5.091
SABRIN ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
Sevgili Peygamberimiz sabrı üçe ayırmaktadır:"Sabır üçtür. Musibete karşı sabır, taat üzerine sabır, masiyetten sabırdır. Kim musibete sabrederse ve onu Allah'tan geldiğini düşünerek güzel bir şekilde karşılarsa Allahu Teala ona üç yüz derece verir ki her bir derecenin arası yer ile gök arası kadardır. Kim itaat üzere sabrederse Allahu Teala ona altı yüz derece verir ki her bir derece arası yerin üst sınırından yedi tabaka altına kadardır. Kim masiyete sabrederse Allahu Teala ona dokuz yüz derece verir ki her bir derecenin arası yerden arşa kadardır."1Üstad Bediüzzaman Hazretleri sabrı üç kısma ayırır. Ona göre üç çeşit sabır vardır:İşte ey sabırsız nefsim! Sen üç sabır ile mükellefsin. Birisi, tâat üstünde sabırdır. Birisi, ma'siyetten sabırdır. Diğeri, musibete karşı sabırdır. 2 1. İBADET/TAAT ÜZERİ SABIRİbâdet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbûbiyete kadar çıkarıyor. En büyük makam olan ubûdiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor. 3 İbadet üzerine sabır, kulun namaz, oruç, zekât gibi Allah'ın emrettiği ibadetleri sebatla, ihlâsla ve devamlılıkla yerine getirmesi; nefsin tembelliğine, şeytanın vesvesesine ve dünyanın meşgalesine rağmen kullukta sebat etmesidir. Bu sabır, ibadetleri sadece alışkanlıkla değil, tam bir huzur ve huşu içinde yapabilmeyi sağlar. Zira Allah'a kulluk, insanın yaratılış gayesidir.(Ben) cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım!4 Ayeti bu gayeyi vurgular. Bu gayeye sabırla bağlı kalmak, kulun Rabbine olan sevgisini ve teslimiyetini gösterir. İşte bu tür sabır, kişiyi makam-ı mahbûbiyet, yani Allah'ın sevdiği kullar derecesine yükseltir. Çünkü sabırla yapılan ibadet, kalbi saflaştırır, imanı kuvvetlendirir ve kulun Rabbine olan yakınlığını artırır. Bu hâl, ubûdiyet-i kâmile, yani en mükemmel kulluk mertebesine yönelten bir yoldur. Böylece mümin, sabırla ibadet ettikçe, hem dünya hem âhiret saadetine yaklaşır; Allah'ın rızasına mazhar olma şerefine erişir.Mesela, yaz aylarına denk gelen Ramazan ayında oruç tutmak zordur. Günler uzun, hava da sıcaktır. Bundan dolayı açlık ve susuzluğa dayanmak zor olur. İşte tam da burada taat üzere sabır lazımdır. Yani kişinin uzun ve sıcak günlerde oruç tutmak üzere sabır etmesi gerekir. Hem mesela sabah uykudan uyanmak, abdest almak ve namaz kılmak nefse zor gelir. Nefse ağır gelen bu şeyi yapmak ve her sabah devam ettirmek taat üzere sabır örneğidir.2. MASİYETE/GÜNAHLARA KARŞI SABIRMa'siyetten nefsini çekip sabretmektir. Şu sabır takvâdır. اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ sırrına mazhar eder. 5 Ma'siyetten nefsini çekip sabretmek, kulun haramlardan ve günah yollarından nefsini koruması, onu Allah'ın emir ve yasakları karşısında dizginlemesi demektir. Bu sabır, takvanın tezahürüdür. Zira takvâ, Allah'ın rızasına uygun yaşamak, O'nun emirlerini titizlikle yerine getirmek ve nehyettiği şeylerden büyük bir hassasiyetle uzak durmaktır. Nefsini günah işlemeye meylettiğinde tutan kimse, Allah korkusunu kalbinde taşıyan gerçek mümindir. Böyle bir kimse, اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ 6 (Şüphesiz Allah, takvâ sahipleriyle beraberdir) sırrına mazhar olur; Allah'ın muhafazası, inayeti ve yardımına nail olur. Çünkü Cenâb-ı Hak, haramlardan sakınmakta sebat eden kulunun yanındadır; onu hem dünyevî hem uhrevî felâketlerden emin kılar. Dolayısıyla ma'siyetten uzak durma, kulun kalbini nurlandırır, imanını kuvvetlendirir ve onu Rabbine yaklaştırır.Mesela, bir kimsenin haram olan bir şeyi yememek için tahammül göstermesi, karşı cinse bakmamak için başını çevirmesi, kumar, içki ve faiz gibi günahları işlememek için gayret göstermesi masiyet üzere sabır örneklerindendir.3. MUSİBETLERE KARŞI SABIRMusibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslîmdir. اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ ٭ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ şerefine mazhar ediyor. Ve sabırsızlık ise, Allah'dan şikâyeti tazammun eder. Ve ef'âlini tenkîd ve rahmetini ithâm ve hikmetini beğenmemek çıkar. 7 Musibetlere karşı sabır demek, kulun başına gelen bela, hastalık, kayıp ve sıkıntılar karşısında sarsılmadan, Rabbine tam bir teslimiyetle yönelmesi, kaderin her hükmünü hikmetle kabul etmesidir. Böyle bir sabır, tevekkül ve teslîmiyetin en güzel göstergesidir. Çünkü mümin bilir ki, başına gelen her şey Allah'ın takdiriyle, rahmetiyle ve hikmetiyle vuku bulur. O hâlde sabır, sadece acıya katlanmak değil; Allah'ın hükmünü güzel görmek, O'na güvenip gönül huzuru içinde rıza göstermektir. Kur'ân-ı Kerîm'deاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ 8 “Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever” veاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ 9 “Şüphesiz Allah sabredenleri sever”Buyrularak, sabır ve tevekkül ehlinin Allah'ın sevgisine mazhar olduğu bildirilmiştir. Buna karşılık sabırsızlık ise, kaderden razı olmamak, Rabbimizin hikmetini beğenmemek demektir; bu hâl, gizli bir şikâyet mânâsı taşır ve Allah'ın fiillerini, rahmetini ve hikmetini beğenmemek gibi tehlikeli bir manayı içinde barındırır.Gerçek mümin ise her hâlinde Rabbim bilir, O'nun takdiri en hayırlıdır diyerek kalbini sükûnete erdirir. Başına gelen her musibeti bir imtihan, bir arınma vesilesi olarak görür. Çünkü bilir ki, sabırla geçirilen her zorluk günahlarına kefaret olur, kalbini temizler ve onu Rabbine daha da yaklaştırır. Böyle bir sabır, kulun imanındaki olgunluğu gösterir; sabreden kul, Allah'ın rızasına, rahmetine ve sevgisine nail olur. Zira musibet anında sabır göstermek, yalnızca dayanmak değil; Allah'a tam teslimiyetle yönelip O'nun hükmünü güzelce karşılamak, Rabbim beni terbiye ediyor diyebilmektir. İşte bu hâl, hakikî kulluğun ve ihlâsın en parlak tezahürüdür.Mesela, uzun süre ağrılı bir kansere karşı tahammül gösterip isyan etmemek, şikayet etmemek musibete karşı bir sabır örneğidir. Buna karşı ah, of etmek, ben ne ettim de başıma geldi demek, beni mi buldu gibilerden söylenmek sabırsızlıktır. Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur:"Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir veya sabır musibetin ilk darbesine karşıdır" denilerek bu sabra işaret edilmiştir.10Ayrıca BakınızKUR'AN'DA, HADİSLERDE VE RİSALE-İ NUR'DA "SABIR"SABIR KUVVETİNİ DAĞITMAKSABIR VE TAHAMMÜLKaynakçalarSuyutî, el-Câmiu's-Sağîr, 2/80Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.95Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.124Zariyat, 51/60Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.124Bakara, 2/194Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.124Âl-i İmrân, 3/109Âl-i İmrân, 3/146Buhârî, Cenâiz, 32

