RİSALE-İ NUR

20.09.2013

6729

Vahşî Hayvanların Avlanması Caiz Değilse Neden Böyle Yaratıldılar?

Üstad Bediüzzaman, risalelerde vahşi hayvanların masum hayvanları yemesinin caiz olmadığını beyan ediyor. Lakin belgesellere ve hayvanın yapısına dikkat edildiğinde, mesela aslanın fıtratı gereği yakalamak ve öldürmek için olduğu anlaşılıyor. Hâl böyleyken koşmak ve yakalamak için yaratılmış bir hayvanın bunu yapmasının caiz olmadığını söylemek zahiren tezat gözüküyor. İşin hakikatini açar mısınız?

27.09.2013 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Allah Hakîm’dir; her işinde çok hikmetler vardır. Yırtıcı hayvanlara diş, pençe, tırnak ve sürat verilmesi, yalnız canlı hayvanları avlamaları için değildir. Bu uzuvların bizim bilmediğimiz başka hikmetleri de vardır. Ayrıca ölü hayvanları parçalayarak yemeleri için de bu diş ve pençelere ihtiyaç vardır.

Sorunuzun Cevabını Birkaç Maddede Açıklayalım

  1. Kâinatta görünen bu mücadele bütünüyle hikmetsiz değildir. Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:

    Atmaca kuşunun serçelere saldırması, görünüşte İlâhî rahmete uygun gelmez. Hâlbuki serçe kuşunun kabiliyeti, o saldırma ile inkişâf eder.1

    Yani yırtıcı hayvanların varlığı, başka hayvanların kaçma, korunma ve dikkat gibi kabiliyetlerinin gelişmesine de vesile olur.

  2. Yırtıcı hayvanlara saldırı ve avlanma vasıtaları verildiği gibi, diğer hayvanlara da korunma vasıtaları verilmiştir. Kimi hayvana sürat, kimine saklanma kabiliyeti, kimine de kendini savunma imkânı verilmiştir. Bu da umumî dengenin bir parçasıdır.

  3. Yırtıcı hayvanlar her zaman diri ve sağlam hayvanlara saldırmaz. Çoğu zaman leşle beslendikleri, bazen de hasta, zayıf veya yaralı hayvanlara yöneldikleri görülür. Bu da tabiattaki dengenin korunmasına hizmet eden bir durumdur.

  4. Bir hayvana diş, pençe ve kuvvet verilmiş olması, o hayvanın bunları her zaman aynı şekilde kullanmasının asıl maksat olduğunu göstermez. İnsan da kendisine verilen kabiliyetleri bazen doğru, bazen yanlış yerde kullanabilir. Hayvanların da kendilerine mahsus fıtrî hareketleri vardır. Bu sebeple onlara verilen cihazlardan hareketle tek bir sonuca varmak doğru olmaz.

  5. Zaruret hâli de ayrıca düşünülmelidir. Nasıl insan bazı zaruret hâllerinde farklı hükümlere tâbi olabiliyorsa, yırtıcı hayvan da rızkını bulamadığında önüne çıkan imkâna yönelir. Önce leşle veya zayıf avla beslenmesi, bu mümkün olmazsa canlı av peşine düşmesi, hayatını devam ettirme çerçevesinde anlaşılabilir.

    Netice olarak, aslan gibi vahşi hayvanların avlanmaya uygun yaratılması ile canlı hayvanları yemelerinin hoş görülmemesi arasında gerçek bir tezat yoktur. Çünkü bu hayvanlara verilen cihazlar yalnız avlamak için değil, başka hikmetler, tabiattaki denge, savunma ve canlılardaki kabiliyetlerin inkişafı için de verilmiştir. İnsan, yalnız görünen şekle bakınca tezat zannedebilir; fakat meselenin arkasında çok yönlü hikmetler vardır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 90.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız