Arama sonuçları: 163 sonuç bulundu.

"Kitab-ı kebir-i kainatın tercüme-i ezeliyesi, ayat-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedisi" ifadelerinde birinci cümlede ezel, ikinci cümlede ebed kavramlarının kullanılması ne hikmetle olabilir?
Bizler insan ve başta mâhluk olduğumuz için  her şeyde mutlaka bir başlangıç noktası arıyoruz. Ancak biliyoruz ki Rabbimizin varlığı başlangıçsızdır. Bunu nasıl açıklayabiliriz?
Allah'n ezeli ve ebedi oluşunu akla yakın bir şekilde nasıl açıklayabiliriz?
Yirmi İkinci Söz Onuncu Lem'a'da "Şu mevcudat-ı seyyale vücudlarıyla ve hayatlarıyla vacib-ül vücudun vücub-u vücuduna ve ehadiyetine şehadet ettikleri gibi, zevalleriyle ve ölümleriyle de o Vacib-ül Vücudun ezeliyetine ve sermediyetine ve ehadiyetine şehadet ederler." diyor. Ölümün ezeliyete  nasıl şehadet ettiğini açıklar mısınız?
Allah ezeli kelamını insanın idrak etmesi imkansız mı? Hz.Musa Allah ile konuştu. Allah kelam-ı nefsi ile mi konuşmuştur onunla?
"Sanki Cenab-ı Hakk'ın ahdi; meşiet, hikmet, inayetin ipleriyle örülmüş nuranî bir şerittir ki, ezelden ebede kadar uzanmıştır. Bu nuranî şerit, kâinatta nizam-ı umumî şeklinde tecelli ederek silsilelerini kâinatın enva'ına dağıtır iken, en acib silsilesini nev'-i beşere uzatmıştır ve ruh-u beşerde pek çok istidad ve kabiliyetlerin tohumlarını ekmiştir. Fakat o istidadların terbiyesini ve neticesi...
"Erkân-ı imaniyenin hakaikini gözle görüp, melâikeyi, Cenneti, âhireti, hattâ Zât-ı Zülcelâli gözle müşahede etmek, kâinata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezelî ve ebedî bir hediye getirmiştir..." (Sözler) Cenab-ı Hak cismani değildir, onu göz ile görmek ne demektir?
Nur Külliyatı’nda geçen tabiiyyun, maddiyyun, sofestai, maddeye ezeliyet verenler gibi cereyanları kısaca izah eder misiniz?
"İşte bunun gibi, hadsiz emârelerle gösteriyor ki, mevcudât-ı havâiye olan hurûfun, hususan hurûf-u kudsiyenin ve Kur’âniyenin, hususan evâil-i sûredeki şifre-i İlâhiyenin hurûfâtı, muntazam ve nihâyetsiz hassas ve zamansız emirleri dinler ve yapar gibi göründüğünden, elbette zerrât-ı havâiyede kudsiyet noktasında emr-i  كُنْ فَيَكُونُ ’un cilvesine ve İrâde-i Ezeliyenin tecellîsine mazhar hurûfât...
Cenab-ı Allah herşeyi biliyor ezelden ebede kadar... Madem herşeyi biliyor neden cennete gidecek kulunu cennete, cehenneme gidecek kulunuda cehenneme göndermiyor.?