5.179
Moda Veya Güneşten Korunma Amacıyla Şapka Takmak Caiz midir?
5 vakit namaz kılan ve ibadet eden biriyim; bazen moda veya güneşten korunmak için şapka takıyorum. Şapka takmak küfre sebep olur mu?

5.179
5 vakit namaz kılan ve ibadet eden biriyim; bazen moda veya güneşten korunmak için şapka takıyorum. Şapka takmak küfre sebep olur mu?
4.752
Şapka hakkında âyet veya hadis var mıdır? Şapka giymenin caiz olmaması neye dayanır?
0
Sakal bırakmak Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) fiili sünnetlerindendir. İbn Ömer (ra), Rasûlüllâh (sav)'ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:Müşriklere muhalefet edin; sakalları bırakın, bıyıkları kısaltın.1Dolayısıyla sakal bırakmakta eşin rızası şart değildir. Çünkü sakal, erkekler için sünnettir. Sünnet olan bir ibadet şahsî beğeniye ve başkasının rızasına tâbi olmaz. Ancak aile içindeki nezaket, ülfet ve karşılıklı anlayış da gözetilmelidir. Yani eşin gönlünü almak, hikmetli ve yumuşak bir üslûpla hareket etmek güzeldir; fakat bu, hükmü değiştirmez. Eş istemiyor diye sakalı terk etmek doğru değildir.Ayrıca BakınızSAKAL SÜNNETİNİN KAYNAĞI VE FAZİLETİKOCANIN SAKAL BIRAKMASINI İSTEMEKKaynakçalarBuhârî, Libâs 62
23
Kur'an'da Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz. Meryem ve Hz. İsa üzerinden anlatılan 'seçilmiş soy' (Âl-i İmrân) ve 'beşikte konuşma' gibi doğuştan gelen mucizevi lütuflar, fırsat eşitliği ve ilahi adaletle nasıl bağdaştırılabilir? Bir kişinin belirli bir soya mensup olduğu için 'hayırlı' kılınması veya Hz. İsa'nın bebekken peygamberlik vasfı taşıması, çaba-ödül dengesini ve sıradan insanın sınavıyla kıyaslandığında bir tür ontolojik avantaj ya da pozitif ayrımcılık oluşturur mu?
7
Nisap miktarı altınımız var ancak KYK borcu da var. Kendi çalışmadığı için babası ödüyor. Borç düşünce zekât vermek gerekmiyor; bu durumda zekât vermemiz gerekir mi?
6
Bugün Batı'ya nisbet edilen birçok ilmî buluş ve keşfin temeli, aslında Müslüman âlimler tarafından atılmıştır. Peki Batı'nın sahiplendiği bu buluşların asıl mimarları kimlerdir? Bir kaç tanesini örnek olarak açıklar mısınız?
7.246
"Hem hiçten, yeniden bütün zîhayatın ordularını, bütün cesetlerinin taburlarında kemâl-i intizam ile, zerrâtı emr-i kün feyekûn ile kaydedip yerleştiren, ordular icat eden Zât-ı Zülcelâl, tabur-misâl, cesedin nizamı altına girmekle birbiriyle tanışan zerrât-ı esâsiye ve eczâ-yı asliyesini, bir sayha ile nasıl toplayabilir, denilir mi?" Bu cümlede geçen zerrât-ı esâsiye ve eczâ-yı asliyeden kasıt nedir?
8.097
15. Söz'de geçen, "Elbette firavunlaşmış şeytanlar, hadsiz şeraretiyle semaya ve ehline taş atacaklar." cümlesini izah eder misiniz?Ayrıca 5. Basamak'ta geçen "ervah-ı tayyibe" ve "ervah-ı habise"nin içerisine, insanların ruhları da girer mi?
5.870
Bir hadiste geçen köle kadınların efendilerini doğurması ve çobanların yüksek binalar yapmasını nasıl anlamalıyız?
1.784
Namazda rükûda ve secdedeki tesbihleri (Sübhâne Rabbiyel A'lâ vb.) bütün namazlarda sessiz mi okumalıyız? Sesli okursak namaz olmaz mı? Niçin sesli okuyamıyoruz?
588
Tesbihatta okuduğumuz, Allah'ın isimleri olan Dua-yı İsm-i Âzam, baştan “Yâ Fettâhu Yâ Allah” ifadesi dâhil olmak üzere Ziyaeddin Gümüşhânevî Hazretlerinin Mecmûatü'l-Ahzâb eserinde geçmektedir.“Yâ Alîm Yâ Allah”tan başlayıp “Yâ Muhsin Yâ Allah”a kadar olan ilâvenin Husrev Efendi'ye ait olduğu belirtilince, burada tertibin yalnız lafzî tekrar değil, aynı zamanda bir dua ve niyaz silsilesi olduğu görülür. Bu bakımdan ilk “Yâ Muhsin”, isimler arasında bir tecellî ve tâlim mânâsına; sondaki “Yâ Muhsin” ise bütün o esmânın neticesi olarak kulun Allah'tan ihsan istemesine bakıyor olabilir.Bu sebeple tesbihatta iki defa geçen Yâ Muhsin isminde görünüşte tekrar bulunsa da hakikatte bu tekrar mânâsız değildir. Her bir zikrin ayrı bir münâsebet, makam ve faydaya bakması mümkündür. Benzer bir mesele olan âyetlerin tekrarı hakkında Bediüzzaman Hazretleri şöyle buyurur:Bilirsiniz ki, her bir âyetin bir zâhiri vardır, bir bâtını vardır. Bir haddi vardır, bir matlaı vardır. Ve her kıssanın da çok vecihleri, hükümleri, fâideleri, maksadları vardır. Binâenaleyh, muayyen bir âyet her yerde bir münâsip vecih için, bir fâide için zikredilebilir. Bu i'tibârla zâhirde tekrar görünse bile, hakîkatte tekrar değildir. 1Bu itibarla tesbihattaki Yâ Muhsin isminin iki defa zikredilmesinde de farklı hikmetler, ayrı münâsebetler ve duaya bakan incelikler bulunabilir. Fakat bizim bunların hepsini bilmemiz mümkün değildir.Ayrıca BakınızİSM-İ A'ZAM VE TERCÜMÂN-I İSM-İ A'ZAM DUALARINDAKİ FARKLILIKLARIN HİKMETİNAMAZ TESBİHATININ EHEMMİYETİ VE FAZİLETİ NAMAZ TESBİHATINI CEMAATLE YAPMAK BİD'AT MIDIR?KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.221
4.830
Namaz abdesti olmadan tesbihat yapılabilir mi? Örneğin, sabah namazını kıldık ve yattık. Sonra uyandığımızda tesbihatı (namaz duası, ecirnalar, ism-i âzam yani tümü) ezberden yapabilir miyiz? Eğer yapabiliyorsak, sonunda aşr-ı şerifler ezberden okunabilir mi?
4.565
Bazı Arap ülkelerinde namazdan sonra tesbihat cemaatle değil, bireysel yapılır; bunu bidat sayanlar da vardır. Bidat nedir? Çeşitleri var mıdır? Tesbihatı cemaatle yapmak bidat mıdır?
18.522
Namaz tesbihatının ehemmiyetini, faziletini ve hikmetini tafsilatlı bir şekilde izah eder misiniz?
5
Nazar, sihir ve büyü gibi hususların hakikati olmakla beraber, bu gibi durumlardan her daim Allah'a sığınmak ve dua etmek gerekmektedir. Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de nazarın gerçekliğini şu âyet ile belirtmektedir.Doğrusu inkâr edenler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): “Şüphesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!” diyorlar.1Hadis kaynaklarında Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre, kendisine nazar değmiş bir çocuğu şu şekilde tespit etmiştir:Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi evinde, yüzünde bir sarılık bulunan (ya da yüzünün rengi değişmiş) bir kız çocuğu gördü. Bunun üzerine: “Buna rukye yapılmasını söyleyiniz. Çünkü buna bir nazar değmiş bulunuyor.” buyurdu.2Bununla birlikte, nazar değmesinin sahih kaynaklarda veya tıbbî anlamda teşhis edilmiş, sabit ve herkesi kapsayacak bütüncül belirtileri olduğu söylenemez. Zira her insanın üzerinde farklı hâllerle kendisini gösterebilir.Lakin kesinlik ifade etmese de genel anlamda, biyolojik veya psikolojik olarak teşhis edilmiş bir sebebi olmaksızın;Aniden gelen halsizlik ve ağırlık hissiSebepsiz bir moral bozukluğu, iç sıkıntısıBaş ağrısı, omuz ve ense ağrılarıUykusuzluk ya da sürekli uyuma hâliGünlük rutin işlerin ters gitmesiBebeklerde, hiçbir sebep yokken meydana gelen huzursuzluk, sürekli ağlama ve emmek istememe gibi durumlar nazar belirtisi olabilir. Lâkin bütün bu hâller, biyolojik bir sorun veya psikolojik yorgunluk sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu sebeple, öncelikle bu hususu değerlendirmek gerekir.Öte yandan, sihir ve büyü gibi hâllerin belirtileri de hangi maksatla yapıldığına göre değişkenlik gösterebilir. Ani kişilik değişimi ve eşler arasında şiddetli geçimsizlik gibi durumlar, sihrin hangi amaçla ve nasıl yapıldığına göre farklılık gösterebilir. Lâkin bütün bunlar elbette hakikî tesir sahibi değildir. Rabbimizin gücü ve kudreti her şeyden üstündür.Bu sebeple, bunlardan Allah'a sığınmak ve mânevî hâli güçlendirmek en tesirli korunmadır. Ayrıca nazar ve sihir konusunda sürekli vesvese ve evham içinde olmak da doğru değildir.Ayrıca BakınızBÜYÜ VEYA SİHİR YAPILMIŞ KİŞİLER TEDAVİ OLMAK İÇİN NE YAPMALARI GEREKİR? HOCALARA MÜRACAAT CAİZ MİDİR?KaynakçalarKalem, 68/51.Buhari, Tıb, 5739.
12
Dünyada bir alanda ilimde, sanatta usta, mahir olan kişinin bu özelliği ahirette bir anlam ifade edecek mi?
5
Peygamber Efendimizin doğumunda 14 sütunun devrilmesi, mecusilerin ateşinin sönmesi ve Kâbe'deki putların devrilmesi gibi olayların yaşandığı zikredilir. Ancak bunların tam veladet gecesinde olduğunun delili nedir? Bu hadiseler sonradan nasıl tespit edilmiştir?
6
Kınayı şifa niyetiyle ayağımızın altına sürmemiz caiz midir? Şifasıyla ilgili hadis var mı?
14
Uzun yıllar kaza namazı borcu olan bir kimse, Ramazan'ın son 10 gecesinde her vakit kaza namazı kılsa ve bunlardan biri Kadir Gecesi'ne denk gelse, bu bir gecede 80 küsur yıllık kaza namazı kılmış sayılır mı?Çok sayıda kaza borcu bulunduğu için sünnetler yerine o vaktin kazasını kılmaya çalışıyor. Eğer borcunu Kadir Gecesi'nin faziletiyle kapatmış sayılırsa, bundan sonra namazlarını sünnetleriyle birlikte kılıp kaza namazını bırakması caiz olur mu?
14
Hz. Musa, denizi ikiye yardığı zaman neden arkadaki Firavun'u ve ordusunu ikiye bölmüyor da denizi yarıyor? Bu şekilde soranlara nasıl cevap verebiliriz?
36
İnsan yatarılışı gereği unutkan bir varlıktır. Hayatın keşmekeşi içinde işlediğimiz küçük hataları, söylediğimiz kırıcı sözleri, hatta bazen yaptığımız iyilikleri bile unutur, zamanın tozlu raflarına terk ederiz. Ancak İslam inancına göre ölümle başlayan ve mahşerle devam eden süreçte unutmak kavramı ortadan kalkacaktır. Kur'an-ı Kerim ve hadislerde, ahiretin sadece bir ödül ve ceza yeri değil, aynı zamanda hatırlama ve yüzleşme yeri olduğunu anlamaktayız.Kur'an, insanın unutmuş olabileceği amellerin Allah katında korunduğunu ve o gün her şeyin ayan beyan ortaya çıkacağını ve insanın her şeyi hatırlayacağını şu ayetler ile vurgular:Kitap (amel defteri) ortaya konmuştur. Suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, 'Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!' dediklerini görürsün. Yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Rabbin kimseye zulmetmez.1O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir sayıp zaptetmiş, kendileri ise onları unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.2Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.3O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı her şey haber verilir. Doğrusu insan, mazeretlerini ortaya dökse de, kendi nefsi üzerine bir basirettir (kendi kendinin şahididir).4Peygamber Efendimiz (sav) hesabın dehşetini ve hafızanın o günkü netliğini çeşitli vesilelerle anlatmıştır. Bazı hadisleri şöyledir:Sizden her birinizle Rabbi, arada bir tercüman olmadan bizzat konuşacaktır. Kişi sağ tarafına bakacak, sadece (dünyada iken) gönderdiği amelleri görecek. Soluna bakacak, sadece gönderdiği amelleri görecek...5Kıyamet gününde kulun iki ayağı şu dört şeyden sorgulanmadıkça yerinden ayrılmaz: "Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiğiyle ne yaptığından.”6Allah, kıyamet gününde mümin kuluna yaklaşır, şefkatiyle örterek insanlardan gizler; 'Şu, şu günahını biliyor musun?' der; kul 'Evet Rabbim biliyorum.' der. Allah tekrar 'Şu şu günahını da biliyor musun?' der; o kul 'Evet, Rabbim' der. Böylece o insan bütün günahlarını ikrar eder. Artık ben kurtulamam diye düşünmeye başlayınca Allah, 'Ben senin bütün o günahlarını dünyada örttüm. İşte bugün de onları mağfiret edeceğim.' der.7Cennet; lütuf, iyilik ve nimetlerin bulunduğu bir yer olduğundan, kötülük ve kötü düşüncelere dair hiçbir şey oraya giremez. Çünkü insana elem ve keder verecek hiçbir şey cennette bulunmayacaktır. Bu sebeple, hatırlandığında insana acı verecek olan insanın dünyada yaptığı kötülükler ve günahlar cennete giremez. Belki de Cenab-ı Hakk'ın lütf u ihsanı olarak cennette insanlar onları hatırlayamaz.Ayrıca BakınızAHİRET HAYATICENNET NASIL BİR YER? ORADA HER İSTEDİĞİMİZ OLACAK MI?CEHENNEM NASIL BİR YER? ÂYET VE HADİSLERDE CEHENNEM AZABIKaynakçalarKehf Suresi, 18/49Mücadele Suresi, 58/6Zilzal Suresi, 99/7-8Kıyamet Suresi, 75/13-14Buhari, Zekat 20Tirmizî, Kıyâme, 1Buhârî, Mezâlim, 3