7
test1
Ntest açıklamasıaasd1aAsdasdasd qwek

7
Ntest açıklamasıaasd1aAsdasdasd qwek
5.987
Musibet sözlükte, “insanın genellikle kendi iradesi dışında ve beklemediği şekilde karşılaştığı durum” demektir. Daha çok hastalık, kıtlık, zarar ziyan, yangın, deprem gibi âfetler; sevilen birinin ölümü gibi ağır sıkıntı veren hâller için kullanılır.1İnsana, genç olsun ihtiyar olsun, yaradılışın hikmetinden dolayı yaşamı boyunca musibet ve hastalıklar isabet eder. Bu, kulluğun bir gereğidir. Kişi kendisine uğrayan musibet ve hastalıklar sebebi ile bir takım kazanımlar elde eder. Buna şöyle bir örnek verebiliriz: Eğitim kurumlarında yapılan sınavlar seviye belirlemek için gereklidir ve öğrenmeye bir araçtır. Aynen öyle de bizi bu dünyaya gönderen Rabbimiz, içimizdeki potansiyelin ortaya çıkması ve yaradılış amacımızı öğrenmemiz için bizleri bazı imtihanlara tabi tutar. Yani bize musibet ve hastalıklar gönderir. Bunun neticesinde de kendisini bize tanıtır. Bizler acıktığımızda Rabbimizin Rezzâk ismini hatırlıyor ve anlıyorsak, hasta olduğumuzda da Rabbimizin Şâfî ismini anlarız. Ona olan ihtiyacımızı fark eder, bizi var eden Rabbimizi daha iyi tanırız. Musibet ve hastalıkların çocuklara gelmesinin de birçok amacı vardır. Bu konu ile alakalı olarak Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:Ma'sûm çocukların hastalıkları, o nâzik vücûdlara bir idmân ve bir riyâzettir. ve ileride dünyanın dağdağalarına mukāvemet verdirmek için bir şırınga ve bir terbiye-i Rabbâniye gibi, çocuğun hayât-ı dünyeviyesine âit çok hikmetlerle beraber, hayat-ı rûhiyesine ve tasaffî-i hayatına medâr olacak » büyüklerdeki keffâretü'z-zünûb yerine« ma'nevî ve ileride veyahut âhirette terakkıyât-ı ma'neviyesine medâr şırıngalar nev'indeki hastalıklarından gelen sevâb, peder ve vâlidelerinin defter-i a'mâline ve bilhassa sırr-ı şefkatle çocuğun sıhhatini kendi sıhhatine tercîh eden vâlidesinin sahîfe-i hasenâtına girdiği, ehl-i hakîkatçe sâbittir.2Yani her çocuk ileride yetişkin olacak ve hayatın yükünü sırtında taşımaya başlayacaktır. Bu nedenle çocuklara gelen musibet ve hastalıklar, ileride karşılaşacakları zorluklara karşı bir ön idman gibidir. Çocuklar bu hâllerle mücadele ettikçe hem dünya hem de ahiret yönünden daha da güçlenirler. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:Sizi mutlakā biraz korku ve açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsûllerden bir noksanlık ile imtihân edeceğiz. (Ey Resûlüm!) O hâlde sabredenleri (Cennetle) müjdele!3Bu âyetin müjdesiyle kişi, kendisine gelen musibetlere karşı sabır ve mücadele gösterdiğinde çok güzel sonuçlar elde edebilir.Sonuç olarak musibetler, insana boş bir zorluk için değil olgunlaştırmak, sabrı öğretmek ve Rabbini daha iyi tanımasını sağlamak için vardır. Özellikle çocuklara gelen sıkıntılar, onların hem dünya hayatına hem de ahiret yolculuğuna daha güçlü hazırlanmasına vesile olur.KaynakçalarMustafa ÇAĞRICI, ''Musibet'',TDV İslâm Ansiklopedisi, 2020, Ankara, c.31, s.255Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.228Bakara 2 / 155
11.718
Son zamanlarda kitap kafelerde kapalı insanların da nargile içtiklerine şahit oluyoruz. Nargilenin fıkhen hükmü nedir?
18.313
MehdiSözlükte “doğru yolu bulmak; yol göstermek, rehberlik etmek” anlamındaki hüdâ (hedy, hidâyet) kökünden türemiş bir sıfat olup “hidayete erdirilmiş, kendisine doğru yol gösterilmiş kişi” demektir. 1 İslam'da mehdi; Soyu Peygamberimize (sav) dayanan, kıyametin kopmasına yakın zamanda ortaya çıkıp dünyadaki zulüm ve sapkınlığın yerine hak ve adaleti hakim kılacak, insanlara iki dünya saadeti sağlayacak lider ve kurtarıcı olan kimsedir.Hadîslerde MehdiPeygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi'den geniş ve ayrıntılı şekilde bahsederek onun kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne geleceğini; 2 Hz. Îsâ (a.s.) ile birlikte hareket edeceğini ve Hz. Îsâ (as)'ın onun arkasında namaz kılacağını; 3 Müslümanların hidayetine vesile olacağını, olağan üstü bir mânevî ve ilmî donanıma sahip olacağını ve kendisinin bir gecede ıslah olup insanların hidayetine son derece hızlı bir şekilde vesile olacağını; 4 ayrıca dağınık hâlde bulunan ümmetinin başına geçerek onlara halife olacağını, zulümle dolan yeryüzünü adaletiyle dolduracağını ve onun döneminde bereket ve bolluğun artacağını, öyle ki Müslümanların zekât verecek kimse bulamayacak kadar zenginleşeceklerini ifade etmiş 5 ve o gelmeden kıyametin kopmayacağını haber vermiştir. 6Risale-i Nur'da MehdiBediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur eserlerinde Hz Mehdi (as) hakkında genişçe izahlarda bulunmuştur. O işaretlerin bir kısmını ifade edeceğiz.Âhir zamânın en büyük fesâdı zamanında, elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u a'zam olarak bir zât-ı nûrânîyi gönderecek. Ve o zât da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır.7Ahir zamanın manevi sıkıntısının en ileri seviyeye ulaştığı bir zamanda, Müslümanların en ihtiyaç duyduğu bir anda, Cenab-ı Hak elbette gerek ilmi gerek manevi alanlarda en ileri seviyeye ulaşmış olan Mehdi (as)'ı Müslümanların kurtarıcısı olarak gönderecektir. Bediüzzaman Hazretleri Mektubat eserinde Hz. Mehdi ile ilgili şöyle buyurmaktadır:Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyânı kuvvet bulacak. Birisi, nifâk perdesi altında risâlet-i Ahmediyeyi (asm) inkâr edecek Süfyân nâmında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifâkın başına geçecek. Şerîat-ı İslâmiyenin tahrîbine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevî'nin silsile-i nûrâniyesine bağlanan ehl-i velâyet ve ehl-i kemâlin başına geçecek Âl-i Beyt'ten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nûrânî, o Süfyân'ın şahs-ı ma'nevîsi olan cereyân-ı münâfıkāneyi öldürüp dağıtacaktır.8Ahir zamanda “küfür ve dinsizlik” iki ayrı yol hâlinde güç kazanacağını, birinci yolun dinsizlik akımını, kendini İslâm kimliği altında saklayacak; görünüşte Müslüman, gerçekte ise Hz. Peygamberi (asm) inkâr eden bir “münafıklık” hareketinin fiilî lideri “Süfyân” namında dehşetli bir şahısın ortaya çıkacağı ve buna karşı da Peygamber Efendimiz'in (sav) soyundan gelen Hz. Mehdi'nin onunla ve inkar ve küfür sistemiyle mücadele edeceğini ve Hz. Mehdi'nin kurmuş olduğu manevi sistemin Süfyan'ın sistemini ortadan kaldıracağını ifade buyuruyor.Bazı Nur talebeleri, Isparta'nın meşhur evliyalarından Osmân-ı Hâlidî ve Topal Şükrü Efendi'nin haberlerine dayanarak Hz. Üstad'ı âhirzamanda geleceği bildirilen Hz. Mehdi olarak nitelemişlerdir. İlgili yer için lütfen bakınız: Osmân-ı Hâlidî ve Topal Şükrü Efendi'nin İhbarıBuna karşılık Bediüzzaman Hazretleri, Mehdi (as) ve onun 3 tane vazifesi hakkında şöyle der:Ümmetin beklediği âhir zamanda gelecek zâtın üç vazîfesinden en mühimmi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan îmân-ı tahkîkîyi neşredip, ehl-i îmânı dalâletten kurtarmak cihetiyle yapılan bu en ehemmiyetli vazîfeyi, aynen bitamâmihâ Risâle-i Nûr'da görmüşler. İmâm-ı Alî (ra) ve Gavs-ı A'zam (ks) ve Osmân-ı Hâlidî (ra) gibi zâtlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zâtın makamını Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazen da o şahs-ı ma'nevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitâne bakmışlar. Bu hakîkatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübârek zât, Risâle-i Nûr'u bir program olarak neşir ve tatbîk edecek. 9Âhir zamanda beklenen zâtın en önemli görevi, tahkikî îmân hakikatlerini yayarak mü'minleri imansızlıktan kurtarmaktır. Bu vazife, tam mânâsıyla Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsinde yerine getirilmiştir; Hz. Ali (r.a), Gavs-ı Âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi büyükler de buna keşfen işaret etmiştir. Gelecekteki o mübârek zât, Risâle-i Nûr'u kendisine program yapacak.O zâtın ikinci vazîfesi: Şerîatı icrâ ve tatbîk etmektir. Birinci vazîfe, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli i'tikād ve ihlâs ve sadâkatle olduğu halde; bu ikinci vazîfe, gayet büyük maddî bir kuvvet ve hâkimiyet lâzımdır ki, tatbîk edilebilsin.10Hz. Mehdi'nin ikinci görevi, şerîatı toplumda fiilen uygulamaktır. Bunun gerçekleşmesi için ihlâs ve îmân yeterli olmayıp güçlü bir maddî kudret ve hâkimiyet gerekir: “Bu ikinci vazîfe için, gayet büyük maddî bir kuvvet ve hâkimiyet lâzımdır.O zâtın üçüncü vazîfesi: Hilâfet-i İslâmiyeyi ittihâd-ı İslâma bina ederek, Îsevî rûhânîlerle ittifâk edip dîn-i İslâma hizmet etmektir. Bu üçüncü vazîfe, pek büyük bir saltanat ve kuvvetle ve milyonlar fedâkârlarla tatbîk edilebilir.11İslâm hilâfetini, Müslümanların birliği üzerine bina edip, Hz. Îsâ (as)'ın İslam'a döndürmüş olduğu Hristiyanlarla birleşerek İslam dinine hizmet etmektir; bunun için büyük bir siyasî güç ve milyonlarca fedakâr destekçi gerekir.Birinci vazîfe, o iki vazîfeden üç-dört derece daha kıymetdardır. Fakat o ikinci ve üçüncü vazîfeler, pek parlak ve çok geniş bir dâirede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünürler.12Birinci vazîfe, diğer iki vazîfeden çok daha üstün bir değere sahiptir; fakat ikinci ve üçüncü vazîfeler gösterişli ve geniş alanlı olduklarından halk onlara daha çok önem verir.O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazîfesini birden hatıra getiriyor, yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan Nûr'daki ihlâs zedelenir.13Bediüzzaman Hazretleri talebelerine, kendisinden Mehdi (as)'ın üç vazifesini birden beklemelerini doğru bulmadığını, Risale-i Nur vasıtasıyla kendisinin ve talebelerinin, Mehdi'nin en mühim vazifesi olan “îmânları kurtarma” hizmetini gördüğünü belirterek siyaset, şeriat ve İttihâd-ı İslâm gibi büyük güç, makam ve kuvvet gerektiren sahaların nazara verilmesini uygun görmediğini ve bu üç vazifenin de tek bir şahıstan beklenmesinin doğru olmadığını ifade ediyor.Yine bu 3 vazife ile alakalı Risale-i Nur'un en önemli vazife olan "iman kurtarma" meselesini mükemmel olarak hallettiğine şöyle işaret ediyor:Mehdî-i Resûl'ün temsîl ettiği kudsî cemâatin şahs-ı ma'nevîsinin üç vazîfesi olduğu; bunların, “Îmânı kurtarmak ve hilâfet-i Muhammediye (sav) ünvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihyâ etmek; ve inkılâbât-ı zamâniye ile çok ahkâm-ı Kur'âniyenin zedelenmesiyle ve Şerîat-i Muhammediyenin (sav) kanunlarının bir derece ta'dîle uğramasıyla; o zât, bu vazîfe-i uzmâyı yapmaya çalışır. Nûr şâkirdleri birinci vazîfeyi tamamıyla Risâle-i Nûr'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazîfeleri de buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecededir diye, Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsini haklı olarak bir nevi' Mehdî telakkî ediyorlar.14Bediüzzaman Hazretleri, Mehdi (as)'ın en mühim vazifesi olan, insanların hidayetine vesile olacak “îmân kurtarma” hizmetini, Risale-i Nur eserleriyle Nur talebeleri mükemmel şekilde yerine getirdiklerini fakat şerîat ve halifelik gibi vazifeleri de beklemelerinin doğru olmadığını bir kez daha ifade ediyor.DeğerlendirmeBediüzzaman Hazretleri, hadîs-i şeriflerde Peygamberimizin (sav) soyundan geleceği bildirilen Mehdi (as)'ı ve onun vazifelerini üç ana başlıkta toplar: 1) İnsanların îmânını kurtarmak, 2) Hz. Muhammed'in (sav) şerîatını ihyâ edip hayatlandırmak, 3) Hilâfeti ve İttihâd-ı İslâm'ı tesis etmek. Bu üç vazifenin tamamının tek bir kişide toplanmasının doğru olmayacağını ifade eder. Bazı ehl-i kalp zatların kendisine Hz. Mehdi olarak işaret etmeleri ve Risale-i Nur'un, felsefeden gelen Allah'ı inkâr fikrine karşı ortaya koyduğu kuvvetli hakikatlerle imanı olmayanların hidayetine, şüpheye düşenlerin de şüphelerinin ortadan kaldırılmasına vesile olması, bu eserlerin Mehdi (as)'ın en mühim vazifesi olan “îmân kurtarma” hizmetini fiilen yerine getirdiğini gösterir. Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri ikinci ve üçüncü vazifeyi icrâ edecek Mehdi (as)'ın Risale-i Nur'u bir program haline getireceğini, şerîat, hilâfet ve İttihâd-ı İslâm sahalarında bu programdan istifade edeceğini bildirmektedir.Ayrıca BakınızHz. Mehdi ile Hz. İsa Aynı Kişi mi?Kaynakçalarhttps://islamansiklopedisi.org.tr/mehdiBuhari, İman, 390Buhari, İman, 393İbn Mace, Fiten, 34/4085Tirmizi, Fiten 53/2232Ebu Davud, Mehdi, 4/4283Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s.325Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s.46Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 4Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 4Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 4Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 5Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 5Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 497
10.015
Kader risalesinin girişindeki, "Kader ve cüz-ü ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, hâlî ve vicdanî bir imanın cüzlerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir." cümlesindeki "hâlî ve vicdanî","ilmî ve nazarî" tabirlerinden ne anlamamız gerekir?
9.906
Ateizm hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?
5.015
Ahirette hayvanların hakları görüldükten sonra toprak olacağı belirtilir. Buna karşılık cennette insanın dilediği her şeyin verileceği vâdedilir. Öyleyse kişi, dünyada çok sevdiği bir hayvanı—meselâ köpeğini—cennette bedenî olarak talep edemez mi?
4.533
Mesnevî-i Nûriye'de geçen "insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan" cümlesını izah edebilir misiniz?
3
İktisad Risalesi'nin sonundaki 51 ve 53 tevafukunu izah eder misiniz?
6
Secde yapamayan ve yere oturduktan sonra ayağa kalkamayan; buna karşılık ayakta durmaya, rükû etmeye ve yere oturmaya gücü yeten bir Müslüman, ilk rekâtı ayakta kıldıktan sonra namazını yere oturarak mı tamamlamalıdır, yoksa her rekâtta kıyam ve rükûu edâ edebilmek için sandalyeye oturarak mı sürdürmelidir?
6.914
Risale-i Nur'un pek çok mevzusunun baş kısımlarında bulunan "Mukaddime" ile "Mukaddeme" arasındaki farklar nelerdir?
3.557
Sigaranın hükmü nedir? Yapılan ibadetlere bir etkisi olur mu?
6
El-Mübârekât kelimesindeki mübarek kelimesinin anlamını tam olarak anlayamıyorum. O kısım için sizlerden bir açıklama istiyorum. Ben farklı kaynaklardan araştırma yaptım. Yani anlatım tarzı biraz daha kapsayıcı ve açıklayıcı olursa mutlu olurum.
3.333
Nerede olursak olalım, evimizde, yurt dışında veya askerde ya da şarkta yazı vesilesi ile şahsı maneviye dahil olabilir miyiz?
646
Ben daha vakti gelmemiş ibadetlerimin kazasını yapabilir miyim? Mesela kaza namazı için gelecek zamanda kılamayacağım namazlara niyet edebilir miyim? Ya da ileriki bir zamanda belirli sebeplerden ötürü tutamayacağım belli olan bir orucun kazasını şimdiden tutabilir miyim?
7
"...... ve toprağın zerreleri dahi her biri birer ayrı makine ve tezgâh, birer ayrı matbaa, birer ayrı hazîne, birer ayrı antika ve Sâni'-i Zülcelâl'in esmâsını i'lân eden birer ayrı i'lânnâme ve kemâlâtını söyleyen birer ayrı kasîde hükmünde olan o tohumcuklarının, o çekirdeklerinin sünbüllerine, ağaçlarına menşe' ve medâr olmaları, emr-i künfeyekûne mâlik, her şey emrine musahhar bir Sâni'-i Zülcelâl'in emriyle, izniyle, irâdesiyle, kuvvetiyle olması, iki kerre iki dört eder gibi kat'îdir." R. Nur'da geçen bu metinde; makine-tezgah-matbaa-hazine olarak kasdedilen tohumcuklar ve çekirdekler midir? Yoksa toprağın zerreleri midir? Dilbilgisi kaidelerine göre, tohumcuklar ve çekirdekler olması gerektiği şeklinde düşünüyorum. Eğer cevab toprağın zerreleri ise, sebepleri ile izah eder misiniz?
24
Müslümanın açlıktan veya susuzluktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı ve helal yiyecek veya içecek hiçbir şey bulamadığı bir durumda, hayatını kurtarmak amacıyla ölümünü engelleyecek miktarda domuz eti yemesinin veya içki içmesinin hükmü nedir? Eğer yemeyip veya içmeyip ölürse bu durum nasıl değerlendirilir, haram mı işlemiş olur?
2.183
Dünyanın şekli ile ilgili Kur'ân'a bazı eleştiriler var. Bu konuya cevap olarak Kur'an'dan bazı deliller ya da bazı hadisler var mıdır? Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki görüşleri nelerdir?
12.823
Risalelerde Ata kazayı bozar, kaza da kaderi bozar ibareleri geçiyor. Burada bozmak tabiri değişmek manasında anlaşılıyor. Ama kader defteri olan Levh-i Mahfuz değişmez diyoruz. Bu nasıl olur?
10.660
Kadın ve erkeklerin rol aldığı müspet dizi ve filmlere bakmak caiz midir?
12
Namaz kılarken başı kaldırıp gökyüzüne veya tavana bakmak mekruh görülmüştür1 ve Peygamber Efendimiz (sav) tarafından kesin bir dille sakındırılmıştır. Enes b. Mâlik radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:Bazı kimselere ne oluyor ki, namazlarında gözlerini semaya dikiyorlar?" Sonra sözünü daha da şiddetlendirdi ve: "Ya bundan vaz geçerler, ya da gözlerinin nuru alınır da kör olurlar" buyurdu. 2Namazın dışındaki normal dualarda durum daha esnektir, ancak edep açısından duada tam bir tevazu içinde olmayı, başın hafif önde, gözlerin kapalı ya da aşağı bakar şekilde dua edilmesi daha güzeldir. Ayrıca göğe bakarak dua etmek, Allah'ın (haşa!) yukarıda bir mekânda olduğu düşüncesine kapılma riskinden dolayı dua ederken yukarı bakma uygun görülmemiştir.Kaynakçalarİbn Hacer, Fethu'l-Bari, 2/233Buhârî, Ezân 92. Ayrıca bk. Müslim, Salât 117; Ebû Dâvûd, Salât 163; Nesâî, Sehv 9; İbni Mâce, İkâme 67