Sorular

Seferilikte Sünnet Namazlar Kısaltılır mı veya Terk Edilebilir mi?

Seferde Sünnet Namazlar Kıslatılabilir mi?Şâfiî ve Hanbelîler'e göre seferdeyken farz namazları kısaltarak kılmak ruhsat olup tam kılmaktan daha faziletlidir.  Mâlikî fakihlerinin çoğunluğuna ve Hanefîler'e göre ise azîmettir; ancak Mâlikîler'in çoğunluğu kısaltarak kılmayı sünnet-i müekkede sayarken1 Hanefîler yolcunun tercih hakkı bulunmayıp kısaltmasının vâcip olduğu kanaatindedir.2 Sünnet namazlara gelince sünnetlerin hiç biri kasredilmez. Çünkü kasr ancak farz namazlar hakkında câri bir hükümdür.3 Mehmet Zihni Efendi bu konuda şöyle demektedir:Misafir (yolcu) olan kimse, erkek olsun, kadın olsun ve mûtî, yahut âsî bulunsun, dörtlü farzları kasr eder. Üçlü farz (akşam namazı), ikili farz (sabah namaz), için kasr (kısaltma) olmadığı gibi vitir için ve sünnetler için dahi kasr (kısaltma) yoktur.4Seferde Sünnet Namaz Terkedilebilir mi?Fukahanın bir kısmına göre, seferde meşakkat olduğundan dört rek'atli farzlar iki rek'at olarak kılınır, sünnet namazlar da terkedilir. Ama bu konuda muhtar olan şudur: Yolculukta korku ve fazla sıkıntı varsa sünnetler terkedilir, bu durumlar olmadığında kılınması daha iyi olur.5 Bu hususta Mehmet Zihni Efendi şöyle demektedir:Misafir (yolcu) konmakta, karar ve emniyet hallerinde, olursa sünnetleri kılar. Karar ve emniyyet (yerleşme ve güvenlik) halinde değilse kılmaz. Muhtar (tercih edilen görüş) olan budur.Onları, alâ kavle (bir görüşe göre) tekarrüben (Allah'a yakınlaşmak niyetiyle) kılmak ve alâ kavle (başka bir görüşe göre) terahhusan (ruhsattan faydalanarak) terketmek efdâldir (daha faziletlidir). Alâ kavle (bir görüşe göre), fecir ve mağripten mâadâsı (dışındakiler) öyledir.6Ayrıca BakınızSEFERİLİK NEDİR? SEFERİ OLMANIN ŞARTLARI?SEFERİLİKTE NAMAZI KISALTMAK ŞART MIDIR?SEFERİLİKTE 18 SAAT YOLCULUK ŞARTIYOLCULUKTA NAMAZI BİRLEŞTİRME (CEM-İ TAKDİM / CEM-İ TEHİR)NAMAZLARI CEM ETMENİN (BİRLEŞTİRMENİN) HÜKÜMLERİKaynakçalarBâcî, I, 260; İbnü'l-Arabî, I, 490; Haraşî, II, 56-57Atar, Fahrettin. “Sefer.” TDV İslâm Ansiklopedisi. 36: 294-298. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2009.Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y.,c.1, s. 461.Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslam İlmihali, Salah Bilici Kitabevi, İstanbul yy, s. 218Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y.,c.1, s. 461.Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslam İlmihali, Salah Bilici Kitabevi, İstanbul yy, s. 219

İnsan, Hayvan ve Eşyalara Karşı İhmalin Dini Hükmü Nedir?

Bebeğimizin bakımını yapmamak, sorumlu olduğumuz bir insanı ya da evcil hayvanı ihmal etmek, ahırı temiz tutmamak veya ağacı sulamamak gibi durumlarda bir hak ihlali ya da caiz olmama söz konusu olabilir. Peki, evi yeterince temiz tutmamak da bir eşyanın hakkına girmek sayılır mı? Hayat mertebelerine göre sorumluluklarımızı yerine getirmemenin hükmü değişir mi; insana dair ihmal kul hakkı sayılırken, cansız varlıklar için de bu ifade kullanılabilir mi?

294

Alkol, Gazlı İçecek Fabrikasında Çalışmak caiz mi?

Ben gazlı meyve suları, gazoz ve limonata üretimi yapan bir fabrikada çalışıyorum. Üretim kısmında bizzat çoğu maddeyi kendimiz katıyoruz, onun için bazı maddelerin ne olduğunu tahmin edebiliyorum. Bazılarını yetkinliğim olmadığı için bilemiyorum. Mesela özel formül var, adına esans deniyor. Sadece sayılı kişilerin bildiği bir karışım bu. Burada içecek yaparken o esansı biz döküyoruz.Bu durum caiz midir? Alkol üretimi yapmıyor ama dediğim gibi bazı dökülen karışımların ne olduğunu, alkollü karışım olup olmadıklarını bilmiyorum.

5.449

Kur'an Dinleme Adabı

Kur'an-ı Kerim, Allah'ın insanlığa gönderdiği son İlâhî kitaptır. Bu sebeple onu okumak kadar dinlemek de büyük bir ibadettir. Kur'an okunurken saygı göstermek, dikkatle dinlemek ve onun mesajını anlamaya çalışmak, müminin Rabbine karşı edebinin bir göstergesidir. Nitekim Rabbimiz Kur'an'ı dinlemenin ehemmiyetini şu ayet ile haber vermektedir:Hem Kur'ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!1Hz. Peygamber (sav) ise Kur'an'ı dikkatle dinlemenin faziletini şu hadisle bize göstermiştir:Abdullah b. Mes'ûd (ra) şöyle anlatır: “Resûlullah (asm) bana: 'Bana Kur'ân oku.' buyurdu. Ben, 'Kur'ân sana indirildiği hâlde onu sana ben mi okuyayım?' dedim. Bunun üzerine, 'Ben onu başkasından dinlemeyi de severim.' buyurdu. Ben Nisâ sûresini okumaya başladım. 'Her ümmetten bir şahit, seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman halleri nasıl olacak?' (Nisâ, 4/41) âyetine gelince, 'Yeter, burada bırak.' buyurdu. Resûlullah'a baktığımda gözlerinden yaşlar akıyordu.2Bu hadis, Kur'an'ı sadece okumak değil, huşû içinde dinlemenin de sünnet olduğunu göstermektedir.Ayrıca Kur'an tilaveti, sadece lafızların okunmasından ibaret değildir. Kur'an okunurken dinleyen kimsenin mümkün olduğu kadar sessiz kalması, kalbini İlâhî kelama yöneltmesi ve okunan ayetler üzerinde tefekkür etmesi tavsiye edilmiştir. Kur'an'ı dinlemek, onun emir ve yasaklarını anlamaya çalışmak, öğütlerinden ibret almak ve hayatına uygulama gayreti göstermek gerçek dinleme adabının temelini oluşturur. Kur'an'ın gelişi güzel bir konuşma gibi değil, Allah'ın kullarına hitabı olduğu bilinciyle dinlenmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.3 Bediüzzaman Hazretleri ise bu konuda şöyle demektedir:Kur'ân'ı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve dinlemek; ve ondaki hitâbât-ı İlâhiyeyi güyâ geldiği ân-ı nüzûlünde dinlemek; ve o hitâbı Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan işitiyor gibi dinlemek; belki Hazret-i Cebrâîl'den as, belki Mütekellim-i Ezelî'den dinliyor gibi bir kudsî hâlete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur'ân'ın hikmet-i nüzûlünü bir derece göstermektir.4Yani mümin, Kur'an'ı sanki ilk defa nazil oluyormuş gibi bir tazelik ve heyecan içinde okumaya veya dinlemeye çalışmalıdır. Ayetleri, önce Cebrâil'in (as) Hz. Peygambere (sav) getirdiğini, ardından Peygamber Efendimizin (sav) ümmetine tebliğ ettiğini düşünerek dinlemek en güzelidir. Hatta daha da ötesinde, bütün bu vasıtaların arkasındaki hakikati fark edip Allah'ın ezeli kelâmına muhatap olduğu bilincini taşımak gerekir. Böyle bir bakış açısı, Kur'an'ı sıradan bir metin veya güzel bir tilavet olmaktan çıkarır, onu doğrudan doğruya insanın kalbine ve ruhuna hitap eden İlâhî bir mesaj haline getirir. Bediüzzaman Hazretlerinin devamındaki “kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek” ifadesi ise, Kur'an okuyan kimsenin Allah'ın kelamını insanlara ulaştıran bir elçi ve tercüman olduğunu hatırlatmaktadır. Bu şuurla yapılan tilavet hem okuyanın ihlasını artırır hem de dinleyenlerin daha derinden hissetmelerine vesile olur.Sonuç olarak, Kur'an okunurken konuşmaktan kaçınmak, oturuşunu düzeltmek, dikkatle dinlemek, mümkünse manasını düşünmek ve kalbi ilâhî hitaba açmak, Kur'an dinleme adabının en önemli esaslarındandır. Böyle bir edep ve huşû ile dinlenen Kur'an, insanın imanını kuvvetlendirir, kalbine huzur verir ve hayatına doğru istikamet kazandırır.Ayrıca BakınızKURAN-I KERİM DİNLEMEKKURAN DİNLEMEKKUR'AN OKURKEN İLAHİ/FON MÜZİK DİNLEMEK CAİZ MİDİR?YATARAK KUR'AN OKUMAK VE DİNLEMEK CAİZ MİDİR?KaynakçalarA'râf 7/204.Buhârî, Feżâʾilü'l-Ḳurʾân, 33.Abdurrahman Çetin, "Tilavet", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, c. 41, s. 155-156.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s. 285.