İlgili kısım şu şekildedir:
Sizin zaman-ı Âdem'den beri (as) hem rûhânîlerle hem bizimle görüşmenizin yüz tevâtür kuvvetinde hâdiseleri var. Ve bizim ve rûhânîlerin vücûdlarına ve ubûdiyetlerine delâlet eden hadsiz emâreler ve deliller var. Ve biz âhiret salonlarında ve bazı dâirelerinde gezdiğimizi, birbirimize mutâbık olarak sizin kumandanlarınız ile görüştüğümüz zaman söylemişiz. Ve dâimâ söylüyoruz. Elbette bu gezdiğimiz bâkî ve mükemmel salonlar ve arkalarında tefrîş ve tezyîn edilmiş saraylar ve menziller, hiç şübhemiz yoktur ki, gayet ehemmiyetli misafirleri o yerlerde iskân etmek üzere bekliyorlar. Size kat‘î beyân ediyoruz, diye suâlimize cevap veriyorlar.1
Melekler, âhiret âlemiyle ilgili makamlarda, dairelerde ve menzillerde vazifeli olarak bulunurlar. Yani onlar, insan gibi sadece dünya ile sınırlı değil; beka âlemine bakan sahalarda gezer, vazife görür ve o âlemleri bilirler. Melekler, âhiretin varlığını ispat noktasında Peygamberler ile görüşmüş, onlara âhiretin varlığı hakkında bilgi vermişlerdir. Melekler kesin bir şekilde âhiretin varlığını bizlere haber vermiş, âhirette hazırlanan saraylar ve menziller ehemmiyetli misafirlerini beklemektedir.
Hulâsa olarak melekler, âhiret yurdunun bazı dairelerini bilen ve oralarda vazife gören Allah'ın birer memurları ve şerefli kullarıdır. Peygamberlerle görüşmelerinde de o âlemlerin varlığını birbirine uygun şekilde haber vermişlerdir. Bu sebeple onların şehâdeti, âhiretin varlığına kuvvetli bir delildir.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 30.

