Bağış Yap

SİYER VE HADİS-İ ŞERİF

25.08.2026

“Ashabımız Bize İnsaf Etmediler” Rivayeti Sahih mi? Uhud Günü Yaşanan Dağılmanın İzahı

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Deniliyor ki; Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ömer (ra) ve Hz. Osman’ın (ra) da aralarında bulunduğu bazı sahabeler, Uhud Savaşı’nda Müslümanların bozguna uğraması üzerine kaçıp saklanmışlardır. Hatta bu olay üzerine Hz. Peygamber’in (sav), “Ashabımız bize insaf etmediler.” dediği rivayet edilmektedir. Bu bilgiler doğru mudur? Söz konusu rivayet sahih midir?

01.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Hadisin Arapça metni ve meali şöyledir:

وَحَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِىُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ عَلِىِّ بْنِ زَيْدٍ وَثَابِتٍ الْبُنَانِىِّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ
"أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُفْرِدَ يَوْمَ أُحُدٍ فِى سَبْعَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَرَجُلَيْنِ مِنْ قُرَيْشٍ، فَلَمَّا رَهِقُوهُ قَالَ مَنْ يَرُدُّهُمْ عَنَّا وَلَهُ الْجَنَّةُ أَوْ هُوَ رَفِيقِى فِى الْجَنَّةِ. فَتَقَدَّمَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ رَهِقُوهُ أَيْضًا فَقَالَ مَنْ يَرُدُّهُمْ عَنَّا وَلَهُ الْجَنَّةُ أَوْ هُوَ رَفِيقِى فِى الْجَنَّةِ. فَتَقَدَّمَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ. فَلَمْ يَزَلْ كَذَلِكَ حَتَّى قُتِلَ السَّبْعَةُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِصَاحِبَيْهِ مَا أَنْصَفْنَا أَصْحَابَنَا."

Bize Heddab b. Halid el-Ezdi, ona Hammad b. Seleme, ona Ali b. Zeyd ve Sabit el-Bünani, onlara da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah (sav), Uhud günü Ensar'dan yedi, Kureyş'ten de iki kişi içerisinde tek başına kalmıştı. Müşrikler kendilerine hücum edince, 'Onları kim püskürtürse, onun için cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır.' buyurdu. Ensar'dan bir kişi ileri atıldı, şehit edilinceye dek onlarla çarpıştı. Ardından aynı şekilde hücum ettiklerinde, Hz. Peygamber (sav) tekrar, 'Onları kim püskürtürse, ona cennet vardır ya da cennette o benim yoldaşım olacaktır.' buyurdu. Tekrar Ensar'dan biri öne atıldı ve şehit edilinceye dek onlarla savaştı. Böyle böyle Ensarlı yedi kişi de öldürülünce, Rasulullah (sav), 'Ashabımıza insaflı davranmadık.' buyurdu."1

Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra) ve Hz. Osman'ın (ra) Uhud Savaşı'nda (haşa!) kaçıp saklandığı ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın onlara yönelik, "Ashabımız bize insaf etmediler." dediği iddiaları, tarihi ve hadis metinlerinin bağlamından koparılarak yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır.

Uhud Savaşı'nda okçuların yerini terk etmesiyle Müslümanlar ani bir baskına uğramış ve ordu, geçici bir bozgun yaşayarak dağılmıştır. Bu sırada Hz. Peygamber'in (sav) öldüğü şayiası yayılmış, Müslümanlar arasında büyük bir şaşkınlık ve dağınıklık olmuştur. Hz. Ömer (ra) ve diğer bazı sahabeler, anlık şaşkınlıkla geçici olarak geri çekilmiş; ancak durum netleşince yeniden toparlanmış ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın yanında yer almışlardır. Kur'an-ı Kerim'de bu durumun yaşandığı, ancak Allah'ın onları affettiği belirtilir. İlgili ayet-i kerime şöyledir:

Şüphesiz ki (Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, içinizden geri dönüp gidenler yok mu, şeytan ancak yaptıkları bazı şeyler (hatalar) yüzünden onları(n ayaklarını imandan) kaydırmak istemişti. Buna rağmen andolsun ki Allah onları affetti. Muhakkak ki Allah, Gafur (çok bağışlayan)dır, Halim (azabda hiç acele etmeyen)dir.2

Ayrıca bazı alimlere göre bu ifade, Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra) veya Hz. Osman'ı (ra) hedef alan özel ve ismen bir suçlama değildir; o anki savaş şartlarında katılım dengesizliğini veya genel dağılmayı ifade eder. Çünkü Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’ın ashabına olan düşkünlüğünü ve onların kıymetini anlatan çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

Hz. Osman (ra) hakkındaki şu rivayetlere de bakmamız, konunun anlaşılması açısından önemlidir.

Şakik der ki: Abdurrahman b. Avf, Velid b. Ukbe ile karşılaşınca, Velid ona: "Müminlerin emiri Osman'a karşı neden bu kadar sertsin?" diye sordu. Abdurrahman: "Ona söyle, Uhud savaşında kaçan ben değildim. Bedir savaşına katılmayan ben değildim. Ömer'in uygulamalarını da bırakan ben değilim." karşılığını verdi. Velid gidip bunları Osman'a söyleyince şöyle karşılık verdi: Uhud savaşında kaçtığımı söylüyor. Ancak Allah: "İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir"3 buyurup beni bağışlamışken kendisi nasıl beni bu konuda ayıplar? Bedir savaşına da katılmadığımı söylüyor. Oysa Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hasta olan kızı Rukayye'nin yanında kalıp vefatına kadar bakımını yaptım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Bedir'de elde edilen ganimetlerden bana da pay verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de birine ganimetten pay verdiği zaman, o kişi savaşa katılmış gibi olur. Ömer'in sünnetini bıraktığımı söylemesine gelince, Ömer'in sünnetini uygulamaya ne benim gücüm yeter ne de onun. Git ve bunları ona anlat."4

Başka bir rivayette de şöyle geçmektedir:

Osman b. Abdullah b. Mevheb der ki: Mısır ahalisinden bir adam haccetti ve orada oturmakta olan bir topluluk gördü. "Bunlar kim?" diye sorduğunda, ona: "Bunlar Kureyşliler." denildi. "İçlerindeki şu ihtiyar kim?" diye sorunca da: "Abdullah b. Ömer." dediler. Adam ona: "Ey İbn Ömer! Şu Kabe'nin Rabbi adına söyle! Osman, Uhud savaşından kaçtı mı?" diye sorunca, İbn Ömer: "Evet!" dedi. Adam: "Bedir savaşında da bulunmadığını, ona da katılmadığını biliyor musun?" diye sorunca, İbn Ömer: "Evet!" dedi. Adam: "(Hudeybiye'deki) Rıdvan biatında bulunmadığını biliyor musun?" diye sorunca, İbn Ömer: "Evet!" karşılığını verdi.
Adam şaşkınlık içinde tekbir getirince, İbn Ömer ona şöyle dedi: Gel de sorduğun konuları sana açıklayayım. Uhud savaşına katılmayışı konusunda, şehadet ederim ki Allah bu konuda onu affedip bağışlamıştır. Bedir savaşına katılmayışı ise, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı da olan eşinin (Rukayye'nin) hasta olması dolayısıyladır. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Sana, Bedir savaşına katılan kişinin sevabı kadar sevap ve ganimetten alacağı pay kadar pay vardır." buyurmuştu. Rıdvan biatında bulunmayışı ise, şayet Mekkelilerin yanında Osman'dan daha saygın biri bulunsaydı Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Osman'ın yerine onu Mekke'ye gönderirdi. Ancak Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Osman'ı gönderdi. Rıdvan biatı da Osman'ın Mekke'ye gönderilmesinden sonra olmuştur. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), biat sırasında bir elini diğerinin üzerine koydu ve: "Bu biat da Osman içindir!" buyurdu. Şimdi giderken bu bilgileri de yanında götür.5

Kaynakçalar
  1. Müslim, Cihad ve Siyer, 100

  2. Al-i İmran, 3/155

  3. Al-i İmran, 3/155

  4. Müsned, 27439

  5. Müsned, 27441

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız