Hz. İsa'dan sonra Peygamber Efendimize (sav) kadar arada başka peygamber gelmiş midir?
Bu mesele İslâm âlimlerinin ihtilafa düştüğü bir meseledir. Nitekim bir kısım âlimler "Hz. İsa (sa) ile Hz. Muhammed (sav) arasındaki fetret altı yüz senedir."[1] ve "Ben Meryem oğlu İsa'nın dünyâ ve âhirette en yakınıyım. Benimle İsa (as) arasında başka bir nebi yoktur." [2] Hadislerinden yola çıkarak arada başka bir peygamberin olmadığını söylemişlerdir.
Bunun aksine bir kısım âlimler de Hz. İsa ve Hz. Muhammed (sav) arasında peygamber geldiğini ifade etmişlerdir. Bir rivayet de Ebû Hureyre isnâdıyla naklederek belirttiğine göre, Abs oğullarından üç kişi Hz. Peygamberʹe (sav) gelmiş ve bazı sorular sormuşlardı. Aralarında geçen konuşma esnasında Rasûlullah (sav) de onlara Hâlid b. Sinan hakkında bir soru sormuştu. Kabilesinin adamları, Hâlidʹin soyunun devam etmediğini söyleyince Peygamberimiz (sav), onunla ilgili olarak; O, kavminin zâyi ettiği bir nebîdirʺ ifadesini kullanmıştır.[3]
Diğer bir rivayette; “Halid b. Sinan’ın evladı Peygamberimizin (sav) yanına gelmiş, Peygamberimiz (sav) O'na: “Merhaba kardeşimin oğlu!” demiştir.”[4] Bu kişi Resûl-i Ekrem’den İhlâs sûresini dinleyince babasının da aynı şeyleri söylediğini ifade etmiştir.[5] Hâkim bu rivayetler için “sahih” demektedir.
Muhyiddin ibn Arabî de Fusûsuʹl-Hikem adlı eserinde “Hâlid, kendi peygamberliğinin, Muhammed sallâllahu ʹaleyhi ve sellemʹin peygamberliğine yakın olması sebebiyle şeref bulmuştur”[6] Diyerek Halid b. Sinan’ın peygamber olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Hâlid b. Sinanʹın nebî olduğunun kesinliği konusunda çok net ifadeler kullananlar olmuştur. Mesela Dârakutnîʹnin, Hâlid b Sinan'dan söz ederken "O peygamberlik görevi verilen bir nebî idiʺ şeklinde çok açık bir ifade kullandığı Zehebî tarafından belirtilmektedir.[7]
Bediüzzaman Hazretleri de kendisine sorulan bir sualde Halid b. Sinan’dan bahsetmiş ve onun bir nebi olduğunu ifade etmiştir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadeleri şöyledir;
“Dersiniz ki: “Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ecdadlarından (dedelerinden) nebî gelmiş midir?”
Elcevab: Hazret-i İsmâîl Aleyhisselâm’dan sonra bir nass-ı kat‘î (kesin naklî delil) yoktur. Ecdadlarından (dedelerinden) olmayan, yalnız Hâlid bin Sinan ve Hanzale nâmında iki nebî gelmiştir. Fakat ecdâd-ı Nebîden (peygamberimizin dedelerinden) Ka‘b İbn-i Lüey’in meşhur ve sarîh ve tansîs tarzındaki bu şiiri ki: عَلٰي غَفْلَةٍ يَاْتِ النَّبِيُّ مُحَمَّدٌ فَيُخْبِرُ اَخْبَارًا صَدُوقًا خَب۪يرُهَا (aniden bir Muhammedü'n-Nebi gelecek, doğru haberleri verecek) demesi, mu‘cizekârâne ve nübüvvetdârâne bir söze benzer. İmâm-ı Rabbânî, hem delile, hem keşife istinaden (dayanarak) demiş ki: “Hindistan’da çok nebîler gelmiştir. Fakat bazılarının ya hiç ümmeti olmamış; veyahud mahdûd (sınırlı) birkaç adama münhasır kaldığı için iştihâr (şöhret) bulmamışlar. Veyahud nebî ismi verilmemiş.” İşte İmam’ın bu düstûruna binâen, ecdâd-ı Nebîden bu nevi‘ nebîlerin bulunması mümkün.”[8]
"Ben Meryem oğlu İsa'nın (aleyhisselam) dünyâ ve âhirette en yakınıyım. Benimle İsa (as) arasında başka bir nebi yoktur." Hadisinden yola çıkarak gelmediği söyleyenlere mukabil Halid b. Sinan ile ilgili rivayetleri de değerlendiren en meşhur iki Buhari şerhinden biri olan Feth’ul Barî adlı eserinde İbn Hacer Askalanî meseleyi tevfik etmiştir. Ona göre “nebi yoktur” ifadelerinden müstakil şeriata sahip nebinin gelmediğini yani müstakil bir din ile gelmeyip, Hz. İsa (as)’ın dinini resul olarak insanlara tebliğ etmiş olabileceğini ifade etmiştir.[9]
İbn Arabî de sarih olarak, Hâlid b. Sinan’ın bir rasûl değil, nebî olduğunu belirterek İbn Hacer’in görüşüne muvafık düşmüştür.[10]
Nitekim Resul ve nebî kelimeleri çok yakın anlamlar ifade ediyor olsalar da kendilerine kitap ve şeriat verilen peygamberler ile verilmeyen peygamberleri ayırmak için farklı kullanımları vardır. Buna göre Resul; Allah’ın kendisine vahyettiklerini tebliğe memur ettiği, kendisine kitap ve yeni şeriat verdiği peygamberlerdir. Nebî ise kendilerine kitap indirilmemiş olan ve daha önceki şerîat tebliğ eden peygamberlerdir.[11]
Sonuç olarak Hz. İsa (as) ile Hz. Muhammed (sav) arasında Halid b. Sinan gibi gelen bir kısım peygamberler olduğunu ifade edenler olduğu gibi arada herhangi bir peygamberin olmadığını ifade edenler de olmuştur. İbn Hacer ve İbn Arabî hazretleri gibi zatlar da bu iki görüşün arasını nebi ve resul ayrımı yaparak birleştirmeye çalışmışlardır. Allahu A'lem. En doğrusunu Allah bilir.
[1] Buharî, Menakıbu'l-Ensar 53
[2] Buhârî, “Enbiyâʾ”, 48; Müslim, “Feżâʾil”, 143, 144
[3] İsmâil b. Ömer b. Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye, Kahire 1932-39, c.2, s. 212; . İbn Saʹd, et-Tabakâtu’l-kebîr, Beyrut ts., c. 1, s. 296
[4] Hâkim, el-Müstedrek, Beyrut 1986, c.2 , s.598-600
[5] Hâkim, el-Müstedrek, Beyrut 1986, c.2 , s.598-600
[6] İbn Arabî, Fusûsuʹl-hikem, Beyrut 1400/1980, c. 1, s. 213-214.
[7] Zehebî, Mîzânuʹl-iʹtidâl fî nakdi’r-ricâl, Beyrut 1995, c.8, s. 222.
[8] Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2015, s.270
[9] İbn Hacer, Fethu’l-Bari,Daru’l Marife, Beyrut 1379, c. 6, s. 489; ayrıca bakınız; https://www.islamweb.net/amp/ar/fatwa/73363/https://www.islamweb.net/amp/ar/fatwa/73363/
[10] İbn Arabî, Fusûsuʹl-hikem, Beyrut 1400/1980, c. 1, s. 213-214.
[11] Abdulkadir Ertaş, Peygamberliğin İspatı, Süeda yay., Isparta 2025, s.28; Şerafettin Gölcük, Kelam: Tarih, Ekoller, Problemler, Tekin Kitapevi, Konya 2016, s. 304