5.842
Birlik ve Beraberlik
İslam'ın birlik ve beraberlik anlayışı nasıldır?
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
5.842
İslam'ın birlik ve beraberlik anlayışı nasıldır?
3.408
1. "Onlara bir iyilik gelirse bu Allah'tandır derler. Onlara bir kötülük gelirse bu senin yüzündendir derler. De ki hepsi Allah tan dir." (Nisa, 78) Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük gelirse kendindendir. "Nisa, 79" Bu iki ayeti nasıl anlamak lazım. Zahiren zıt gibi duruyor? 2. "Allah hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır." (Ahzap, 4) Halbuki iki kalpli insanların doğduğu olmuştur. Bu sorulara cevap verirmisiniz?
10 yaşındaki kızım balık yemeyi reddetti. Balığa acıdı ve üzüldü. Hikmetlerini biraz izah ettim. Sonra şunu sordu: “Peki, Allah ihtiyacımız olan gıdayı pişmiş yemek olarak farklı bir formda neden vermedi de böyle güzel hayvanları yemek zorundayız?” Buna nasıl cevap verilmeli?
Bahsi geçen olay, Hakim en-Nisaburi'nin el-Müstedrek isimli eserinde şu şekilde geçmektedir.O, Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle dediğini nakletti: Ömer bana, "Ey Allah'ın düşmanı ve İslam'ın düşmanı! Sen Allah'ın malına hainlik ettin." dedi. (Ebu Hureyre) dedi ki:- Ben ne Allah'ın düşmanıyım ne de İslam'ın düşmanıyım ama ben onlara düşmanlık edenlerin düşmanıyım. Allah'ın malına da hainlik etmedim ama (elimdeki) bu paralar, develerimin ve bana düşen ve bir arada bulunan paylarımın parasıdır, dedim. (Ebu Hureyre) dedi ki: Aynı sözleri bana tekrar söyledi, ben de bu sözlerimi ona tekrar söyledim. (Ebu Hureyre) dedi ki: Bana on iki bin (dirhem) tazminat ödetti. Ben de sabah namazında kalkıp (kunut duamda): "Allah'ım! Müminlerin emirine mağfiret buyur." dedim.Bundan sonra yine beni bir işe (zekat tahsilatı işine) görevlendirmek istedi. Ben de kabul etmedim. Bana: "Neden? Halbuki Yusuf işin kendisine verilmesini istemişti ve senden hayırlı idi." dedi. Ben de şöyle dedim:- Şüphe yok ki Yusuf, nebi oğlu nebi oğlu nebi oğlu nebi idi. Ben ise Humeyme'nin oğluyum ve ben üç şeyden ve iki şeyden korkuyorum, dedim. Ömer: "Ne diye beş şeyden korkuyorum demiyorsun?" dedi. Ben, "Hayır (beş demem)." dedim. O, "Peki bunlar nedir?" deyince, şöyle dedim:- Bilgisizce söylemekten korkuyorum,- bilgisizce fetva vermekten korkuyorum.- sırtıma vurulmasından,- şerefime sövülmesinden ve dövülerek malımın alınmasından korkuyorum, dedim.1Bu rivayet, Hz. Ömer'in (r.a) Ebu Hüreyre'ye (r.a) karşı şahsi bir düşmanlık veya tahkir içerisinde olduğunu göstermez. Nitekim Hz. Ömer, Ebu Hüreyre'yi gerçekten —haşa— “Allah'ın düşmanı” veya “İslam'ın düşmanı” olarak görmüş olsaydı, rivayetin devamında görüldüğü üzere onu yeniden bir vazifeye tayin etmek istemezdi. Bilakis hadise, Müminlerin Emiri'nin Beytülmal hususundaki son derece titiz ve hassas tutumunun bir neticesi olarak anlaşılmalıdır. Hadiseye dikkatlice bakıldığında, bu iki büyük sahabinin fazilet ve takvası daha iyi anlaşılabilir.Ebu Hüreyre'nin (r.a) Takvası: Kendisine yeniden görev teklif edildiğinde bunu kabul etmekten kaçınması, makam ve mevki arzusundan uzak olduğunu göstermektedir. Kendisini yönetici konumuna getirecek bir vazifeyi dahi sırf dünya menfaati için talep etmemiştir. Bununla beraber, Hz. Ömer'in (r.a) kendisini sorgulamasına ve mali bir tazminat ödemesine rağmen, sabah namazındaki duasında “Allah'ım, Müminlerin Emiri'ni mağfiret eyle” diye dua etmesi, Ebu Hüreyre'nin şahsi kin ve düşmanlık taşımadığını da net bir şekilde göstermektedir.Hz. Ömer'in (r.a) Beytülmâl Hassasiyeti: Hz. Ömer (r.a), kamu malı konusunda son derece titiz davranmış, vazife verdiği kimseleri mali yönden denetlemiş ve hak bildiği hususta hiçbir kimseye iltimas göstermemiştir. Buradaki sertlik, şahsi bir düşmanlığın değil, kamu hakkını koruma sorumluluğunun bir tezahürüdür. Öte yandan Hz. Ömer (r.a) Efendimizin şahsi düşmanlık taşımadığının en açık göstergesi, olaydan sonra Ebu Hüreyre'ye yeniden görev teklif etmesidir. Bu durum, Hz. Ömer'in (r.a) onu İslam düşmanı veya güvenilmez bir kimse olarak görmediğini; aksine onun liyakatine ve güvenilirliğine değer verdiğini ortaya koymaktadır.Dolayısıyla bu rivayet, iki sahabi arasında şahsi bir husumet veya tahkir bulunduğuna değil; Beytülmalın korunması, idarecinin sorumluluğu, görevlinin hesaba çekilmesi ve buna rağmen tarafların birbirlerine karşı kalbi kin taşımamaları gibi önemli ahlaki ve idari esaslara işaret etmektedir.Ayrıca BakınızHZ. ÖMER'İN EBU HUREYRE'YE HADİS RİVAYETİNİ YASAKLADIĞI YÖNÜNDEKİ İDDİALARIN ASLI VE İZAHIKaynakçalarHAKİM, el-Müstedrek, Tefsir-2, 3380
Abdullah bin Übey, münafıkların başı olarak Peygamber Efendimiz ﷺ ve Müslümanlara karşı çeşitli münafıkça ve haince faaliyetlerde bulunduğu hâlde, Peygamber Efendimiz ﷺ neden onun cenaze namazını kıldırmıştır? Tevbe Sûresi 84. âyette “Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma ve kabri başında durma” buyurulmasına rağmen bu olay nasıl anlaşılmalıdır?
5.011
Bediüzzaman'ın Çanakkale'de İngiliz saflarında bize karşı savaşan Anzakların (Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin) şehit olduğuna dair bir sözü var mı? Ortada böyle bir söz dolaşıyor.
3.568
Her bir fen lisanı mahsusuyla Allah'tan nasıl bahseder? Mesela matematik ve fizik Allah'tan nasıl bahseder?
3.629
Gelen musibete karşı ilk anda sabır gösterilemezse, sonra sabır gösteremediği için pişman olunursa ne olur?
3.634
“İmkan-ı zati” ile “imkan-ı zihni”yi Bediüzzaman Hazretleri birkaç yerde anlatıyor. Bu delilleri öğrenmemizin bize ne gibi katkısı var acaba? Yani bu konu üzerinde neden bu kadar çok duruluyor?
1.416
Bir bebeğin oluşma ve gelişme esnasında göstermiş olduğu hareketin sistematik ve hikmetli hareketler ve aşamalar olduğunu nasıl anlayabiliriz? Aklıma sürekli ya ileride değişirse veya önceden bebeklerin gelişim aşaması böyle değildi diye sorular gelmekte.
971
Eşim devlet memuru olup gittiği köylerde süt, yoğurt gibi hediyeler veriyorlar. Bu ürünleri kullanabilir miyiz? Uygun olmadığını düşünerek kullanmıyoruz. Ürünlerin karşılığı olan ücreti hediye edenlerin adına yardım kutularına bağışlayıp da bu ürünleri kullansak olur mu?
4.389
Ahir zaman insanı olarak imanı kaybetmekten ya da kaybetmiş olmaktan çok korkuyorum. Ne yapmalıyım ve bunu nasıl anlarım?
1.633
"Günah işlerken tövbe eden Rabbi ile alay etmiş gibidir" deniyor. Fakat bir kişi geçmişte bu hareketi yaptıysa ve pişman olduysa affedilir mi?
1.241
Kur'an-ı Kerim, Yüce Allah tarafından Hz. Peygambere (sav) Cebrail aracılığıyla hem lafzı hem de manasıyla Arapça olarak indirilmiş İlahi kelamdır. Bizzat tilaveti ibadet olan ve lafızlarıyla sevap kazanılan metin, Kur'an'ın kendi asli Arapça lafızlarıdır. Kur'an-ı Kerim mealleri ise onun manasını aktarmak üzere insanlar tarafından yazılmış tercüme ve yorumlar olup bizatihi Kur'an hükmünde değildir.Bu çerçevede hatim, Kur'an-ı Kerim'in tamamının Arapça metni üzerinden Fatiha suresinden başlanarak Nas suresine kadar yüzünden veya ezbere okunmasıdır. Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini veya tefsirini okumakla hatim yapılmış olmaz. Aynı şekilde Kur'an metnini Latin harflerinden okuyarak da hatim gerçekleşmez.Bununla birlikte, bir Müslümanın Yüce Allah'ın emirlerini, öğütlerini ve buyruklarını öğrenip anlamak amacıyla meal ve tefsir okuması, Kur'an'ın indiriliş gayesine uygun, son derece kıymetli ve sevaba vesile olan bir ibadettir. Bu sebeple Kur'an'ın hem Arapça lafzını tilavet etmeye hem de manasını anlamak için meal ve tefsirini okumaya gayret edilmelidir.1Ayrıca BakınızKUR'ÂN TEK OLDUĞU HALDE MEALLERİN VE TARİKATLARIN FARKLILIĞI NEDENDİR?KUR'AN'I MEALİNDEN OKUMAKKUR'ÂN MEALLERİNDEKİ FARKLILIĞIN SEBEBİOSMANLI DÖNEMİNDE MEAL ÇALIŞMALARIHATİM DUASINDAN ÖNCE OKUNAN SURELERHATİM SEVABIMUKABELE DİNLEMEK HATİM YERİNE GEÇER MİKaynakçalarHeyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 488-489.
1.278
Yatsı namazını hemen vaktin başında kılmayıp gecenin ilk üçte birlik dilimine kadar ertelemek müstehap (faziletli) kabul edilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmuştur:Ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirmelerini onlara emrederdim.1Yatsı namazını gecenin ortasına (yarısına) kadar geciktirmek ise mubah ve caizdir. Fakat geçerli bir mazeret olmaksızın yatsı namazını gecenin yarısından sonraya, tan yerinin ağarmasına (imsak / ikinci fecir vaktine) yakın saatlere kadar geciktirmek mekruhtur. Bu mekruhluğun temel sebebi, kişinin uyuyakalıp namazı tamamen kaçırma riskiyle karşı karşıya kalmasıdır.Ayrıca gece uyanma imkânı olan kimseler için vitir namazını teheccütten sonraya (gecenin son vakitlerine) ertelemek faziletli kabul edilirken, yatsı namazının farzını mazeretsiz olarak gecenin yarısından sonraya bırakmamak esastır.2Kaynakçalarİbn Mâce, Salât: 8.Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 397.
987
İnsanlara imani hakikatleri tebliğ etmekten korkan veya riya olur düşüncesiyle çekinen birisi bu halden nasıl kurtulabilir? Her ortamda iman hakikatlerini (mesela seyahatte yanımıza oturan birsine veya arkadaş ortamlarında) anlatma sorumluluğumuz var mıdır? Tebliğ konusunda bilgi verir misiniz?
4.181
Eminevim ve benzeri tasarruf finansman sistemleriyle ev veya araba almak dînen caiz midir? Bu sistemlerde taksitlerin enflasyon veya maaş artışına göre değişmesi, organizasyon ücreti alınması, satın alınan mala ipotek konulması ve gecikme hâlinde fark talep edilmesi fıkhen faiz veya akdi bozan bir durum sayılır mı? Ayrıca bu uygulamalar, meçhul mal satışı, haksız kazanç veya câiz olmayan rehin kapsamında değerlendirilir mi? Bu tür kurumlarla işlem yapmak helâl kabul edilir mi?
4.910
Latince metinlerin Osmanlı Türkçesi'ne çevirisini Osmanlıca Online sitemizden yapabilirsiniz. Sitenin linki: https://osmanlica.online/Osmanlıca Online sitesi; Osmanlı Türkçesini öğrenmek isteyen herkese kolay, erişilebilir ve etkili bir eğitim sunmak amacıyla kurulmuş bir dijital platformdur. Misyonumuz; Osmanlı Türkçesini anlamak ve okumak isteyen fertlere tarihi mirasımıza dair derin bir bakış kazandırmak, kaynakları orijinal metinlerinden okumalarını ve yazma becerisini sağlamaktır.Geleneksel dil öğrenme yöntemlerini dijital çağın imkânlarıyla birleştirerek, herkesin Osmanlıca öğrenmesini kolaylaştırıyoruz. Kur'an harflerini tanımakla başlayarak, Osmanlıca kelime dağarcığını geliştirmek ve tarihi belgeleri okuyabilmek isteyenler için özel olarak tasarlanan derslerimiz ve materyallerimizle her seviyedeki öğrencilerimize destek oluyoruz.Neden Osmanlıca Online?Uzman Eğitmenler: Alanında tecrübeli ve yetkin eğitmenlerimizle Osmanlıca öğrenme yolculuğunuzda her adımda yanınızdayız.Kapsamlı Eğitim Materyalleri: Her seviyeye uygun ders içeriklerimiz, interaktif öğrenme araçlarımız ve geniş kaynak arşivimizle Osmanlıca Türkçesi Öğreniminde tam destek sağlıyoruz.Esnek Öğrenme İmkânı: İnternet bağlantısına sahip her yerden, istediğiniz zaman Osmanlıca öğrenmeye başlayabilir ve kendi hızınızda ilerleyebilirsiniz.Tarihe Yolculuk: Osmanlı Türkçesi, kültürel ve tarihi bir zenginliğin kapılarını açan çok önemli bir anahtardır. Bu anahtarla, Osmanlı dönemine ait belgeleri orijinalleri üzerinden okuyabilir, edebi eserleri anlayabilir ve tarihi mirasımızla derin bir bağ kurabilirsiniz.Tüm Eğitimler Ücretsizdir: Osmanlica.online sitesine üye olarak sitemizin sunduğu bütün imkânlardan ücretsiz olarak faydalanabilirsiniz.Sertifika: Aldığınız kurs sonunda Hayrat Vakfı tarafından verilecek olan dijital sertifikanızı alabilirsiniz.Çeviri : Latince kelime ve cümleleri saniyeler içinden istediğiniz hat çeşidine çevirebilir bu sayede doğru yazılışları öğrenme imkanı bulabilirsiniz.HedefimizOsmanlica.online olarak hedefimiz, herkesin Osmanlıca öğrenebilmesini sağlamak ve bu ecdadımızdan miras kalan eşsiz hazineyi modern yöntemlerle geleceğe taşımaktır. Osmanlı Türkçesi öğrenme sürecinizi keyifli hale getirmek ve size gerekli tüm bilgileri sunmak için buradayız. Osmanlıca, tarihimize açılan bir kapıdır ve biz, bu kapıyı sizin için aralıyoruz.Siz de Osmanlıca öğrenme yolculuğunuza hemen şimdi başlayın! Ücretsiz kayıt olun, ecdadımızın eşsiz mirasını keşfetmeye başlayın!
1.208
1. Mektub'da geçen “Mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azab içinde azaptır” ifadesinde mevt, yani ölüm, ehl-i dalalet için nasıl “nikmet” olmaktadır? Hayatın ehl-i dalalet için nikmet olması nasıl anlaşılmalıdır? İzah eder misiniz?
Merhaba hocam. İlim ve bilginize güvendiğim için bu konuyu size danışmak istedim. Hayatım boyunca helale harama dikkat eden, gözünü ve iffetini haramdan korumaya çalışan evli bir hanımım.Eşimle kavga edip babaevime gittiğim bir dönemde, küfürbaz bir erkek yakın akrabamla bir konuda inatlaştık. Bu sırada bana çok çirkin, cinsel içerikli ağır bir küfür etti. İlk defa böyle bir şeye maruz kaldığım için çok sarsıldım.Birinin bana böyle bir küfür etmesi iffetime veya namusuma manevi zarar verir mi? Ayrıca bu olayın şokuyla zihnime istem dışı gelen rahatsız edici vesveseler, eşime olan sadakatime veya iffetime zarar vermiş olur mu?
"... Kalbiyle cihad eden de mü'mindir. Bu kadarcığı da bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur." (Müslim, İman 80) Bu hadisi okuduktan sonra, gördüğüm her günaha karşı içimden veya dilimle "Bu kötü." demeye ve rahatsız olmaya çalışıyorum. Çünkü hadisin son ifadesinden bir hayli korkuyorum. Fakat bunu gördüğüm her günaha yapamıyorum. (Sürekli şehadet getiriyorum.) Bir sürü günah var etrafımda maalesef. Özellikle kendim günah işlerken bir yandan kötü demek, bir yandan yapmak çok garibime gidiyor. Çok zorlanıyorum. Gerçekten bu söylediklerimi yapmazsam küfre girer miyim?