RİSALE-İ NUR

05.10.2022

1447

Sahret Taşı

On birinci meselede hadis-i şerifte geçen "sevr ve hut" tabirinin iki meleğin ismi olduğu şeklinde izah yapılırken bu iki meleğe bir nokta-i istinad olarak "sahret" namında cennetten getirilen bir taştan bahsediliyor. Bu taş ne manada o iki meleğe bir nokta-i istinad oluyor? Aynı zamanda bu taşın fani olan kürre-i arzımıza baki bir temel taşı olduğunu söylüyor? Bu cümleden kasıt nedir, izah eder misiniz? Bir de yine bu sahret taşının ileride baki cennete bir kısmını devredeceğine dair işareti olan bir madde ve bir hakikat olduğu ifade edilmiş. Bu ifadelerden kasıt nedir?

13.10.2022 tarihinde soruldu.

Cevap

Sorunuzla ilgili izaha geçmeden önce sorunuzla alakalı olan kısmın orjinal metnini buraya aktarıyoruz.

Mesela, felsefenin ruhsuz kanunları pek karanlık ve vahşetli gösterdikleri hilkat-ı arziye ve vaziyet-i fıtriyesini, bu meyve ile nurlu, ünsiyetli bir tarzda “Sevr” ve “Hût” namlarındaki iki meleğin omuzlarında yani nezaretlerinde ve cennetten getirilen ve fâni küre-i arzın baki bir temel taşı olmak yani ileride baki cennete bir kısmını devretmeye bir işaret için “sahret” namında uhrevî bir madde, bir hakikat gönderilip Sevr ve Hût meleklerine bir nokta-i istinad edilmiş diye Benî İsrail’in eski peygamberlerinden rivayet var ve İbni Abbas’tan dahi mervîdir.1 

Bu ifadelerden anlaşıldığına göre sahret taşı kürre-i arzın oluşmasında tabir-i caizse bir harç, öz vazifesi görmüştür. Bununla beraber Sahret taşı cennetten geldiğine göre bir nevi bekaya mazhardır. Bu ise dünyanın fenasıyla beraber yok olmayacağını, içerisinde barındırdığı beka hakikatiyle dünyanın bir kısmını ahirete aktaracağı ifade edilmektedir.

Sahret taşının dayanak noktası olması hususunda Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurmaktadır;

Maatteessüf bu kudsi mana, mürûr-u zamanla bu teşbih, avamın nazarında hakikat telakki edilmekle aklın haricinde bir suret almış. Madem melekler havada gezdikleri gibi, toprakta ve taşta ve yerin merkezinde de gezerler; elbette onların ve küre-i arzın üstünde duracak cismani taş ve balığa ve öküze ihtiyaçları yoktur.2 

Yukarıdaki parağraftan anlaşıldığı gibi bu ifade teşbihtir.(benzetmedir). Zamanın geçmesiyle halk arasında gerçek olarak anlaşılıp , nakledilmiştir. Parağraftaki ifade gayet nettir. Elbette onların ve küre-i arzın üstünde duracak cismani taş ve balığa ve öküze ihtiyaçları yoktur.

Noktayı istinad(dayanak noktası ) meselesi Meleklerin kürre-i arza nezaretleri esnasında ,karargahları ve merkezleri şeklinde anlaşılmaktadır. 

  1. Bediüzzaman ,Asayı Musa ,Hayrat Neşriyat ,Isparta ,2016, s.72

  2. Bediüzzaman ,Asayı Musa ,Hayrat Neşriyat ,Isparta ,2016, s.72


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız