RİSALE-İ NUR

18.04.2026

Mevt, Tevehhüm Edildiği Gibi Dehşetli Değil. Dalalet Vehmidir, Mevti Dehşetlendirir / Lemaat

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?

23.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili bölümü cümle cümle şu şekilde açıklayalım:

[Mevt, tevehhüm edildiği gibi dehşetli değil]
Dalalet vehmidir, mevti dehşetlendirir.

Ölüm, zannedildiği gibi dehşetli değildir. Dalalet, akaid veya amel konusunda doğru yoldan ayrılmak manasına gelir. Hakikati yoktur. Bir asla dayanmaz. İnsanın düşüncesinde, bakış açısında, iç dünyasında ve kişinin kendisine göre mevcuttur. Gerçek dünyada bir karşılığı yoktur. İnsanın vehminin ürünüdür. Bundan dolayıdır ki varlıkları ve hadiseleri olduğundan çok farklı gösterir. Mesela, dalalet, ölümü insanın dünyasında öyle büyütür, korku ve endişe verdirir ki hayatı perişan eder. Adeta insanın aklını başından alır. Dalalet gözüyle ölüme bakıldığında ölüm, bir yokluktur. Hiç olmaktır. Varlık dünyasından silinmektir. Adın sanın unutulması, anılmamak ve hatırlanmamaktır. Her şeyden ebedi olarak ayrılmaktır. Dönmemek üzere bir gidiştir. Görüşmemek üzere bir kayboluştur. Bu düşünceler ise insanın yüreğini derinden yaralar ve hayatın tadını kaçırır. Bundan kurtulmak isteyen insan, aklını başından atmak ister. Düşünmez, düşünmek istemez. Aklını farklı eğlencelerle uyutur. Ya da kendini sarhoşluğa verir.

Mevt, tebdil-i camedir, ya tahvil-i mekandır. Sicinden bostana çıkar.

İman ve hidayet gözüyle bakılırsa ölüm ya varlık elbisesini değiştirmektir; ruhu ağır ve kesif beden elbisesinden kurtarıp ebedi âleme layık nurani bir vücut giymektir. Ya da dünyadan ahiret yurduna gidip bir mekan değişikliği yapmaktır. Müslüman, ölüm ile onun için (ahirete nispetle) bir hapishane hükmünde olan dünyadan, her türlü güzelliğin bulunduğu cennet bahçesine çıkar. Ölüm, onu sevdiklerinden ayırmaz, bilakis kaybettiği tüm sevdiklerine kavuşturur. Kendisine ve sevdiklerine ebedi bir varlık kazandırır. Hayatın her türlü ıstırabından kurtarır. Korunan tüm amellerinin karşılığını almaya gider. Ebedi bir âlemde, ebedi bir saadet içinde tüm sevdikleriyle beraber yaşar.

Kim hayatı isterse, şehadet istemeli. Şehidin hayatına Kur’an işaret eder. Sekeratı tatmamış her bir şehid, kendini hayy biliyor, görüyor. Lakin yeni hayatı daha nezih buluyor. Zanneder ki ölmemiş.

Kim hayatı istiyorsa şehit olmayı istemelidir. Çünkü şehit hayattadır. Ölümdeki ayrılık acısını bilmez. Kendini diri olarak bilir. Daha güzel bir mekanda olduğunu hisseder. Onların rızıkları, ruhlarına sunulur. Ferah, şen ve saadet içinde yaşarlar. Cennet nimetlerinden rızıklandırılırlar. Böyle bir nimete nail olmalarının sırrı ise en değerli nimet olan hayatlarını Baki olan Allah (cc) yolunda feda etmeleridir. Bunun karşılığında da yüce Allah (cc) onlara baki bir hayatı tattırıyor. Şehitlerin hayatına Kur’an şöyle işaret eder:

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللّه أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُون

Ve Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' de­meyin! Bilakis (onlar) hayatdardırlar, fa­kat (siz) anlayamazsınız.”1

Ölüm acısını tatmamış her bir şehit, kendini hayatta biliyor. Fakat yeni hayatını eskisine göre daha temiz ve güzel buluyor. Ölmeden bu güzel âleme geçtiğini zannediyor.

Meyyitlere nisbeti, dikkat et, şuna benzer. İki adam rüyada lezaiz envaına cami‘ güzel bahçede, ikisi geziyorlar. Biri rüya olduğunu bilir, lezzet almıyor. Onu müferrah etmez, belki teessüf eder. Öbürüsü biliyor ki, alem-i yakazadır. Hakiki lezzet alır. Ona hakiki olur.

Şehitlerin normal olarak vefat edenlere nispet edilmesi şuna benzer: İki adam birlikte rüya görüyorlar. Rüyalarında bütün güzellikleri ve lezzetleri içinde barındıran güzel bir bahçede beraberce geziyorlar. Fakat biri, rüya olduğunu biliyor ve bu yüzden de pek lezzet almıyor. Uyandığında rüyanın biteceğini bildiği için bu nimetlerden ayrılacak olmanın hüznünü yaşıyor. Diğeri ise kendini uyanık olarak biliyor. Rüyada olsa da hakiki lezzet alıyor. Çünkü o rüya ona hakikat gibi geliyor.

Rüya misalin zılli, misal ise berzahın zılli olmuştur. Ondan, onların düsturları birbirine benziyor.2

Alem-i Misal, ruhlar âlemiyle şu yaşamış olduğumuz şehadet âleminin ortasında bulunan ve her birine bir yönden benzeyen âlemdir. Rüya, bu âlemin gölgesi olmuştur. Bu âlem ise ölüm vaktinden kıyamete, yeniden diriltilmeye kadar sürecek olan; dünya ile ahiret arasındaki âlem manasına gelen berzah âleminin bir gölgesi olmuştur. Yani rüya âlemi, âlem-i misalin; âlem-i misal de âlem-i berzahın gölgesidir. Gölge ile asıl birbiriyle aynı olmaz fakat birbirine benzerler. O yüzden o âlemlere ait düsturlar da birbirine benziyor. Bediüzzaman Hazretleri de şehitlerle normal olarak vefat edenlerin kabir âlemindeki durumlarını anlatmak için en güzel örnek olarak rüya örneğini veriyor.

Kaynakçalar
  1. Bakara Suresi 2/154.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 343.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız