem her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir. Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradının herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azaplar çeker. O cenneti, cehenneme döner. Veyahut muvakkat eğlencelerle ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur. Devekuşu gibi avcıyı görür, kaçamaz, uçamaz. Başını kuma sokar, tâ görünmesin. O da başını gaflete sokar, tâ ölüm ve zeval ve firak onu görmesin. Divanece bir muvakkat, ibtal-i his nev'inden bir çare bulur. Çünkü meselâ: Vâlide ruhunu feda ettiği evlâdını daima tehlikelere maruz gördükçe titrer. Ve pederini ve kardeşini eksik olmayan belalardan kurtaramayan evlâtlar, daim bir keder, bir korkaklık hisseder. Buna kıyasen, bu dağdağalı kararsız hayat-ı dünyeviyede o mes'ud zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karabet dahi, hakikî sadakati ve samimî ihlası ve garazsız bir hizmeti ve bir muhabbeti vermez. Ahlâk o nispette küçülür, belki sukut eder. Eğer âhirete iman o haneye girse, birden ışıklandıracak, ortalarındaki münasebet ve şefkat ve karabet ve muhabbet kısacık bir zaman ölçüsüyle değil, belki dâr-ı âhirette ve saadet-i ebediyede dahi o münasebetlerin devamı ölçüsüyle samimî hürmet eder, sever, şefkat eder, sadakat eder, kusurlarına bakmaz gibi ahlâk yükselir. Hakikî insaniyet saadeti o hanede inkişafa başlar.

Bu manalar Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin Risale-i Nur Külliyatı'nın tamamına bakılarak alınmıştır. Muhabbetsiz bir hürmetin veya hürmetsiz bir muhabbetin surî olacağı, gerçekçi olamayacağı, eksik bulunacağını söyleyebiliriz. Bediüzzaman Hazretleri'nin hem gençlikte hem de yaşlılıkta muhabbet ve hürmet kelimelerini kullandığını görüyoruz. Hatta ayırım yapmaksızın, yaşlılıkta bu iki kelimenin eşler arasında daha da güçlenmesi gerektiğini söylemektedir.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız