Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

20.12.2022

8183

Neden Kur’an Yerine Risale-i Nur Yazılıyor?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Neden gölgeli bir Kur’an basmıyorsunuz? Bir yandan Risale yazarken ara ara Kur’an’ı yazar, hem de okumuş oluruz. Bazı insanlar, neden yazı hizmeti olarak Risale-i Nur yazılıyor da Kur’an-ı Kerim yazılmıyor, diye soruyorlar. Bu gibi sorulara nasıl cevap verilebilir?

21.12.2022 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Elbette Kur’an-ı Kerim’i yazmak, okumak, anlamak, öğretmek ve muhafazasına vesile olmak çok kıymetli ve sevaplı bir hizmettir. Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın ezeli kelamıdır ve ona yapılan her hizmet başlı başına büyük bir şereftir. Dolayısıyla burada Kur’an yazmayı küçümsemek veya Risale-i Nur’u Kur’an’ın önüne geçirmek gibi bir düşünce kesinlikle söz konusu değildir. Mesele, yapılan yazı hizmetinin gayesini doğru anlamaktır.

Risale-i Nur’u yazmanın esas maksadı Osmanlıca hattını güzelleştirmek değildir. Risale-i Nur yazarken aynı zamanda iman ve Kur’an hakikatleri okunmakta, tekrar edilmekte, üzerinde düşünülmekte ve zihne yerleştirilmektedir. İnsan bir metni kendi eliyle yazdığında, kelimeleri yalnızca gözle takip etmekten farklı olarak onları tekrar tekrar görür, okur ve zihninde işler. Bu sebeple Risale-i Nur’un yazılması, bu yönüyle iman ve Kur’an ilimlerinin öğrenilmesine vesile olan bir çalışma haline gelmektedir.

Kur’an-ı Kerim’i yazmak ise elbette çok faziletli bir iştir. Fakat Kur’an yazısının kendine mahsus bir hassasiyeti ve mesuliyeti vardır. Mushaf yazımı sıradan bir metin yazımı değildir. Harflerin, kelimelerin, noktaların ve işaretlerin doğru olması gerekir. En küçük bir yazım hatası bile Kur’an’ın lafzında değişikliğe sebep olabileceğinden, mushaf yazımı ciddi bir dikkat, bilgi, tecrübe ve ehliyet ister. Neticede yazılan kelam Allah'ın kelamıdır. Bu sebeple tarih boyunca Kur’an yazımı, hattatlıkla ve ehil kimselerin yaptığı özel bir sanatla birlikte yürümüştür. Herkesin güzel ve hatasız bir mushaf yazabilmesi mümkün değildir.

Risale-i Nur’un yazılmasında ise durum farklıdır. Buradaki temel maksat mevcut metni doğru şekilde istinsah (kopya) ederek iman hakikatlerinin maddi ve manevi yayılmasına ve yazan kişinin de bu hakikatlerle meşgul olmasına vesile olmaktır. Bu sebeple Risale-i Nur yazısı, belli bir sanat kabiliyeti gerektirmeden, imkanı olan insanların katılabileceği bir hizmet şekline dönüşebilmiştir. Bir insan Risale-i Nur yazarken hem elini yazıya alıştırmakta hem gözünü metne vermekte hem de yazdığı hakikatleri tekrar tekrar okumaktadır. Böylece yazı, aynı zamanda bir nevi ders ve müzakere vazifesi görmektedir. Aynı zamanda Risale-i Nur'u yazmak Bediüzzaman Hazretlerinin göstermiş olduğu yolda talebelik vazifesini yerine getirmektedir. Yazı yazmak bir Nur talebesi için faydası olan bir vazifedir. Üstadına bağlılığını belli eden bir nişandır.

Risale-i Nur’un yazılması, Kur’an’ın anlaşılmasına ve iman hakikatlerinin öğrenilmesine hizmet etmektir. Dolayısıyla Risale-i Nur’u yazan kişi, aslında yazdığı her satırda kendisini Kur’an’ın hakikatlerini öğrenmeye sevk eden bir çalışma yapmaktadır. Nitekim Risale-i Nur zaten bütün mesaisini Kur’an’ın iman ve hakikatlerini açıklamaya hasretmiştir. Bu sebeple Risale-i Nur yazan bir insan, Kur’an’ın hakikatlerini anlamaya, anlatmaya ve başkalarına ulaştırmaya vesile olan bir eseri yazıyor.

Hatta kişi, Risale-i Nur’u yazarken aynı zamanda Kur’an’ın harflerini öğrenmiş, kullanmış ve sonraki nesillere aktarmıştır. Bu bakımdan Risale-i Nur’un yazılması, doğrudan Kur’an yazmak şeklinde olmasa da Kur’an’ın yazısının ve harflerinin muhafazasına hizmet eden önemli bir vasıta olmuştur.

Bununla beraber “Kur’ân yazılmamalıdır” şeklinde bir hüküm çıkarmak da doğru değildir. İmkanı ve ehliyeti olan bir kimsenin Kur’an-ı Kerim yazması elbette güzel ve faziletli bir hizmettir. Fakat herkesin aynı hizmeti yapması gerekmez. Bir insan hattatlık yapabilir, bir başkası Kur’an okuyabilir, bir başkası Kur’an’ı ezberleyebilir, bir başkası Kur’an’ın mânâlarını öğrenip öğretebilir, bir başkası da iman ve Kur’an hakikatlerini açıklayan eserleri yazıp çoğaltabilir. Asıl mesele, herkesin kendi kabiliyeti ve şartları içerisinde Kur’an’a hizmet etmesidir.

Sonuç olarak, Risale-i Nur’u yazmak, Kur’an’ın iman hakikatlerine hizmet eden bir vazifedir. Bununla beraber Risale-i Nur’u yazmak, Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine gösterdiği hizmet yolunda yürümek ve talebelik vazifesini yerine getirmek bakımından da ayrı bir ehemmiyet taşımaktadır. Yazı, bir Nur talebesi için hem iman hakikatleriyle meşgul olmanın faydalı bir yolu hem de Üstadına bağlılığını ve onun gösterdiği hizmet tarzına ittibâını gösteren bir nişandır. Bu sebeple Risale-i Nur yazmak, okumak, öğrenmek, yaşamak ve Kur’an’a hizmet yolunda bir vazifeyi yerine getirmektir.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız