4.773
Kebairden Kasıt Nedir
Üstadımızın "Bu zamanda feraizi işleyen kebairi terk eden kurtulur inşaallah." sözünde, kebair diye kastettiği büyük günahlar hangileridir. Başka yerde "ekberü'l-kebâir" tabiri var, burada ise "kebair" diyor.
Destek olunİlmi çalışmalarımıza destek olun, bu hizmetlerin kesintisiz sürmesine katkıda bulunun.
Bağış Yap
4.773
Üstadımızın "Bu zamanda feraizi işleyen kebairi terk eden kurtulur inşaallah." sözünde, kebair diye kastettiği büyük günahlar hangileridir. Başka yerde "ekberü'l-kebâir" tabiri var, burada ise "kebair" diyor.
3.047
...ve küfür ve isyan ile ve seni va'dinde tekzîb etmekle senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâleti ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında onları tasdîk etmekten yüz binler derece mukaddessin. Buradaki şefkat-i rububiyetin müteessir olmasını nasıl anlamalıyız? Cenab-ı Hakk kendi yarattıklarından müteessir olur mu?
7.316
Aşk, şiddetli bir muhabbet halidir. İnsanın fıtratındaki muzaaf, yani artmış, katlanmış olan meyil ve ihtiyacın iştiyak ve muhabbete; muhabbetin ise en ileri derecede aşka dönüşmesiyle ortaya çıkar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak muhabbettir. Muzaaf muhabbet dahi aşktır. 1Aşk, fani olan geçici sevgililere yöneldiğinde ya sahibini sürekli bir azapta bırakır ya da o fani olan geçici sevgilinin bu büyük muhabbetin fiyatına değmediğini göstererek insanı baki olan sonsuz bir sevgili aramaya mecbur eder. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fani mahbublara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimi bir azab ve elemde bırakır. Veyahud o mecazi mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, baki bir mahbubu arattırır. Aşk-ı mecazi aşk-ı hakikiye inkılab eder. 2Şefkat ise doğrudan doğruya merhamet, acımak ve kalbi bir rikkat, yani yumuşama hissetmektir. Aşk gibi dolaylı yollara sapmadan, doğrudan doğruya Rahman ve Rahim isimlerinin kudsi nuruna açılan bir kapıdır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Ben er-Rahmân er-Rahîm isimlerini öyle bir nûr-u a'zam görüyorum ki, bütün kâinâtı ihâta eder. Ve her rûhun bütün hâcât-ı ebediyesini tatmîn edecek ve hadsiz düşmanlarından emîn edecek, nûrlu ve kuvvetli görünüyorlar. Bu iki nûr-u a'zam olan isimlere yetişmek için en mühim bulduğum vesîle, fakr ile şükür; acz ile şefkattir. 3Aşk, doğası gereği bir karşılık ve ücret talep eder. Aşıkların döktükleri gözyaşları ve feryatları, aslında sevgiliden bir ilgi ve karşılık beklemenin, yani gizli bir ücret istemenin ifadesidir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:Halbuki aşk ücret ister. Ve mukābele taleb eder. Aşkın ağlamaları bir nevi' talebdir, bir ücret istemektir. 4Şefkat ise, tamamen karşılıksız, ücretsiz ve fıtri bir fedakarlıktır. Annelerin evlatlarını korumak uğruna hiçbir ücret veya karşılık beklemeden canlarını feda etmeleri, şefkatin tamamen çıkarsız ve ihlaslı olduğunu gösterir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:Bu şefkatteki fedakarlık, hakiki bir ihlas ve mukābelesiz bir fedakarlık ma'nasını ifade ettiğinden, şimdi bu zamanda pek çok ehemmiyeti var. Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiç bir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakiki bir ihlas ile vazife-i fıtriyesi i'tibariyle kendini evladına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gāyet yüksek bir kahramanlık var. 5Aşk, sevgisini sadece kendi mahbubuyla yani sevgilisiyle sınırlandırır ve sevgilisini yüceltmek adına başkalarını değersizleştirip hürmetlerini kırabilir. Örneğin bir aşığın sevgilisini övmek uğruna, sekiz ism-i azamın nurani bir sayfası olan koca güneşi, "Sevgilimin güzelliğinden utanıp buluta saklanıyor." diyerek haksız yere utandırmaya çalışması, aşkın bu sınırlayıcı ve bencilce yönünü gösterir. Üstad Bediüzzaman bu durumu şu şekilde izah eder:Halbuki aşk ise, mahbubuna hasredip her şeyi mahbubuna feda eder. Yahud mahbubunu i'la ve sena etmek için, başkalarını tenzil ve ma'nen zemmeder. Ve hürmetlerini kırar. Mesela biri demiş: Güneş, mahbubumun hüsnünü görüp utanıyor. Görmemek için bulut perdesini başına çekiyor. Hey aşık efendi Ne hakkın var, sekiz ism-i a'zamın bir sahife-i nuranisi olan güneşi böyle utandırıyorsun? 6Şefkat ise, varlıkları küçümsemez, incitmez; aksine her bir zayıf ve muhtaç varlığı kucaklar. Kendi zaafını anlayan şefkatli bir insan, etrafındaki tüm musibetzedelere ve acizlere karşı kalbi bir yakınlık hissederek onların imdadına koşar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu ifadelerle izah eder:Hem şefkat pek geniştir. Bir zat, şefkat ettiği evladı münasebetiyle bütün yavrulara, hatta ziruhlara şefkatini ihata eder. Ve Rahim isminin ihatasına bir nevi' aynadarlık gösterir. 7Ve rikkat-i cinsiyeden gelen şefkat-i insaniye ve en mühim bir haslet-i İslamiye olan musibetzedelere karşı merhameti hisseder ve onları nefsine kıyas ederek, onlara tam ma'nasıyla acır, şefkat eder, elinden gelse muavenet eder, hiç olmazsa dua eder, hiç olmazsa, şer'an sünnet olan keyfini sormak için ziyaretine gider, sevab kazanır. 8Aşk, çok keskin bir yoldur; ancak insanı pek çok müşkilat ve acı ile Allah'a ulaştırır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Nasıl aşk-ı mecazi ve aşk-ı dünyevi, pek çok müşkilatla aşk-ı hakikiye inkılab eder, Cenab-ı Hakk'ı bulur. 9Aşık, nefsinden elini çekse de fani olan sevgilisine yapışır; ancak onun zevalini, ayrılığını ve vefasızlığını bizzat tecrübe edip büyük ayrılık acıları çektikten sonra kalbini ondan koparıp Mahbub-u Hakiki olan Allah'a yöneltebilir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Halbuki en keskin tarik olan aşk, nefsinden elini çeker, fakat ma'şuk-u mecaziye yapışır. Onun zevalini bulduktan sonra Mahbub-u Hakiki'ye gider. 10Şefkat ise, hiçbir müşkilat olmaksızın, çok daha kısa, safi ve temiz bir tarzda kalbi doğrudan Cenab-ı Hakk'a bağlar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde izah eder:Öyle de şefkat, fakat müşkilatsız daha kısa, daha safi bir tarzda kalbi Cenab-ı Hakk'a rabteder. 11Ayrıca BakınızGERÇEK AŞK VE ŞEHVANİ SEVMEKLERAŞK-I MECAZİ, AŞK-I HAKİKİYE NASIL DÖNÜŞÜR?İNSANIN FITRATINDA BULUNAN BEKA AŞKI / 3. LEMAAŞK-I BEKA NEDİR? İNSAN NEDEN SONSUZLUĞU İSTER?"ACZ, FAKR, ŞEFKAT VE TEFFEKKÜR" ESASLARIİKSİRİ NURANİ OLAN ŞEFKATACZ-FAKR-ŞEFKAT-TEFEKKÜR İLE HATVELERİN BAĞLANTISIKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 310.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 24.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 21.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 22.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s. 253.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 22.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 22.Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 221.Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 231.Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 88.Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 231.
5.711
Rahmet-i ilâhiyenin en latif, en güzel, en hoş ve en şirin cilvesi olan “iksir-i nûrânî” nedir?
3.475
"hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecâvüz, hem hizmet-i Kur'âniyenin hürmetine taarruz, hem hakāik-i îmâniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz." ifadesini açıklarmısınız
433
Mebadi i zaruriye ne demektir? 29. Söz Melaike bahsinde geçen “Hem hiç mümkün müdür ki, şu i'tikād-ı umûmînin menşei, mebâdî-i zarûriye ve bedîhî emirler olmasın?” Kısmını izah edebilir misiniz?
113
Emirdağ Lâhikası'nda geçen, “Şimdilik Denizli Hüsrev'i vaziyetini alsın. Ona hediye ettiğim takkeyi muhafaza etsin, tâ hakikî sahib çıkasıya kadar.” ifadesinde gerçekten bir takke mi kastedilmektedir, yoksa “takke” kelimesi mecazî bir anlamda mı kullanılmıştır? Bediüzzaman Hazretleri bu ifadeyle neyi kastetmektedir?
Herhangi bir hatimde (Kur'an, Nariye, İhlas vb.) vakti kaçırılan, yani hatim duasından önce okunamayan kısımlar hatim duasından sonra okunursa, hatim duasının tekrar yapılması gerekir mi?
"Bu asırda Resailü'n-Nur denilen otuz üç adet Söz, otuz üç adet Mektub ve otuz bir adet Lem'alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübin'deki ayetlerin ayetleridirler" cümlesinde geçen “bu asırda Kitab-ı Mübin'deki ayetlerin ayetleridirler” ile Risale-i Nur ilişkisini izah eder misiniz?
"... Birisi, topuz ile o sarhoş yirmisini ayıltmaktır. İkincisi, bir nûr göstermekle mütehayyirlere selâmet yolunu irâe etmektir. Ben bakıyorum ki, yirmiye karşı seksen adam elinde topuz tutuyor..." Mektubatta geçen bu kısımda ne anlatılmak isteniyor. Topuz gösteren kim?
Bediüzzaman Hazretleri Kürdistan Teali Cemiyeti'ne üye değildir. Son zamanlarda ortaya çıkan arşiv belgelerinde Kürdistan Teali Cemiyeti'nin üye isimleri tek tek yayınlanmıştır. Listede Bediüzzaman Hazretleri'nin ismi bulunmamaktadır. 1Bu tür ithamlar Bediüzzaman düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Düşmanlıktan kaynaklı bu tarz ithamlar delilsiz ve asılsız bir iftiradan ibarettir. Risale-i Nur'u dikkat ile mütalaa eden insaflı her bir zat Bediüzzaman'ın ırkçılığı, ayrımcılığı netice veren böyle bir yapının içerisinde bulunmayacağını çok iyi bilir.Prf. Dr. İsmail Karaçam'ın hatıralarında bizzat naklettiği bir anekdotla meseleye açıklık getirmek istiyoruz. İsmail Karaçam 1963 yılında arkadaşlarıyla birlikte Balıkesir'e Hasan Basri Çantay hoca efendiyi ziyarete giderler. İçlerinden bir tanesi Hasan Basri hocaya şöyle bir soru sorar: “Bediüzzaman Hazretlerinin Kürt olduğu, Kürtçülük yaptığı söyleniyor, nasıl tanıyorsunuz bu zatı?” Hasan Basri hoca cevaben; “Bu zat-ı muhteremi ben iyi tanıyorum. Müteaddit defalar kendisiyle oturduk, konuştuk, sohbet ettik. Bu zat Allah ve İslam için çalışan bir adamdır. Bu zatın kavmiyetçilikle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu ben size ispat edeceğim.” der ve ve anlatmaya başlar;“Mütareke yılları idi. Cumhuriyet daha kurulmamış, çeşitli milliyete mensup olan Osmanlıdaki bazı ırklar ırkçılık yapıyorlar, bazı Kürtler de Kürtçülük yapıyorlardı. Bunların da bir cemiyeti varmış. Kürt Teali Cemiyeti."“Bir gün Fatih Camii'ne Cuma namazını kılmaya gittim. Cuma namazını bitirdik, bir adam caminin ortasından kalktı, başladı bağırmaya: 'Müslüman kardeşlerim, Müslümanlar, Allah aşkına oturun. Size bir şeyler söyleyeceğim. Allah aşkına oturun' diye bağırıyordu. Şöyle bir baktım Bediüzzaman... Hemen kürsüye çıktı, ayakta konuşmaya başladı:'Müslümanlar, geçen hafta çıkan Kürt Teali Cemiyeti'nin bir gazetesinde benim kendileriyle beraber olduğumu, bundan itibaren kendilerinin bu gazetelerinde yazı yazacağımı ve Kürtçülük davasını takip edeceğimizi, müşterek yazılar yazacağımızı yazdılar. Bu gazeteyi görmüş olabilirsiniz veya görmemiş olabilirsiniz. Allah aşkına, benim bu cemiyetle hiçbir alakam yoktur. Gitmedim, görmedim ve onların bu Kürtçülük davasıyla ilgili hiçbir ilgim yoktur. Benim davam İslam'dır. İslam'dan başka benim davam yoktur. Allah aşkına benim başka imkânım yok, benim bu durumumu kimi görürseniz ona Allah rızası için söyleyin.' diye bağırdı. Ve kürsüden indi, gitti.”2Ayrıca BakınızBEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ İLE SULTAN VAHİDEDDİN'İN MÜNASEBETİ NASILDI?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN SAİD HALİM PAŞA'YA BAKIŞI ÜSTAD BEDİÜZZAMAN, ŞEYH SAİD HADİSESİNE KATILDI MI?BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN AHMET HAMDİ AKSEKİ'DEN İSTEKLERİÜSTAD HAZRETLERİ VE İTTİHAD TERAKKİKaynakçalarNurrettin Ceylan, Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman, İstanbul 2016, s.249Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, İstanbul 2018, c.7, s. 193
Sadakayı gösteriş olarak değil, teşvik amaçlı açıktan verebilir miyiz? Bu zamanda hangisi daha makbul?
Kardeşler arasındaki haklar nasıldır, ağabeylik hakkı diye bir hak var mıdır? Varsa değeri nedir?
4.804
Diyelim ki birisi geçmişte çalıştığı bir iş yerinden bir miktar para yada bir eşya aldı. Daha sonra Allah'a tevbe ettikten sonra, o insana uğrayıp bu meseleyi ona da anlatmalı mı, yoksa sadece helallik dilemesi kâfi gelir mi?
4.243
Kâinatta olup biten çok küçük ve gözümüze gereksiz gibi gelen şeyleri de illa bir hikmete bağlı olarak mı düşünmeliyiz? Yoksa Cenab-ı Hakk'ın koyduğu âdetlerin neticeleri olarak mı görmeliyiz? Mesela bir yaprağın ağaçtan düşerken savrulup herhangi bir yere düşmesi gibi.
İmam nikahı kıyılırken şahitler Müslüman fakat namaz kılmayan kimseler (iki erkek) ise imam nikahı geçersiz mi sayılır Bu kişiler bazı vakit namazları cuma ve namazlarını kılıp çoğu namazı aksatan insanlardır
1.014
Zerrenin hareketlerinde hasıl olan netice ve hikmetler tesadüf imkanını yok ediyor. Ya ilerde bozulursa, açıklar mısınız?
1.398
Bir bebeğin oluşma ve gelişme esnasında göstermiş olduğu hareketin sistematik ve hikmetli hareketler ve aşamalar olduğunu nasıl anlayabiliriz? Aklıma sürekli ya ileride değişirse veya önceden bebeklerin gelişim aşaması böyle değildi diye sorular gelmekte
vela ve bera nedir?
4.820
Teabbüdi ibadeti açıklayıp, örnekler verebilir misiniz?
5.249
Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur'un bir kaç yerinde tesadüf kelimesini kullanıyor? Kainatta hiç bir şey tesadüfe olmadığı halde, tesadüf kelimesini kullanmak doğru mudur?