Kardeşlik ve İhlası Esas Alan Bir İletişimRisale-i Nur talebesi, kardeşlik ruhunu merkeze alan ve ihlâsı önceleyen bir iletişim dili benimsemelidir. Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur dairesi içinde iman hizmeti için bir araya gelenleri hakikî kardeşler olarak tarif etmiş ve bu kardeşliğin ölçülerini açıkça şöyle ortaya koymuştur:Zâten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürîd mâbeynindeki vâsıta değildir. Belki hakîkî kardeşlik vâsıtalarıdır. Olsa olsa bir üstâdlık ortaya girer. Mesleğimiz halîliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir. Hıllet ise, en yakın dost; ve en fedâkâr arkadaş; ve en güzel takdîr edici yoldaş; ve en civânmerd kardeş olmak iktizâ eder. Bu hılletin üssü'l-esâsı , samîmî ihlâstır.1Hazreti Üstadın bu ifadelerine göre iletişim dilinde;- Yakınlık, samimiyet ve fedakârlık esas alınmalıdır.- Kırıcı, incitici ve küçültücü ifadelerden kaçınılmalıdır- Kardeşler birbirini takdir etmeli, taltif etmeli, tebrik etmeli ve desteklemelidir. Zira dost, dostunu incitmez; kardeş, kardeşinden bin hata da görse gücenmez. Kusurlar büyütülmez, muhabbet her daim korunur.2. Tenkid ve Rekabetten Uzak Duran Bir İletişimBediüzzaman Hazretleri, kardeşler arası iletişimde tenkit, rekabet ve üstünlük kurma gibi ihlâsa zarar veren ve kardeşliği kıran tutumlara dikkat çekerek kaçınmak gerektiğini şu ifadelerle beyan eder.Bu hizmet-i Kur'âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkîd etmemek ve onların üstünde fazîletfurûşluk nev'inden gıbta damarını tahrîk etmemektir. Çünkü nasıl, insanın bir eli, diğer eline rekābet etmez. bir gözü, bir gözünü tenkîd etmez. dili, kulağına i'tirâz etmez. kalb, rûhun ayıbını görmez. belki birbirinin noksânını ikmâl eder. kusûrunu örter. ihtiyâcına yardım eder. vazîfesine muâvenet eder. Yoksa o vücûd-u insânın hayatı söner, rûhu kaçar, cismi de dağılır.2Bediüzzaman Hazretlerine göre iman hizmeti içerisinde bulunan her fert, manevi bir şahsın parçaları hükmündedir. Nasıl ki vücudun organları, hücreleri birbirleriyle kavga etmez, kusur görmez, eleştirip düşmanlıkta bulunmaz. Aksi halde vücut bütünlüğü bozulur herkes zarar görür. Dolayısıyla Risale-i Nur hizmetinde de;- Eleştirmek yerine tamamlayıcı olmak- Üstünlük yarışı yerine hizmet birlikteliğini korumak- Kusur aramak yerine kusur örtmek- Rekabet ve yarış yerine yardımlaşmayı esas almak gerekmektedir.3. Kırılmalara Karşı Fedakâr ve Yapıcı Tavır Alan Bir İletişimNur Talebeleri arasında zaman zaman nefis ve şeytanın vesveselerinden, psikolojik yorgunluktan veya yanlış anlamalardan/anlaşılmalardan doğan kırıcı sözler veya davranışlar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda Bediüzzaman Hazretleri son derece hassas bir ölçü koyarak fedakar bir tavrı şöyle sergilemektedir.Kardeşlerimden ricâ ediyorum ki, sıkıntıdan veya rûh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desîselerine kapılmaktan veya şuûrsuzluktan, arkadaşlardan sudûr eden fenâ ve çirkin sözlerle birbirinize küsmeyiniz ve haysiyetime dokundu! demeyiniz. Ben o fenâ sözleri kendime alıyorum. Damarınıza dokunmasın. Bin haysiyetim olsa, kardeşlerimin mâbeynindeki muhabbete ve samîmiyete fedâ ederim.3Bediüzzaman Hazretlerinin bu tavrı bizlere hizmet içi iletişimde;- Hemen alınmamayı- Küsmeyi değil muhafazayı- Muhabbeti şahsî izzetin önüne koymayı- Hizmetin selâmetini merkeze almak gerektiğini göstermektedir.4. Müsbet Hareketi Önceleyen Bir İletişimBediüzzaman Hazretleri talebelerine Risale-i Nur'un bir çok yerinde müsbet hareketi ders vermektedir. Kısaca müsbet hareket; emniyet ve asayişi bozmaksızın, başkalarına ilişmeden, münazara ve tartışma ortamından kaçınarak, Cenab-ı Hakk'a tevekkül edip sabır ve tahammülle kendi hizmetiyle meşgul olmaktır.Bir Nur Talebesi, kendi hizmetine olan muhabbetle vazifesine devam etmelidir. Başkalarını ve onların hizmetlerini küçük görmek ve tahriklere kapılarak münakaşada bulunmak, Risale-i Nur hizmetine uygun düşmemektedir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri, "bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. menfî hareket değildir" der ve şu yol gösterici ifadeleri kullanır,Hasan Âtıf kardeşimizin bir mektûbundan anladık ki, orada perde altında fa'âliyetini durdurmak için bazı hocalar, bir kısım tarîkate mensûb adamları vâsıta edip fütûr veriyorlar. Hâlbuki mesleğimiz, müsbet hareket etmektir. Değil mübâreze, belki başkaları düşünmeye de mesleğimiz müsâade etmiyor.4Yine başka bir mektubunda dahilde yani Müslümanlar arasında asayiş ve huzurun temini için müsbet hareketin önemini şu sözlerle vurgulamaktadır.Hâricî tecâvüze karşı kuvvetle mukābele edilir. Çünkü düşmanın malı, çoluk çocuğu ganîmet hükmüne geçer. Dâhilde ise öyle değildir. Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde, ma'nevî tahrîbâta karşı ma'nevî, ihlâs sırrı ile hareket etmektir. Hâriçteki cihâd başka, dâhildeki cihâd başkadır.5Dolayısıyla başkaları olumsuz ve zarar verici davranış ve hallerde bulunsalar dahi Risale-i Nur talebeleri, mümkün mertebe bu menfi ve bozucu tahriklere kapılmadan, sadece kendi meslekleriyle meşgul olmalıdır. Zira bir Nur Talebesi İslamiyet dairesi içinde hangi meşrebde olursa olsun, Müslümanlar arasında muhabbete, kardeşliğe ve birliğe vesile olacak mukaddes bağlar bulunduğunun farkındadır. Müslümanları birbirinden uzaklaştıran, birbirine soğutan, birlik ruhunu dağıtan, ayrılığa sebep olan menfî şeylerin her zaman karşısında olmuşlardır.Bir nur talebesi iletişim halinde bulunduğu hizmet arkadaşına, talebesine yahut herhangi bir kardeşine karşı söylemlerinde, davranışlarında veya tavırlarında "benim bu söylemim, tepkim veya halim yapacağım hizmete katkı sağlıyor mu yoksa zarar mı veriyor?" iç muhasebesini her daim yapmalı ve ona göre hareket etmelidir. Ta ki müsbet hareket ederek ihlası ve kardeşliği muhafaza edebilsin.5. Şefkatli ve Kibar Bir İletişimÜstad Bediüzzaman Hazretleri, Nur Talebelerinin, Risale-i Nur'un yumuşak, mülayim, tatlı ve kibar olan iletişim dilini esas edinmelerini şu şekilde ifade etmektedir:Risale-i Nur'un mesleği, nezihâne ve nazikâne ve kavl-i leyyindir.6Bu düstur gereği:- Yargılayıcı değil, ikna edici bir dil kullanmak,- Dayatmacı, korkutucu ve ümitsizliğe sevk eden söylemlerden kaçınmak,- Şefkat, sabır ve merhameti esas almak, öne çıkmaktadır.Her Nur Talebesi, insanlara bir iman doktoru hassasiyetiyle yaklaşmalı; hastayı suçlamak yerine tedaviye odaklanmalıdır. Kişilerin değil davranışların kötülüğünü göz önünde bulundurarak; tenkid etmeden, yargılamadan, karalamadan hakikati kibar ve yumuşak bir üslupla anlatmalıdır. Muhatabın şahsiyetine değer verip, hak ve batılın sonuçlarını aklen izah ederek onları ikna etmeye çalışmalıdır.Ayrıca BakınızEtkili Tebliğ ve Doğru TemsilMüsbet HareketKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 170Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 167Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 311Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c. 4 s. 552Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 185