İlgili kısım Risale-i Nur Külliyatında şu şekilde yer almaktadır:
Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakîkî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havâssı, nûr-u îmân ile onu tanırlar. Yoksa bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.1
Bu metnin ana fikrinde, Hazreti İsa (as.)’ın gelişinin mucizevi/harikulade bir ilan ve duyuru şeklinde gözle görülür bir açıklıkta (bedahet derecesinde) gerçekleşmeyeceği, aksine manevi bir tanıma ve tespit süreci olacağı anlatılmaktadır.
Herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir: Hazreti İsa (as.) yeryüzüne indiğinde, alnında "İsa" yazmayacak; gökyüzünden herkesin gözüyle göreceği şekilde görkemli bir törenle inip kendini ilan etmeyecektir. Eğer herkes onu ilk anda tereddütsüz tanısaydı, dünya bir imtihan meydanı olmaktan çıkar, cebri (zorunlu) bir inanış ortaya çıkardı. İmtihanın sırrı gereği bu bilgi herkese açık ve zorunlu kılınmamıştır.
Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanırlar: Mukarreb;2 Allah’a yakınlaşmış, manen derinleşmiş kullar demektir. Havas;3 hakikati yüzeysel değil, derinlemesine kavrayabilen seçkin ve müdakkik müminler demektir. Nur-u İman ise; kalpteki iman ışığı, manevi feraset ve basiret manasına gelir. Hazreti İsa (as.)’ı ancak imanı kuvvetli, hakikate karşı basireti açık, dünyevi şatafata değil manevi hakikate odaklanan Allah'ın izin verdiği kimseler tanıyabilir. Bu tanıma, şahsi bir göz tanışıklığından ziyade onun temsil ettiği şahs-ı maneviyi (hakkı, adaleti, Kur'an ve İncil'in hakiki ruhunu birleştiren manevi hareketi) teşhis etmekle olur.
Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır: Bedahet;4 Açıkça, şüpheye yer bırakmayacak derecede aşikar olmak" demektir (Güneşin gündüz varlığı gibi). Hazreti İsa (as.)’ın gelişi ve yapacağı hizmetler ilk etapta avam (genel halk) veya imansız/gafil gözler tarafından sıradan bir insan veya sıradan bir ıslahat hareketi gibi görülecektir.
Bilecek Kısım Çok Küçük Mü Olacak?
Metindeki "mukarreb ve havas" ifadesi ilk bakışta sayıca çok az bir kitleyi çağrıştırsa da, durum sadece fiziksel bir azlık/çokluk meselesi değildir. İlk anlarda ve başlangıç safhasında evet, onu sadece hakiki manevi derinliğe sahip son derece dar bir daire (mukarrebun) tanıyacaktır. Ancak onun getirdiği hakikat, adalet ve imanî hizmet yayıldıkça, bu şahs-ı manevi geniş kitleler tarafından da benimsenip anlaşılır hale gelecektir.
Ayrıca, Risale-i Nur Külliyatı’ndaki diğer izahlara bakıldığında, ahir zamanda bireysel şahıslardan ziyade şahs-ı manevilerin, yani cemaatlerin ve hakikat cereyanlarının ön plana çıktığı görülür.
Dolayısıyla onu tanımak, belirli bir ismi veya şahsı aramak anlamına gelmez. Aksine, İslamiyet ile hurafelerden arınmış hakiki Hristiyanlığın esaslarının birleştiği; yani Hristiyanlığın İslamiyet’e teslim ve dahil olduğu, materyalizme ve dinsizliğe karşı iman ve ahlakı savunan manevi ruhu tanımak demektir.
Onu Tanımak ve Hizmetinde Olmak İçin Neler Yapılabilir?
Ahir zamandaki bu manevi şirkete dahil olmak ve hakikati tanıyabilecek basirete ulaşmak için yapılması gereken bazı ödevler vardır. Onu tanımanın anahtarı "nur-u iman" olarak belirtilmiştir. Kalpteki iman nuru ise taklidi imandan tahkiki imana geçmekle, yani imanın esaslarını mantıki, akli ve kalbi delillerle sağlamlaştırmakla artar.
Hazreti İsa (as.)'ın ahir zamandaki hizmeti, Şeriat-ı Muhammediye (s.a.v.) üzerine olacaktır. Sünnet-i Seniyyeyi yaşamak, Kur'an'ın ahlakıyla ahlaklanmak insanı Hazret-i İsa (as.)'ın da tâbî olduğu o manevi ruhla aynı frekansa getirir.
Risale-i Nur'daki izahlara göre Hazret-i İsa (as.)'ın şahs-ı manevisi, İseviliğin hakiki dindarları ile Ehl-i Sünnet Müslümanlarının fenalıklar, dinsizlik ve ahlaki çöküntüye karşı ortak mücadelesini temsil eder. Hak ve hakikat namına yapılan her imani hizmet, bu büyük manevi ordunun bir neferi olmak anlamına gelir.
Şahsi hislerden, taassuptan ve yüzeysel bakışlardan arınıp; olayları ve insanları görünüşleriyle değil, taşıdıkları hakiki îmânî değerlerle değerlendirebilmek için Allaha dua edip kalbî basiret istemek de önemlidir.
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.47
https://lugatim.com/s/MUKARREB
https://lugatim.com/s/HAVAS
https://lugatim.com/s/BEDÂHET

