Bağış Yap

Sorular

Sadakanın Belayı Def Ettiğine Dair Hadisler Nelerdir?

Sadakanın insanı hastalık, musibet ve benzeri belalardan korumasına dair rivayetlerden bazıları şunlardır:Kuşkusuz sadaka, Rabbin gazabını söndürür ve kötü bir şekilde ölmeyi önler.1İyilik yapmak kötü akıbetlerden korur. Gizli sadaka Rabbin gazabını söndürür. Akrabalık bağlarını gözetmek ise ömrü artırır.2Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz. 3Sadakada acele edin, çünkü bela sadakanın önüne geçemez4Bazı alimlerimiz, Buhârî'de geçen aşağıdaki hadisten hareketle de korku anlarında ve korkulan bir belanın defedilmesi amacıyla sadaka vermenin müstehap olduğu sonucunu çıkarmışlardır.5Güneş ve Ay, Allah'ın varlık ve birliğine delâlet eden alâmetlerden sâdece ikisidir. Şâyet bunlar tutulursa, duâ edin, Cenâb-ı Hakk'a yönelip O'na ilticâ edin. Allah'ın büyüklüğünü hatırlayın, namaza durup Allah'ı zikretmeye koyulun ve sadaka verin…”6Bazı hadislerde, sadakanın insanları kıyamet gününün sıkıntılarından da koruyacağı ifade edilmiştir:Yarım hurma ile bile olsa kendinizi ateşten koruyun.7Kıyamet günü insanlar arasında hüküm verilinceye kadar, herkes sadakasının gölgesinde olacaktır. 8Ayrıca BakınızPEYGAMBERİMİZİN (SAV) VE SEYYİD OLANLARIN SADAKA VE ZEKAT ALMAMASININ SEBEPLERİFİTRE VEYA FITR SADAKASI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLERVEFAT EDEN KİŞİLERİN ARKASINDAN HAYIR YAPMAK / SADAKA VERMEKDİLENCİYE SADAKA VERMEDE ÖLÇÜ NEDİR?KaynakçalarTirmizî, Zekât, 28Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, 8/312, hadis no. 8014.Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, III, 542.Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, III, 110İbn Dakîkulîd, İhkâmü'l-Ahkâm Şerhu Umdeti'l-Ahkâm, thk. Muhammed Hâmid el-Fıkî – Ahmed Muhammed Şâkir, 2. bs. (Beyrut: Dâr Âlemi'l-Kütüb, 1407/1987), 1/353.Buhârî, Küsûf, 2-4Buhârî, Zekât, 10; Müslim, Zekât, 66.Müsned, 4/147-8

Sürekli Nazar Değecek Diye Düşünmek Nazarı Çeker mi?

Nazar haktır ve dinimizde varlığı kabul edilmiştir: Ancak nazara lüzumundan fazla odaklanmak, sürekli “Bana nazar değecek” diye endişe etmek ve yaşanan her olumsuzluğu nazara bağlamak doğru değildir. Çünkü bu durum vesveseyi artırır, ruhu yorar ve tevekküle zarar verebilir; zamanla insanı vehme ve gereksiz korkulara sürükleyerek huzurunu ve maneviyatını zedeleyebilir. Bununla birlikte bir şeye fazla dikkat etmek, tek başına nazarın mutlaka isabet etmesine sebep olmaz.Müminin vazifesi ne nazarı inkar etmek ne de onu büyütüp hayatın merkezine koymaktır. Şunu unutmamak gerekir ki nazar da dahil olmak üzere hiçbir şey, Allah'ın izni ve takdiri dışında tesir edemez. Bu sebeple insan, nazardan korkarak yaşamak yerine Allah'a sığınmalı, meşru korunma yollarına başvurmalı, kalbini korkuya değil itimada sevk etmeli ve neticeyi Allah'a bırakmalıdır.Bu maksatla Ayetü'l-Kürsi ile Felak ve Nas surelerini okumak, dua, zikir ve evrad ile Allah'tan muhafaza istemek, “maşallah” demek ve hasetten sakınmak güzel birer korunma vesilesidir. Her halükarda muhafazayı Allah'tan bilmek gerekir.Ayrıca BakınızNAZAR HAK MIDIR? NAZARDAN KORUNMANIN YOLLARINAZAR, HASTALIKLARIN SEBEBİ OLABİLİR Mİ?NAZARIN DİNİMİZDEKİ YERİ VE NAZAR BONCUĞU TAKMANIN HÜKMÜVESVESEDEN KURTULMANIN YOLLARIVESVESENİN ÇARESİVESVESE VE TAKINTI

Camilerde Sela Okunmasının Dindeki Yeri Nedir, Sünnette Var mıdır?

Cami ve mescitlerde bazı özel günlerde ezandan önce veya cenaze namazı öncesinde cemaati bilgilendirmek amacıyla okunan Salâ, Hz. Peygamber'e (s.a.s.) salât ve selâm içeren bir duadır. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadislerde Hz. Peygamber'e (s.a.s.) salât ve selâm getirilmesi teşvik edilmiştir.1Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde salâ okunduğuna dair kaynaklarda herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Bununla birlikte ölüm haberinin çeşitli yollarla duyurulması sünnettir. Bunun delili Resûlullah'ın (s.a.s.), Necaşî'nin vefatını ashabına haber verdiğini bildiren şu hadistir: Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir:Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşî'nin öldüğü gün, ölüm haberini ashabına bildirdi. Sonra onları musallaya çıkardı, saf'a soktu ve Necaşî için dört tekbir getirdi.2Yine Sevgili Peygamberimiz (sav) kendisine bildirilmeden defnedilen bir cenaze için de 'Bana neden haber vermediniz?' diye serzenişte bulunduğu rivayet şöyledir:Ebu Hureyre bildiriyor: Her zaman Mescid'i süpüren zenci bir kadın -veya- bir erkek vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir müddet onu görmeyip durumunu sorunca: "Öldü" dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Bana haber verseydiniz ya'' buyurdu. "Gece vefat etti" dediklerinde: ''Bana onun mezarını gösterin'' buyurdu. Mezarını gösterdiklerinde de mezarın yanında namazını kıldı.3Farz veya vacip olduğu inancı taşımaksızın cenazeyi duyurmak amacıyla salâ vermekte sakınca yoktur. Dolayısıyla dinî açıdan özel önemi olan gün ve geceleri hatırlatmak, meydana gelen bir vefatı ve kılınacak cenaze namazını haber vermek amacıyla salâ okunması, güzel bir âdet olarak kabul edilebilir ve bu yönüyle de dinî açıdan herhangi bir sakınca taşımadığı söylenebilir.4Ayrıca BakınızEZAN OKUNURKEN YATILIR MI?EZANIN BİTMESİNİ BEKLEMEDEN NAMAZA DURMAKHZ. PEYGAMBER (SAV) EZAN OKUMUŞ MUDUR?EZAN VE KAMET DUASI NEDİR? HADİSLERDE GEÇER Mİ?EZANI RÜYASINDA GÖREN SAHABELERCENAZENİN BAŞINDA KUR'ÂN OKUMAKGIYABİ CENAZE NAMAZI KILMAK CAİZ MİDİR?KaynakçalarAhzâb, 33/56; Tirmizî, Deavât, 66; Ebû Dâvûd, Vitr, 23Buhârî, Cenâiz, 4.Sahîh-i Buhârî, Kitâbü's-Salât, hadis no: 458Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2018, s. 171.

6.056

İsrailiyat Rivayetlerine Nasıl Bakılmalıdır? Müslümanın Diğer Dinlerin Kitaplarını Okumasının Ölçüsü Nedir?

Peygamber Efendimiz, elinde Tevrat sayfalarıyla huzuruna gelen Hz. Ömer'e, “Ben size tertemiz bir din getirmedim mi?” anlamında ifadelerle tepki gösterirken diğer taraftan Hz. Zeyd b. Sâbit'e, Yahudilerin mektuplarını ve yazışmalarını takip edebilmesi amacıyla İbranice öğrenmesini emretmiştir.Bu iki hadise birlikte değerlendirildiğinde şu soru ortaya çıkmaktadır: Bir Müslümanın Kur'an dışında kalan diğer ilahî kitapları (Tevrat, Zebur ve İncil) veya başka dinlere ait eserleri tarafsız ve ilmî bir bakış açısıyla okumasının İslâmî ölçüsü ve sınırları nelerdir? İsrâiliyat rivayetlerine ve israili bilgilere nasıl yaklaşılmalıdır?

Eşlerin İlişkiden Sonra Birlikte Banyo Yapması Caiz midir?

Karı ile kocasının ayni kaptan su alıp yıkanmalarında bir sakın­ca yoktur, caizdir.1 Nitekim Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurur:Ben ve Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık. Ellerimiz kap­ta birbirine karışırdı. 2Ben ve Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ikimizin arasında bulunan tek bir kaptan guslederdik. Resûlullah suyu almakta benden önce davranırdı. Ben de 'Bana da bırak, bana da bırak!' derdim. Âişe dedi ki: İkimiz de cünüp olduğumuz hâlde böyle yapardık.”3Ayrıca BakınızEŞLER ARASINDA HÜRMET VE MUHABBETİN ESASI NEDİR?AİLE HUZURU VE EŞLER ARASINDAKİ SEVGİ İÇİN HANGİ AYET VE DUALAR OKUNABİLİR?GUSÜLÜN FARZLARI VE FARZLARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARGUSÜL ABDESTİ ALIRKEN NİYET VE SIRA ŞART MIDIR?GUSÜL ABDESTİNDE KULAKLARIN İÇİNİ YIKAMAKGUSÜLSÜZ YAPILAMAYACAKLAR ŞEYLERKaynakçalarCelal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı: İbâdât-Muâmelât-Ferâiz. Uysal Kitabevi, Konya t.y., c. 1, s. 58.Buhârî, es-Sahîh, Kitâbü'l-Gusl, hadis no. 261.Buhârî, Sahîh, Kitâbü'l-Gusl, hadis no. 263.; Müslim, Sahîh, Kitâbü'l-Hayz, hadis no. 321.

"...Ma'nevi En Büyük Suçum, Hizmet-i Kur'aniyemi Şahsıma Ait Maddi ve Ma'nevi Terakkiyatıma ve Kemalatıma Alet Yapmak İmiş" Ne Demektir?

Emirdağ Lahikasında ilgili yer şu şekilde geçmektedir:Bu enâniyetli zamandaki hizmet-i îmâniyede en büyük tehlikem ve ma'nevî en büyük suçum ve cinâyetim, bu zamanda hizmet-i Kur'âniyemi şahsıma âit maddî ve ma'nevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma âlet yapmak imiş.Cenâb-ı Hakk'a hadsiz şükrediyorum ki, bu uzun zamanlarda, ihtiyârım hâricinde hizmet-i îmâniyemi, değil maddî ve ma'nevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma ve azâbdan ve cehennemden kurtulmama ve hatta saâdet-i ebediyeme vesîle yapmama, belki hiç bir maksada kat'iyen âlet etmemekliğime gāyet kuvvetli, ma'nevî bir mâni' görüyordum. Hayret, hayret içinde kalıyordum.1İbadet, Allah emrettiği için yapılır. Sonucunda da sadece Allah'ın rızası beklenir. "(Ben) cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım!"2 âyetinin sırrıyla insanın yaratılmasının en önemli gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İhlasa ve kulluğa yakışan sadece Allah için ibadet etmektir. Buna tam ihlas denilir. Bu hususta Kur'ân-ı Kerim'de yer alan şu ayetler, bize ihlasla nasıl ibadet ve hizmet etmemiz gerektiğini öğretmektedir:Şüphesiz ki biz, sana bu Kitâb'ı hak ile indirdik; öyle ise (sen de) dinde O'na (karşı) ihlâslı (samîmî) bir kimse olarak Allah'a kulluk et!3De ki: (Ben,) Allah'a dînimde O'na (karşı) ihlâslı (samîmî) bir kimse olarak ibadet ederim.4Bununla birlikte bir kimsenin cennete girmek arzusuyla veya cehennem korkusuyla ibadet etmesi câizdir. Çünkü Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerim'de hem cennete teşvik ediyor hem de cehennemle tehdit ediyor. Demek ki bir kimse, cennete gideceğini düşünerek veya cehennemden çekinerek şerleri, kötülükleri terk edip iyiliklere yönelebilir, ibadete ve hizmete koşturabilir.Bediüzzaman Hazretleri, enaniyetin ön plana çıktığı bu zamanda, iman ve Kur'ân hizmetinde zayıf imanları takviye edip kuvvetlendirecek ve kesin kanaat verecek derslerin ancak Allah'ın rızasını esas maksat yapmakla tesir göstereceğini ifade etmektedir.Bu anlamda Bediüzzaman Hazretleri, hiçbir şeye alet edilmeyen iman ve Kur'ân hizmetinde bulunanların, manevi ve uhrevî makamları dahi gaye ve maksat hâline getirmemeleri gerektiğini ifade etmektedir. Şu ifadeler konumuza ayrıca ışık tutmaktadır:Şimdi bu zamanda hiç bir şeye âlet ve tâbi' olmayan ve her gāyenin fevkinde olan hakāik-i îmâniyeyi, fıtrî ubûdiyet ile muhtâçlara te'sîrli bir sûrette bildirmenin bu dehşetli zamanda çâre-i yegânesi ve îmânı kurtaracak ve kanâat-ı kat'iye verecek bu tarzda, yani hiç bir şeye âlet olmayan bir ders-i Kur'ânî lâzımdır ki, küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inatçı dalâleti kırsın ve herkese kanâat-i kat'iye verebilsin.5Yani bu zamanda insanlara iman hakikatlerini tesirli şekilde anlatmanın yegane yolu, onları hiçbir dünyevi maksada alet etmeden, safi bir Kur'an dersi olarak anlatmak ve izah etmektir. Böyle bir hizmet, küfr-ü mutlakı ve inatçı dalaleti kırar; muhtaç olanlara kuvvetli bir iman ve kesin kanaat kazandırır.KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.248Zâriyât, 51/56Zümer, 39/2Zümer, 39/14Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s.249

2.562

Bazı Kitapların Zararlı İçerikleri (Kastamonu Lahikası 51. Mektup)

Kastamonu Lahikasındaki bir mektuptaki bazı yerleri sormak istiyorum. Şöyle ki, 1) Hem şimdilik bazı ulemanın yeni eserlerinde meslek ve meşreb ayrı ve bid'atlara müsaid gittiği için... Burda bahsi geçen ulema kimlerdir, meslek ve meşrebleri ayrı ne demektir? 2) Ey kardeşlerim! Mesleğimiz, tecavüz değil, tedafü'dür, hem tahrib değil tamirdir, hem hâkim değiliz mahkûmuz.... virgül ile ayrılan yerlerin her birini ayrı ayrı izah eder misiniz? 3) Mesleklerinde elbette çok mühim ve bizim de malımız hakikatlar var. O hakikatların intişarına bize ihtiyaçları yoktur. Binler o şeyleri okur, neşreder adamları var.... Burayı izah eder misiniz? 4) Meselâ: Hâdisat-ı zamaniye bahanesiyle Vehhabîlik ve Melâmîliğin bir nev'ine zemin ihzar etmek tarzında, bazı ruhsat-ı şer'iyeyi perde yapıp eserler yazılmış... Burayı izah eder misiniz? 5) Risale-i Nur gerçi umuma teşmil suretiyle değil... Burayı izah eder misiniz? 6) Fakat her halde hakikat-ı İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı Sünnet-i Seniye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir... Burayı izah eder misiniz?

7.004

Abdestte Maddi Temizlik ile Dini Temizlik Arasındaki Fark Nedir?

Bir kişi tarlada çalışıyor; üstü başı toz toprak oluyor, terliyor. Bu kişi abdest alıp namaz kılıyor ve dinimizce temiz sayılıyor. Başka bir kişi ise banyo yapıyor, banyodan çıktıktan sonra yel çıkarıyor. Bu kişi dinimizce temiz sayılmadığı için namaz kılmak üzere tekrar abdest almak zorunda kalıyor. Tarlada çalışan kişi, banyodan yeni çıkmış kişiden daha kirlidir; ama dinimiz onu bir abdest almakla temiz kabul ediyor. Bu durum mantığa ters gibi görünüyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

"Cuma Haftanın; Ramazan Yılın; Hac İse Ömrün Ölçüsüdür" Sözünü İzah Eder misiniz?

Asıl metin şöyledir: فيوم الجمعة ميزان الأسبوع، ورمضان ميزان العام، والحج ميزان العمر“Cuma günü haftanın, Ramazan yılın, hac da ömrün mizanıdır.”Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün bir mikyası, bir ölçüsü hükmündedir. Bu söz, insanın kulluğunu zaman içinde tanzim eden üç büyük ibadetin, hayatın farklı dairelerinde birer merkez oluşunu ifade eder.Cuma haftanın ölçüsüdür; çünkü haftalık hayat akışı içinde mü'mini toparlayan, gafletten uyandıran, cemaat ve ubudiyet şuurunu tazeleyen müstesna bir gündür. Haftanın diğer günleri, Cuma'ya nisbetle bir mana kazanır. Cuma namazı, hutbe, dua ve cemaat, haftalık manevi muhasebe hükmüne geçer.Ramazan yılın ölçüsüdür; çünkü bir sene içindeki ibadet, sabır, şükür, Kur'an ile meşguliyet ve nefis terbiyesi en parlak surette Ramazan'da görünür. Sanki bir mü'min, bir senelik manevi programını bu ayda yoğunlaştırılmış şekilde yaşar. Ramazan, yılın manevi mahsulünü tartan bir mizan gibidir. Bu cihetle Ramazan, bütün seneye bakan bir ubudiyet ve kulluk mevsimidir.Hac ise ömrün ölçüsüdür; çünkü insanın bütün hayat yolculuğunu temsil eden cami' bir ibadettir. Dünyadan alakayı azaltmak, yol hazırlığı yapmak, ihrama girmek, Arafat'ta vakfe ile mahşeri hatırlamak, Kabe etrafında tavaf ile ubudiyeti ilan etmek; bunların her biri insan ömrünün ve ölüm sonrası yolculuğun remizleri gibidir. Hac, insanın bütün ömrünü Allah'a yöneltmesi gerektiğini ders verir.Kısacası bu söz, mü'minin haftalık, yıllık ve ömürlük kulluk muhasebesini gösterir. Cuma haftalık diriliş; Ramazan yıllık terakki; Hac ise bütün ömrü kuşatan teslimiyet ve kulluk dersi hükmündedir.