Soru

Cesedin Çürümemesi

Uzun yıllar önce ölen birisi bir sebeple mezarından çıkarıldığında cesedin bozulmadığının görülmesi, ama çıkarıldıktan sonra çürümeye başlamasının sebebi ne olabilir? Ayniyle vaki bir olaydır.

Tarih: 20.01.2021 10:48:49
Okunma: 746

Cevap

 

İman ettiğimiz esaslardan birisi hiç şüphesiz insanın topraktan yaratılmış olduğu gerçeğidir. Allah u Teâlâ, insanoğlunu topraktan yaratmış ve yine topraktan besleyip büyütmüştür. İnsan vefat ettiğinde de yine özüne yani toprağa dönecektir. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” (Tâhâ, 20/55)

Rabbimiz Allah (cc), insanı hakir bir damla sudan (nutfeden) kolaylıkla yarattığı gibi, hikmeti gereği dilediği kullarının cesetlerini de toprağın altında çürümeden muhafaza etmeye muktedirdir.

1- Cenâb-ı Hakk’ın kabir hayatında cesetlerini çürütmeyerek müstesna bir ihsanda bulunduğu kullarının başında hiç şüphesiz ‘’Peygamberler’’ gelir.

Nitekim Evs bin Evs’ten rivâyet edildiğine göre Resûlullah Efendimiz:

“–Günlerinizin en fazîletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salât ü selâm getiriniz. Zira sizin salât ü selâmlarınız bana arz edilir.” buyurunca, ashâb-ı kirâm:

“–Yâ Resûlâllah! Vefât ettiğin ve Sen’den hiçbir eser kalmadığı zaman salât ü selâmlarımız sana nasıl arz edilir?” diye hayretle sordular.

Bunun üzerine Efendimiz, Cenâb-ı Hakk’ın peygamberlerine olan husûsî ikramını şöyle ifâde buyurdular:

“–Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı.” (Ebû Dâvûd, Salât, 201/1047, Vitir 26; Bkz. Nesâî, Cuma, 5)

Bu ve buna benzer sahih rivayetlerden anlıyoruz ki, Allah (cc) Peygamberlerin cesetlerini çürütmeyerek ter ü tâze muhâfaza etmektedir.

2- Toprakta cesetleri çürümeyen bir diğer nurânî sınıf ise ‘’şehitlerdir.’’

Evet, Allah yolunda maddi ve manevi cihâd ederken ölen/öldürülen seçkin kullara yani şehitlere  hususi ihsanlarda bulunulduğunu yüce Rabbimiz şöyle bildiriyor:

“Allah yolunda öldürülen (şehid)leri sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allâh’ın, lûtuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde Rab’leri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan (şehid kardeşlerine) de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.” (Âl-i İmrân, 3/169-170)

Evet, geçmişten günümüze şehitlerin bedenlerinin ilk günkü gibi sapasağlam olduğuna dair o kadar nakiller ve canlı müşâhedeler var ki en ufak bir şüpheye yer kalmamaktadır. Sayısız örneklerinden iki tanesini aktaralım:

‘’Hazret-i Âişe’nin odasının duvarı, Velid bin Abdülmelik zamanında Efendimiz ve arkadaşlarının kabirleri üzerine yıkılmıştı. Duvarı tekrar inşâ etmeye başladılar. O esnâda bir ayak ortaya çıktı. Herkes dehşete düştü ve korktu. Onu Resûlullah Efendimiz’in mübarek ayağı zannettiler. Bunu bilen birini de bulamadılar. Urve bin Zübeyr oraya gelip:

“–Hayır, vallâhi bu Resûlullah’ın mübarek ayağı değildir, bu ancak Hazret-i Ömer’in ayağıdır.” dedi. (Buhârî, Cenâiz, 96)

Bir başka hadiseyi Câbir bin Abdullah şöyle nakleder:

‘’Uhud Harbi’nden önceki gece, babam beni yanına çağırdı ve ‘’Nebî’nin sahâbîlerinden ilk şehît edilecek kişinin ben olacağımı sanıyorum. Resûlullah hâriç, benim için geride bırakacağım en kıymetli kişi sensin. Borçlarım var, onları öde! Kardeşlerine dâimâ iyi davran!’’ dedi.

Sabahleyin babam ilk şehît düşen kişi oldu. Bir başka şehîd ile birlikte onu bir kabre defnettim. Sonra onu bir başkasıyla aynı kabirde bırakmayı içime sindiremedim.

Altı ay sonra onu kabirden çıkardım. Bir de ne göreyim; kulağının bir kısmı hâriç, bütün vücudu kendisini kabre koyduğum günkü gibiydi. Onu yalnız başına bir mezara defnettim. (Buhârî, Cenâiz, 78)

Cesedi çürümeyen seçkin kullar elbette Peygamberler ve şehitlerle sınırlı değildir. Rabbimiz dilerse, ömrünü takva üzere salih amellerle geçiren razı olduğu kullarının da cesetlerini çürütmez. Bu husus tamamen Rabbimizin takdiri ve hikmetine bağlıdır. Mülk Allah’ındır ve Allah (cc) mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.

Son olarak Firavun’un da cesedinin çürü(tül)mediğini biliyoruz. Tüm insanlığa ibret olmak üzere ilahlık iddiasında bulunan Firavun’un 3000 yıllık cesedinin hiç bozulmadan secde eder vaziyetteki ibretlik hali Londra British müzesinde sergilenmektedir. Mucizeler mahzeni olan Kur’ân’da bu ibretlik hadise şöyle bildirilmektedir:

“(Ey Fir'avun!) Bugün artık senin (boğulan) cesedine necat (kurtuluş) vereceğiz(sâhile atacağız) ki arkandan gelenlere bir ibret olasın!” Ve şübhesiz ki insanların çoğu, âyetlerimizden gerçekten gafil kimselerdir.’’ (Yunus, 10/92)

Mezardan sağlam olarak çıkarılan bedenin daha sonra çürümesi meselesinin ise bilimsel olarak çok farklı sebepleri olabilir. Haliyle bu meselede alanında uzman Tıp doktorlarına müracaat etmek en doğrusu olacaktır. Bu itibarla sağlam cesedin çürümesine dinen bir anlam yüklememiz doğru olmayacaktır. Yüce Rabbimizin hikmeti gereği, bazı kullarına hususi muamelede bulunması ise bahsimizden hariçtir.

Netice itibariyle yüce Rabbimiz dilediği kullarının cesetlerini çürütmeden muhafaza eder, dilediği kullarının cesetlerini ise çürütür. Hakîm olan Allah (cc) en doğrusunu bilir.

 


Yorum Yap

Yorumlar