Bu konuyu temel başlıklar altında şöyle değerlendirebiliriz:
1. Naklî Delil: Allah'ın Vaadi ve Peygamber Sözü
İslam inancında bir meselenin doğruluğu, her şeyden önce Allah'ın kelamı ve Resulü'nün beyanı ile sabit olur. Zira bir hadis-i şerifte açıkça şöyle belirtilmiştir:
Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı.1
Bir Müslüman için Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bu sözü, en kesin bilgidir. Bilimsel veriler veya fiziksel yasalar değişebilir, ancak Allah’ın koyduğu "özel hükümler" değişmez. Toprak, yaratılışı gereği cesetleri çürütür; ancak o toprağı yaratan güç, dilediği kuluna karşı bu özelliği durdurma kudretine sahiptir.
2. Akli ve Mantıki Yaklaşım: Mucize Kavramı
Akla gelen "Ya öyle değilse?" sorusu, genellikle Allah'ın yarattığı doğa kanunlarını mutlak zannetmekten kaynaklanır. Halbuki, ateş yakıcıdır ancak Hz. İbrahim’i yakmamıştır. Su boğucudur, ancak Hz. Musa için yol olmuştur. Zaman yaşlandırır, ancak Ashâb-ı Kehf 309 yıl boyunca bedenleri bozulmadan mağarada uyumuştur.
Eğer Allah, peygamberlerinin bedenlerini muhafaza edeceğini vaat etmişse, bu O’nun için fiziksel bir zorluk değil, bir irade beyanıdır. Peygamberlerin cesedlerinin bozulmaması, onların ruhaniyetlerinin yüceliğine uygun bir "sürekli mucize" hükmündedir.
3. Tarihî Şahitlikler ve Müşâhedeler
Tarih boyunca kabirlerin taşınması veya su baskınları gibi zaruri durumlarda açılan pek çok sahabi ve peygamber kabrinde, naaşların sanki yeni defnedilmiş gibi durduğuna dair çok sayıda şahitlik mevcuttur. Diyarbakır Eğil'deki Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl peygamberlerin naaşlarının nakli hadisesi (1995 yılı), modern tıp ve noter huzurunda gerçekleşmiş, dönemin valisinden işçisine kadar herkes bu mucizeye şahit olmuştur. Bu tür olaylar, hadislerin doğruluğunu gözle görülür birer gerçeğe dönüştürür.
4. Vesveseye Karşı Manevî Reçete
"Haşa, ya kabir açılırsa..." şeklindeki düşünceler, şeytanın mü'mini meşgul etmek ve şüpheye düşürmek için kullandığı bir yöntemdir. Bu tür düşünceler geldiğinde şunları hatırlamak faydalıdır:
İslam hukukuna göre bir peygamberin veya salih bir zatın kabrinin keyfî olarak açılması haramdır. Allah, sevdiği kullarının mahremiyetini ve şerefini korur.
Bizler gözümüzle görmediğimiz Allah'a, meleklere ve ahirete iman ediyoruz. Peygamberlerin bedenlerinin korunması da bu iman dairesinin bir parçasıdır. Gözle görmeye ihtiyaç duymadan iman etmek, mümin olmanın özüdür.
Özetle; Peygamberlerin bedenlerinin çürümemesi Allah’ın bir lütfu, ihsanıdır. Rabbimiz, yarattığı maddenin (toprağın) kanununu, yine kendi yarattığı seçkin kulları için askıya almıştır.
Ebû Dâvûd, Salât, 201/1047

