Bahsi geçen yer Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:
Garaibden olarak o şimendiferin iki tarafında pek cazibedar çiçekler, leziz meyveler görünüyordu. Ben de akılsız acemiler gibi, onlara bakıp elimi uzattım. O çiçekleri koparmak, o meyveleri almak için çalıştım. Fakat o çiçekler ve meyveler, dikenli mikenli, mülakātında elime batıyor, kanatıyor. Şimendiferin gitmesiyle mufarakatinden elimi parçalıyorlar, bana pek pahalı düşüyorlardı. Birden şimendiferdeki bir hademe dedi: Beş kuruş ver, sana o çiçek ve meyvelerden istediğin kadar vereceğim. Beş kuruş yerine, elin parçalanmasıyla yüz kuruş zarar ediyorsun. Hem de ceza var, izinsiz koparamazsın. Birden, sıkıntıdan, ne vakit tünel bitecek diye başımı çıkarıp ileriye baktım. Gördüm ki, tünel kapısı yerine, çok delikler görünüyor. O uzun şimendiferden o deliklere adamlar atılıyorlar. Bana mukābil bir delik gördüm. İki tarafında iki mezar taşı dikilmiş. Merak ile dikkat ettim. O mezar taşında büyük harflerle (Said) ismi yazılmış gördüm. Teessüf ve hayretimden, Eyvah! dedim. Birden o han kapısında bana nasihat eden zatın sesini işittim. Dedi: Aklın başına geldi mi? Dedim: Evet, geldi. Fakat kuvvet kalmadı. Çare yok, dedi. Tevbe et, tevekkül et. Dedim: Ettim, ayıldım. Eski Said kaybolmuş, Yeni Said olarak kendimi gördüm.1
Acemi: Bir şeyi gerektiği gibi beceremeyen, usta olmayan, maharetsiz (kimse)
Cümlede geçen "akılsız acemi" tabiri kinayedir. Acemiye, bir işte mahir olmadan veya bir işin hakikatini tam bilmeden işe girişmek manasını verdiğimizde; hızla giden şimendifer (tren) içinden elini uzatarak dışarıdaki meyveleri, çiçekleri koparmak isteyen kişinin hali nitelenmiştir. Çünkü tren hızla giderken elini dışarıya uzatıp çiçekleri ve meyveleri almaya çalışmak; çiçek ve meyvelerin dallarındaki dikenlerin ve sivri parçaların ellere batması ve tren hızlı gittiği için de ellerin yaralanmasını netice verir. Bunu yapmaya çalışmak, akıllı ve usta kişilerin işi değil; aklını iyi kullanamayan acemilerin işidir. Temsilde "Beş kuruş ver, sana o çiçek ve meyvelerden istediğin kadar vereceğim. Beş kuruş yerine elin parçalanmasıyla yüz kuruş zarar ediyorsun" cümlesi ile yaptığı işin akılsız acemi işi olduğu vurgulanmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.118

