Sorular

3.025

Musibet Taammüm Ettiğinde

Ve keza, "Musibet taammüm ettiğinde elem hafif olur. Ben de emsalim gibiyim" diye yine yük altından kaçar. Fakat, musibet âmm olduğunda, elemi muzaaf olur, kat kat ziyade olur. Çünkü, kendisi gibi akrabası, ahbâbı da o musibete dahildir. Çünkü, insanın ruhu, ebnâ-yı cinsiyle alâkadardır. Ne kadar umumî olursa, o kadar da elemi fazla olur. ( Mesnevi Nuriye, Zeylü'z-Zeyl, osmn. 139) Üstadımız bu paragrafın ilk başında musibetin umumi olması halinde kişinin herkes gibiyim diyerek musibetin hafifleşmesinden bahsederken sonrasında da yine eğer musibet umumileşirse bu sefer de musibetin kat kat ziyade olacağını ifade ediyor. Yani musibet umumi olduğunda hem hafifleşmesini hem de ziyadeleşmesini anlayamadık, bir tezat mı var acaba, izah edebilir misiniz?

1.994

Yüzünü Göğe Çevirmek

(Ey habîbim!) Yüzünün göğe çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni, hoşnûd olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz; bundan sonra yüzünü Mescid-i Harâm tarafına (Kâ'be'ye) çevir! (Ey mü'minler!) O hâlde (siz de) nerede olsanız, artık (namazda)yüzünüzü onun tarafına çevirin! Bu ayette geçen yüzünü göğe çevirmek terimi hangi manada anlaşımalıdır? Peygamber efendimiz dua ederken yukarı bakıyor muydu?

2.535

Risale-i Nur'da Geçen "Tağyir ve Tebdil Dahi Mevt ve Ademi, Zeval ve Firakı İktiza Ediyor" İfadesi Ne Demektir?

İlgili kısım şu şekildedir:Ve o hadsiz fa'aliyet dahi, hadsiz bir tebdil ve tağyir ve tahvil ve tahribi dahi iktiza ediyor. Ve o hadsiz tağyir ve tebdil dahi mevt ve ademi, zeval ve firakı iktiza ediyor. 1Kâinatta sürekli bir hareket, yenilenme, değişim ve dönüşüm görünür; bu hareket ve değişim neticesinde eski suretlerin kalkması, yerlerine yenilerinin gelmesi sebebiyle mevt, zeval ve firak ortaya çıkar.Buradaki tebdil, tağyir, tahvil ve tahrib mutlak manada yok etme anlamında değildir. Aksine, bir suretten başka bir surete geçirme, bir vazifeyi bitirip diğer bir vazifeye sevk etme, bir yerden başka bir yere nakletme demektir. Baharda gelenler güzde gider; çiçek meyveye inkılap eder; gençlik ihtiyarlığa döner; hayat bu dünyadan berzaha geçer. Demek ki kâinatta gördüğümüz bu değişim ve hareket, sabit bir durgunluk değil, daimi bir faaliyet içindedir.Tağyir ve tebdil zeval ve firakı gerektirir. Çünkü bir şeyin bir halden başka bir hale geçmesi, önceki halin sona ermesini gerektirir. Bir çiçeğin meyve olması, çiçek suretinin zevalidir. Bir çocuğun büyümesi, çocukluk halinin gitmesidir. Bir binanın yıkılıp yeniden yapılması, ilk şeklin tahribidir. İnsan ölünce de dünya hayatındaki suret ve münasebetleri çözülür; bu da zahirde firak gibi görünür. Yani değişme varsa, eski şeklin devam etmemesi de vardır; buna zeval denir. Bir yerden başka bir yere geçiş varsa, önceki beraberliğin bozulması da görünür; buna da firak denir.Fakat burada çok mühim bir nokta vardır. Bu zeval ve firak, hakikatte adem-i mutlak ve manasız bir yok oluş değildir. Yani ölüm, bir idam değil, bir yok oluş değil; vazife değişikliğidir. Zeval, başıboş bir kayboluş değil; suret değişmesidir. Firak, ayrılık ise ebedi bir ayrılık değil; başka bir âlemde kavuşmaya yol açan geçici bir ayrılıktır.Bu sebeple kâinatta faaliyet varsa hareket vardır; hareket varsa değişme vardır; değişme varsa eski suretlerin kalkması ve yeni suretlerin gelmesi vardır. Bundan dolayı mevt, zeval ve firak görünür.Kısacası, tağyir ve tebdil zeval ve firakı gerektirir; çünkü her yenilenme, eski suretin kalkmasını ve bir ayrılığı netice verir. Fakat bu zeval yokluk değil, suret değişmesidir; bu firak da ebedi ayrılık değil, hikmetli, geçici bir ayrılıktır.Ayrıca BakınızMEVT, TEVEHHÜM EDİLDİĞİ GİBİ DEHŞETLİ DEĞİL / LEMAATÖLÜMÜN RAHMET VE NİMET OLUŞUÖLÜMÜN TANIMIÖLÜMÜN EZELİYETE DELİL OLMASIBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN İŞARETİYLE BİLİMİN ÖLÜMÜ GECİKTİRMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 68.

Anne-Babayı Üzmemek İçin Dine Hakaret Eden Kardeşlerle Görüşmek Gerekir mi?

Bir ailede kardeşlerden bazıları mürted olmuş, hatta mukaddesata hakaret etmektedir. Bu sebeple diğer kardeş, onlarla irtibatını kesmiştir. Ancak anne ve babası bu durumdan dolayı çok üzülmektedir. Anne ve babanın gönlünü gözetmek adına, mürted olan ve mukaddesata hakaret eden bu kardeşlerle yeniden görüşmek dinen uygun olur mu?Ayrıca yakın zamanda, "Dinî meseleler söz konusu olsa bile anne ve babayı üzmemek gerekir." şeklinde bir ifade duydum. Bu sözün dinimizdeki yeri ve hükmü nedir? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Bayılmak Abdesti Bozar mı?

Kısa veya uzun süre bayılmak, aklını yitirmek, sara (epilepsi) nöbeti geçirmek ya da yürürken irade dışı sallanacak derecede sarhoş olmak gibi, kişinin aklın algılama ve idrak gücünü ortadan kaldıran hâller abdesti bozar. Sarhoşluğun kişinin kendi isteğiyle veya zorlanma sonucu meydana gelmesi hükmü değiştirmez.1Ayrıca BakınızABDESTİ BOZAN ŞEYLERABDESTİ BOZMAYAN ŞEYLERAĞLAMAK ABDESTİ BOZAR MI?OTURARAK UYUYANIN ABDESTİ BOZULUR MU?KOLONYA ABDESTİ BOZAR MIKaynakçalarMevsılî, el-İhtiyâr li Ta'lîli'l-Muhtâr, Thk.: Şuayb Arnavut-Ahmet Muhammed Berhum - Abdüllatîf Hırzüllah, Dâru'r-Risâleti'l-Arabiyye, Beyrut 1430/2009, c.1, s.53; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Bilmen Yayınları, İstanbul ts., s. 79.; Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 103.

1.974

Rızkın Madenleri

"Eğer sen vücûdundaki o zerreleri, Kadîr-i Ezelî'nin kanunuyla hareket eden küçük me'murları veya bir ordusu; veya kalem-i kaderin uçları; her bir zerre bir kalem ucu veya kalem-i kudretin noktaları; ve her bir zerre bir nokta olduğunu kabûl etmezsen; o vakit senin vücûdunda çalışan her bir zerreye öyle bir göz lâzım ki; senin mecmû'-u cesedin her tarafını görmekle beraber, münâsebetdâr olduğun bütün kâinâtı dahi görecek bir göz ve bütün senin mâzî ve müstakbelin ve nesil ve aslın ve anâsırının menba'larını ve rızkının ma'denlerini bilecek, tanıyacak yüz dâhî kadar bir akıl vermek lâzım gelir". burada rızkının madenleri ile kastedilen nedir?