Sorular

6.713

Kur'ân, Hadîs ve Risale-i Nur'da Dâbbetü'l Arzın Ne Olduğu

DÂBBETÜ'l-ARZ دابّة الأرضKıyametin büyük alâmetlerinden biri olarak ortaya çıkacağına inanılan canlı demektir. Arapça'da “yavaş ve sessizce yürümek, emeklemek, sürünmek, sirayet etmek” mânalarına gelen debb veya debîb kökünden türemiş sıfat olan dâbbe, “yeryüzünde yürüyen erkek ve dişi her türden canlı” demektir. Mutlak olarak kullanıldığında erkek-dişi bütün hayvanları kapsadığı gibi akıllı olan ve olmayan bütün canlıları içine almaktadır. 1KUR'ÂN'DA DÂBBETÜ'l-ARZO (azab) sözü) başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman ise, onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız; (o,) gerçekten insanların âyetlerimize kat'î olarak inanmıyor olduklarını kendilerine söyler. 2Artık onun (Süleymân'ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara (Süleymân'ın) ölümünü ancak asâsından yemekte olan dabbetü'l-arz (bir ağaç kurdu) fark ettirdi. Bunun üzerine (Süleymân) yere yıkılınca, (onun ölümünü ancak bu şekilde anlamalarıyla) cinler için açıkça belli oldu ki, eğer gaybı biliyor olsalardı (o öldüğü hâlde), o aşağılayıcı azâb içinde kalmazlardı. 3HADÎS-İ ŞERÎFLERDE DÂBBETÜ'L-ARZAbdullah bin Amr (ra) şöyle dedi:Ben Resulullah (sav)'in bir sözünü ezberledim ki, duyduğumdan beri hiç unutmadım. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Çıkacak kıyamet alâmetlerinden ilki, güneşin batıdan doğması ve bir kuşluk vakti insanlara karşı Dâbbe'nin zuhurudur. Hangisi önce olursa diğeri akabinde yakındır.” 4Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Dâbbe çıkar, insanların burunları üzerine mühür vurur. Sonra onlar, mühürlenenler sizin aranızda yaşarlar. Bir adam bir hayvan satın alır, ona 'kimden satın aldın?' diye sorulur. O da 'mühürlü adamdan aldım' der.” 5Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Dabbe çıkar ve insanların burunlarını damgalar. Sonra o damgalananlar sizin içinizde yaşarlar. Hatta deve satın alan birine diğeri: Onu kimden aldın? diye sorar. O da: Burnu damgalı olanların birinden aldım, der.” 6RİSALE-İ NUR'DA DÂBBETÜ'L-ARZAma dâbbetü'l-arz, Kur'ân'da gayet mücmel bir işaret ve lisân-ı hâlinde kısacık bir ifade ve bir tekellüm var. Tafsîli ise, ben şimdilik başka mes'eleler gibi, kat'î bir kanâatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ nasıl ki kavm-i Firavun'a, çekirge âfeti ve bit belâsı; ve Ka'be'nin tahrîbine çalışan kavm-i Ebrehe'ye, Ebâbîl kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyânın ve Deccâlların fitneleriyle bilerek ve severek isyana ve tuğyâna; ve Ye'cûc ve Me'cûc'ün anarşistliğiyle fesâda ve canavarlığa giden ve dinsizliğe ve küfür ve küfrâna düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak. Zîr-u zeber edecek. اَللّٰهُ اَعْلَمُ o dâbbe bir nev'dir. Çünki gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yere ve herkese yetişemez. Demek dehşetli bir tâife-i hayvâniye olacak. Belki اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَأَتَهُ âyetinin işaretiyle o hayvan, “dâbbetü'l-arz” denilen ağaç kurtlarıdır ki, insanların kemiklerini, ağaç gibi kemirecek. İnsanın cisminde, dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler îmân bereketiyle, sefâhet ve sû'-i isti'mâlâttan tecennübleriyle kurtulacaklarına işareten, âyet îmân hususunda o hayvanı konuşturmuş. 7Bediüzzaman Hazretleri, Dâbbe'nin tek bir varlık değil, çoğul yapıda bir tür olacağını; zira tek bir varlığın her yere ve herkese yetişemeyeceğini, bu sebeple bir hayvan topluluğundan söz edildiğini ifade eder. Ayrıca Sebe suresinde zikredilen, insanın kemiklerini ağaç kurdu gibi kemiren varlıkları hatırlatarak, mü'minlerin hem imanın bereketiyle hem de İslâm'ın haram kıldığı gıdalardan uzak durmaları sayesinde bu musîbetten korunacaklarını beyan eder.Demek Dabbetü'l-Arz, kıyamete yakın bir zamanda Müslümanlarla kâfirleri birbirinden ayıracak özelliklere sahip, mahiyeti ancak Rabbimizin bildiği bir kıyamet alâmetidir.Ayrıca BakınızDECCAL VE SÜFYANMEHDİKUR'AN VE HADİSLERDE KIYAMET ALAMETLERİAYET VE HADİSLERDE KIYAMETİN NASIL KOPACAĞIKaynakçalarİlyas Çelebi, "DÂBBETÜ'l-ARZ", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, c.8, s.393Neml, 27/82Sebe, 34/14Müslim, 2941; İbni Mace, 4069Albânî, Sahihu'l-Cami, 2927Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/268, 22664; Buhari, Tarih, 3/172; Mecmau'z-Zevaid, 8/9; Albânî, Silsiletu'l Ehâdîsi's Sahîha, 322Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 84.

6.009

Kulun Fiillerinin Yaratılması Meselesi

"Evet eğer abd hâlık-ı ef'ali bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref' olurdu. Çünki ilm-i usûl ve hikmette مَا لَمْ يَجِبْ لَمْ يُوجَدْ kaidesince mukarrerdir ki: "Bir şey vâcib olmazsa, vücuda gelmez." Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. İllet-i tâmme ise; ma'lulü, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz." Risale-i Nur'da geçen bu kısmı izah eder misiniz?

705

Peygamber Efendimize (sav) Verilen En Büyük Mucizeler Nelerdir?

Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatında çok sayıda mucize gerçekleşmiştir. Hadis, siyer ve Delâilü'n-Nübüvve gibi kaynaklarda rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimizin (sav) binden fazla mucizesi nakledilmiştir.“Mucize” kelimesi, insanı aciz bırakan, yani insanların benzerini yapamayacağı olağanüstü bir olay anlamına gelir.1 Bu sebeple bütün mucizeler insan için hayret verici ve olağanüstüdür.Bununla birlikte mucizeler arasında da derece farkı vardır. Bazı mucizeler diğerlerine göre daha kapsamlı, daha etkileyici ve daha büyük olabilir. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın en büyük ve en kalıcı mucizesi ise Kur'ân-ı Kerîm'dir.Kur'ân içinde yüzlerce peygamberlik delilini barındıran, kıyamete kadar devam eden ebedî bir mucizedir. Âlimler Kur'ân'ın mucize oluşunu farklı yönlerden incelemiş ve kırk ayrı açıdan mucize olduğunu ortaya koymuşlardır.2Kur'ân'dan sonra Peygamber Efendimizin (sav) en büyük mucizesi ise kendi zatıdır. Onun ahlâkı, yaşayışı, insanlara davranışı, öğrettiği sünnet bütünüyle incelendiğinde başlı başına bir mucize olarak görülür. Bu konu ile alakalı Bediüzzaman Hazretlerinin ifadeleri şöyledir:Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Kur'ân'dan sonra en büyük mu'cizesi kendi zâtıdır. Yani onda ictimâ' etmiş ahlâk-ı âliyedir ki, her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifâk ediyorlar. Hatta şecâat kahramanı Hazret-i Alî mükerreren diyordu: Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın arkasına ilticâ edip tahassun ediyorduk. Ve hâkezâ. Bütün ahlâk-ı hamîdede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye mâlik idi. 3Görüldüğü gibi Bediüzzaman Hazretleri, Kur'ân'ı Sevgili Peygamberimizin (sav) en büyük mucizesi, O'nun (sav) ahlakını da Kur'ân'ı takip eden ikinci en büyük mucizesi olarak ifade etmektedir. Çünkü onun hayatında toplanmış olan yüce ahlâk, insanlık tarihinde benzeri zor görülen bir seviyededir. Peygamber Efendimizin (sav) doğruluğu, merhameti, cesareti, sabrı, affediciliği ve adaleti gibi bütün güzel özellikler onda en yüksek derecede bulunuyordu. Bu durum sadece onu sevenler tarafından değil, düşmanları tarafından bile kabul edilmişti. Peygamber Efendimiz'in (sav) bütün övülmüş hasletlerde yetişilemeyecek derece en yüksek seviyedeydi.Kur'ân'dan ve ahlakından sonra diğer bir büyük mucizesi ise getirdiği dindir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri yukarıdaki metnin devamında şöyle demektedir:Hem pek büyük ve dost ve düşmanla musaddak bir mu'cize-i Ahmediye, şerîat-ı kübrâsıdır ki, ne misli gelmiş ve ne de gelecek.4Yani Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın en büyük mucizelerinden biri de getirdiği büyük şeriattır. Bu şeriat, hem dostları hem de düşmanları tarafından kabul edilen çok büyük bir peygamberlik delilidir.Bunların yanında İsrâ ve Mi'rac olayı ile Şakku'l-Kamer (ayın yarılması) gibi hadiseler de Peygamber Efendimizin (sav) büyük mucizeleri arasında sayılır. Ayrıca onun duasıyla gerçekleşen pek çok olağanüstü olay, az bir yiyeceğin çoğalması, parmaklarından su akması, bazı hayvanların onunla konuşması gibi birçok mucize de güvenilir rivayetlerde yer almaktadır. Sonuç olarak; Peygamber Efendimizin (sav) mucizeleri çok çeşitlidir. Bu mucizeler hem onun Allah'ın elçisi olduğunu göstermiş hem de insanlara doğru yolu bulmaları için güçlü deliller sunmuştur. Kur'ân ise bu mucizelerin en büyüğü ve kıyamete kadar devam edecek olanıdır.Ayrıca gösterdiği diğer mucizeler de büyük mucizelerdir. Zira mucize, insanlığı acze düşüren, tabiatüstü hadiseler demektir ki en başta da dediğimiz gib bu tür hadiselerin her birisi büyük birer mucizedir.Ayrıca BakınızKUR'ANIN KIRK ÇEŞİT MUCİZE YÖNÜVERİLİŞ GAYELERİNE GÖRE MUCİZENİN TASNİFİMUCİZE NEDİR? MUCİZENİN ÇEŞİTLERİNİ ÖRNEKLERLE İZAH EDER MİSİNİZ?ALLAH'I İNKÂR EDEN BİRİSİNE MİRAC MUCİZESİNİN İSPATIAYET VE HADÎSLERLE MİRAC MUCİZESİPEYGAMBER EFENDİMİZ'İN (SAV) GÜZEL AHLAKINDAN ÖRNEKLERRİSALE-İ NURDAKİ RİSALET DELİLLERİKaynakçalarAbdulkadir Ertaş, Risale-i Nur'da İsra, Mir'âc ve Şakk-ı Kamer, Süeda Yayınaları, Isparta 2023, s. 49.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 213.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304.

12

Hayat Sigortası Yaptırmak Caiz midir?

Çocuğun geleceğini güvence altına almak için yapılan hayat sigortası caiz midir? Örneğin ayda 200 lira ödenip çocuğun 20 yaşına kadar sigortalanması seçiliyor. Bu süreçte şirket parayı işletiyor; kazanç olursa primler belirli bir oranda artırılıyor, zarar olursa para değer kaybedebiliyor ancak zarar için bir limit var veya alternatif olarak yatırılan para kaybedilmeden iade ediliyor. Şirketler bu parayı hisse senedi, tahvil ve gayrimenkule yatırıyor. Bu konunun cevazı var mıdır?

16.841

Namazdan Sonra 33 Defa "Sübhanallah-Elhamdülillah-Allahu Ekber" Çekmenin Hikmeti

İslamiyet'te ibadetler yalnızca niyetle değil, belirli ölçü, vakit ve sayılarla eda edilir. Namazın rekat sayıları, orucun vakti, zekatın nisabı gibi esaslar Kur'an ve sünnette açıkça belirlenmiştir. Bu durum, ibadetlerin Kur'an ve sünnete göre düzenlendiğini gösterir.Namazdan sonra yapılan tesbihatın 33 defa olması da bu ölçünün bir parçasıdır. Peygamber Efendimiz (sav), namazların ardından 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah ve 33 defa Allahu Ekber denilmesini tavsiye etmiş; bunu bizzat uygulamış ve sahabe efendilerimize öğretmiştir. Bu sayılar hadislerle sabittir. Bu hadislerden bazıları şunlardır:Ebû Hüreyre'den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah:Bir kimse her namazın arkasında otuz üç defa “Sübhânallâh”, otuz üç defa “Elhamdülillâh”, otuz üç defa “Allahü ekber” der ve “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur, mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir.)” diyerek (bu tesbihatı) yüze tamamlarsa – denizin köpükleri kadar çok olsa bile – hataları bağışlanır, buyurdu.1Ka'b b. Ucre (ra)'den Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Farz namazların sonunda söylenmesi gereken bazı tesbihat vardır ki onları yapanlar zararda değildirler. Her namazın arkasında otuz üç sefer “Sübhanallah”, otuz üç sefer “Elhamdülillah”, otuz dört sefer “Allahuekber” demek.2Sünnette belirlenen sayıların hikmeti tam olarak kavranamasa bile bu durum, onların hakikatini ve değerini azaltmaz. Zira insan aklı her ilahi sırrı kuşatabilecek bir mahiyette değildir.Bununla birlikte, bu sayıların kalp ve ruh üzerindeki tesiri açısından bazı hikmetlere işaret edilebilir. Tekrar, zikrin ruhuna uygundur. Nitekim Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:Zîrâ zikrin şe'ni, tekrar ile tenvîrdir. Duânın şe'ni, terdâd ile takrîrdir. Emir ve da'vetin şe'ni, tekrar ile te'kîddir.3Yani tekrar, kalbi nurlandırır ve manayı ruhta yerleştirir. 33 defa yapılan tesbihat, kulun namazda söylediği hakikatleri namaz sonrasında da kalbine nakşetmesine yardımcı olur.Ayrıca Üstad Bediüzzaman Hazretleri, namazdan sonraki tesbihatın yalnızca bir zikir değil, Peygamber Efendimizin (sav) takip edilen manevi bir yolu olduğunu şu sözlerle ifade eder:“Namazdan sonraki tesbîhâtlar, tarîkat-i Muhammediyedir (asm) ve velâyet-i Ahmediyenin (asm) bir evrâdıdır.” 4Bu yönüyle 33 sayısı bir şifre, bir anahtar ve bir ölçü hükmündedir. Kul, namazda diliyle söylediği tesbih, hamd ve tekbiri; namazdan sonra tekrar ederek kalbine yerleştirir. Böylece ibadet, geçici bir davranış olmaktan çıkar, devamlı bir manevi hale dönüşür. Bu ölçünün kulun kendi tercihine bırakılmayıp Peygamber Efendimizin (sav) rehberliğiyle belirlenmesi ise sünnete uymanın açık bir göstergesidir. Mü'min, her namazdan sonra yaptığı bu tesbihatla hem kulluğunu güçlendirir hem de Peygamber Efendimizin (sav) manevi yoluna bağlanmış olur.Ayrıca BakınızNAMAZ TESBİHATININ ÖNEMİNAMAZ TESBİHATINDA HANGİ SIRA TAKİP EDİLMELİDİR?KaynakçalarMüslim, Mesacid, 146.Müslim, Mesacid, 144.Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 328.Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 171.

664

Her Peygambere Mucize Verilmiş midir?

Evet bütün peygamberlere mucize verilmiştir. Bu konuda bir âyet-i kerime şöyledir:Celâlim hakkı için, peygamberlerimizi apaçık delillerle (açık mucizelerle) gönderdik ve onlarla berâber kitâbı ve mîzânı (adâleti) indirdik ki, insanlar adâleti ayakta tutsun (ve yaşatsınlar)! 1Sevgili Peygamberimiz (sav) ise bu manada şöyle buyurmaktadır:Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. Ama bana verilen (mucize) ise vahiydir ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran etbâı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümid ediyorum.2Ayrıca BakınızMUCİZELERDE SEBEPLERİN MÜDAHALESİKUR'ANIN KIRK ÇEŞİT MUCİZE YÖNÜVERİLİŞ GAYELERİNE GÖRE MUCİZENİN TASNİFİMUCİZE NEDİR? MUCİZENİN ÇEŞİTLERİNİ ÖRNEKLERLE İZAH EDER MİSİNİZ?ALLAH'I İNKÂR EDEN BİRİSİNE MİRAC MUCİZESİNİN İSPATIKaynakçalarHadid, 57/25Buharî, Fezâilu'l-Kur'ân 1, Îtisâm 1; Müslim, İman 239, (152).

2.100

Teravih Namazı Tek Niyetle Kılınabilir Mi?

Teravih namazına başlarken niyet ettikten sonra her selâm verişte yeniden niyet etmenin şart olup olmadığı konusunda Hanefî âlimleri farklı görüşlere sahiptir. Tercih edilen görüşe göre teravih namazı bir bütün olduğundan her iki veya dört rek'atta selâm verdikten sonra yeniden niyet etme zorunluluğu bulunmamaktadır.1Ayrıca BakınızTERAVİH NAMAZININ KILINIŞITERAVİH NAMAZI KAÇ REKATTIR?KADINLARIN CAMİDE TERAVİH NAMAZI KILMASI UYGUN MU?YATSI NAMAZI KILINMADAN TERAVİH NAMAZI KILINABİLİR Mİ?GÜN GÜN TERAVİH NAMAZININ FAZİLETİVİTİRDEN SONRA TERAVİH KILINIR MI?Kaynakçalarİbn Nüceym, el-Bahr, 2/74-75; el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/117