Sorular

2

Dört Hak Mezhebin Kabul Görmesi ve İslâm Dünyasına Yayılma Süreci

İslam'da “dört hak mezhep” diye bilinen ameli mezhepler Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepleridir. Dört büyük mezhebin imamları olan müctehid zatlar; Kur'ân ve Sünnet'ten doğrudan hüküm çıkarma yetkisine sahip büyük âlimlerdir. Dört mezhep imamı İmam Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve İmam Ahmed bin Hanbel Hazretleridir. Bu büyük imamlar, İslâm'ın zahirî ve amelî yönünü sistemleştirmiş; ibadet, muamelât, helâl-haram, adalet ve hukuk sahalarında Allah'ın hükümlerini açıklayarak ümmete rehberlik etmişlerdir. Âdeta şeriatın kapısı onların eliyle açılmış, ümmetin dinî hayatı onların ilim temelleri üzerine binâ edilmiştir. Bu mübarek zatlar makamca sahabeden ve mehdiden sonra gelir ve bütün kutuplardan daha faziletlidirler. Ümmetin kabulüne ve duasına mazhar olmakla beraber Allah'ın rızasına nail olmuşlardır.Dört mezhebin yaygınlaşma sebepleriMezhep tarihçileri Hanefi Mezhebi'nin yayılmasının ana sebeplerini üç noktada toplamışlardır.Birinci sebep; İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin çok çalışkan ve gayretli talebeleridir. Bu kahraman talebeler pek çok ilim merkezlerinde İmam Ebu Hanife Hazretlerinin görüşlerinin yayılmasında büyük hizmetleri olmuştur.İkinci sebep; İmam-ı Azam'ın talebelerinden sonra gelen Hanefi fakihlerdir. Bu alimler İmam-ı Azam tarafından verilmiş olan hükümlerin gelecek asırlarda tatbiki hususunda büyük gayretler sarf etmişlerdir. Böylece Hanefi mezhebinin sistemleşmesinde ciddi etkileri olmuştur. Bu hamle mezhebin yayılmasına büyük katkı sağlamıştır.Üçüncü sebep; Abbasi Devleti gibi büyük bir devletin yarım asır gibi uzun bir zaman diliminde resmi mezhebi olmasıdır. Bu bizzat halife hazretlerinin himaye ve desteği anlamına gelmektedir. Çeşitli İslam beldelerine atanan kadıların Hanefi fakihlerden seçilmesi gibi sebepler Hanefi mezhebinin yayılmasına vesile olmuştur.1Maliki Mezhebi; gelişim sürecinde zaman zaman değişiklik göstermiştir. Her dönem farklı bir hale sahne olmuştur. Bazen bölgeye hakim olmuş bazen tamamen unutulmuştur. Hatta Medine'de uzunca bir zaman Maliki mezhebinin adı dahi anılmaz olmuştur. İmam Malik Hazretleri hayattayken talebeleri vasıtasıyla Maliki mezhebi Mısır'a girmiştir. Bu vesileyle Maliki mezhebi Mısır'da bir süre hakim mezhep olarak devam etmiştir. Ayrıca Tunus bölgesinde de bir süre hakimiyet göstermiştir. Daha sonra Hanefi mezhebine geçilse de şimdilerde ağırlıklı olarak Mağrip bölgesinde Maliki mezhebi yaygındır.2Şafii Mezhebi ise Irak, Mısır, Maveraünnehir ve Horasan bölgelerinde varlık göstermiştir. Fakat bu mevkilerde Şafii mezhebi tam hakim mezhep konumunda değildir. Sadece varlığını sürdürmektedir. Çünkü Hanefiler, Abbasîlerin resmi mezhebi olduğu için yaygın ve hakim olan mezhep Hanefi mezhebi olmuştur. Ancak Mısır, Eyyubilerin eline geçince Şafii mezhebi devletin resmi mezhebi haline gelmiş ve Şafiilik Mısır'da tam anlamıyla bir yaygınlık kazanmıştır.3Hanbeli Mezhebi ise diğer üç mezhepten sonra ortaya çıkmıştır. O sıralarda Irak'ta Hanefi, Mısır'da Şafii ve Maliki, Endülüs ve Mağrip'te ise yine Maliki mezhebi yaygındı. Halife tarafından pek fazla Hanbeli kadı tayin edilmediği için diğer üç mezhebe nispeten Hanbeli mezhebi daha az yaygınlık göstermiştir. Çünkü kadılar mezheplerin yayılmasında çok önemli görev üstleniyorlardı. Hanbeli mezhebinin son dönemde Arap yarımadasındaki yaygınlığını göz önünde bulundurmazsak tarih boyunca pek varlık gösterememiştir.4Netice olarak; dikkat edildiğinde, bu dört ameli mezheplerin yaygınlaşması; ümmet içinde benimsenmesi, talebeler eliyle taşınması ve devlet yapıları tarafından desteklenmesi ile gerçekleşmiştir. Nitekim İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed bin Hanbel'in ortaya koyduğu ilmi miras, ancak güçlü talebe halkalarıyla korunup sistemleşmiş, ardından kadılık müessesesi ve devletlerin resmî tercihleriyle geniş coğrafyalara taşınmıştır; bu sebeple bir mezhebin yayılması, hem âlimlerin gayreti hem de ümmetin kabulü ve idari yapının yönlendirmesi gibi birbirini tamamlayan unsurların bir araya gelmesiyle mümkün olmuş, böylece bu dört mezhep asırlar boyunca kalıcılık kazanarak günümüze ulaşmıştır.Ayrıca BakınızMEZHEPLERİN ORTAYA ÇIKIŞ SEBEPLERİMEZHEPLERİN BİRLEŞMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?KaynakçalarMuhammed Ebu Zehra, Mezhepler, Tarihi, Çelik Yayınevi, İstanbul, s. 411Muhammed Ebu Zehra, Mezhepler, Tarihi, Çelik Yayınevi, İstanbul, s. 458Muhammed Ebu Zehra, Mezhepler, Tarihi, Çelik Yayınevi, İstanbul, s. 508Muhammed Ebu Zehra, Mezhepler, Tarihi, Çelik Yayınevi, İstanbul, s. 570

4.787

Mevadd-ı Şerire

Risalei-i Nur'da geçen: "Kur'ân, şahs-ı Âdeme melâikelerin itâat ve inkıyâdını ve şeytanın tekebbür ve imtinâını zikretmesiyle, nev'-i beşere kâinâtın ekser maddî envâ'ları ve o envâın ma'nevî mümessilleri ve müekkelleri musahhar olduklarını ve nev'-i beşerin hâssalarının bütün istifâdelerine müheyyâ ve münkād olduklarını ifhâm etmek­le beraber; o nev'in isti'dâdâtını bozan ve yanlış yollara sevk eden mevâdd-ı şerîre ile onların mümessilleri ve sekene-i habîseleri, o nev'-i beşerin tarîk-i kemâlâtında ne büyük bir engel, ne müdhiş bir düşman teşkîl ettiğini ihtâr ederek, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân birtek Âdemle cüz'î hâdiseyi konuşurken, bütün kâinâtla ve bütün nev'-i beşerle bir mükâleme-i ulviye ediyor." paragarfı izah eder misiniz?