RİSALE-İ NUR

06.06.2024

1041

Yazı Yazmanın Manevi Cihad Oluşu

Yazı yazmanın ibadet oluşuyla alakalı olarak Yazı Mektubu'nda geçen "En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir." cümlesini izah eder misiniz? Yazı yazarak nasıl cihat edilir?

06.06.2024 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyetinde Müslümanlara cihadı kesin bir dille emretmiştir. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:

Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, onları mutlaka yollarımıza eriştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, elbette iyilik edenlerle beraberdir.1

Müslümanlar, Asr-ı Saadet’ten Osmanlı’nın sonuna kadar bu ilahi emre tam bir sadakatle riayet etmiş, bu uğurda canlarını, mallarını ve her şeylerini feda etmekten çekinmemişlerdir. Onların tek bir davası vardı: İslam’ın izzetli sancağını dünyanın her köşesinde dalgalandırmak ve Kur’ân’ın adalet dolu hükümlerini tüm cihana yaymak.

Ancak bugün, cihadın sadece cephede savaşmak olmadığını anlamamız gereken kritik bir noktadayız. Eskiden İslam sancağını ordular korurdu, bugün ise o sancağı ilim, fikir ve kalem orduları taşımak ve korumak zorundadır. Maddi kılıçların yerini manevi kalemlerin aldığı bu asırda, Yazı Mektubu’nda ifade edilen en mühim mücahede, işte bu kutsal mirası yazı ve okuma yoluyla savunmaktır. Ecdadımızın kanıyla yaptığı cihadı, biz bugün mürekkebimizle devam ettirerek aynı ruhu yaşatıyoruz.

Eskiden düşman kapımıza ordusuyla gelirdi, biz de bedenimizle karşı koyardık. Fakat bugün düşman; felsefeyle, şüpheyle, sosyal medyayla ve yanlış fikirlerle doğrudan aklımıza ve kalbimize saldırıyor. Bir kalbi kılıçla düzeltemezsin ama hakikatli bir yazıyla fethedebilirsin. İşte bu yüzden, bu devirde en mühim cihad, kalemle yapılan manevi cihattır. Risale-i Nur eserlerini yazmak ve okumak, bu dehşetli asırda fen ve felsefeden gelen inkâr fikirlerine karşı elmas kılıçlar hükmünde bir manevi cihattır. Yazarken o hakikati tam manasıyla öğrenmiş oluyoruz ve insanlara o hakikati anlatabiliriz.

En geçerli ve en tesirli olan cihad, ilimle yapılan cihaddır. Yani kâfirle değil, küfür ve dinsizlik sistemiyle ilim vasıtasıyla yapılan cihaddır. Mühim olan bataklığın kurutulmasıdır. Yani inkâr ve dinsizlik rejiminin yıkılmasıdır. Elbette bu cihad, kalemle ve ilimle yapılan cihad-ı ekberdir, yani büyük cihaddır.

İşte Risale-i Nur, bu asırda manevi cihad yolunu en iyi şekilde açmış ve ilim talebelerini yetiştirmiştir. Kalemle ilmi elde ettirerek, dünyaya meydan okuyacak ilmî dehalar ve âlimler ortaya çıkarmıştır. Risale-i Nur, küfür ve dinsizlik akımlarına karşı yaklaşık bir asırdır cihad etmekte ve onların bozuk sistemlerini ve savundukları çürük esaslarını yerle bir etmektedir. Onların İslam’a her saldırışlarında onları geri püskürtmekte ve ağır kayıplar verdirmektedir. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Bu zamanda ehl-i İslam’ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalplerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi, nurdur. Nur göstermektir ki, kalpler ıslah olsun, imanlar kurtulsun.2

Müslümanların sarsılan imanlarını takviye etmek ve bir tek kişinin imanının kurtulmasına vesile olmak, bu zamanda yapılabilecek en büyük cihad ve hayırdır.

Evet, İmam Gazâlî’den (ks) itibaren biriken ve kronik hâl alan, özellikle inanç ve itikatla alakalı meseleleri, Risale-i Nur kökünden çözmüş ve cevaplarını vermiştir. Bu asırda Kur’ân’ın hakikatlerinin, sünnet-i seniyyenin ve iman esaslarının yılmaz, yorulmaz ve usanmaz bir muhafızı olmuştur. Risale-i Nur, akılları gözlerine inerek “Görmediğime inanmam” diyen, bilimi ve fenni dinsizliğe âlet eden bu asrın inatçı, saldırgan ve inkârcı düşünce yapısına karşı bütün kuvvetiyle iman ve Kur’ân hakikatlerini iki kere iki dört eder derecesinde izah ve ispat etmiştir. Bu noktada Bediüzzaman Hazretleri, öncelikle kâfirleri ikna edip hidayetlerine vesile olmayı hedeflemektedir. Küfür mesleğinde inat edip ikna olmayanları ise Risale-i Nur’daki kuvvetli delillerle susturup kuvvetli bir iman savunması yapmaktır. İşte hakiki cihad budur. Biz de o hakikatleri yazarak daha iyi öğrenmiş oluyoruz.

Yazı yazmanın asıl amacı ise sadece kitapları çoğaltıp yaymak değildir. Asıl meselelerden birisi de, İslam âleminin ortak ruhu ve mukaddesatı olan Kur’ân hattını hayatta tutmak, unutmamak ve unutturmamaktır. Bu yazı, sadece bir alfabe değil; Peygamber Efendimizin (sav) bir sünneti, mirası ve bizi köklerimize bağlayan kopmaz bir zincirdir. Her tarafın yabancı kültürlerin, dinde olmayan ve sonradan uydurulmuş yanlışların istilasına uğradığı bir zamanda, o mübarek harflerle yazı yazmak, unutulmaya yüz tutmuş bir kaleyi savunmak gibidir. İşte bu yüzden kalemle yapılan bu cihad, Kur’ân harflerini muhafaza ederek sünneti diriltmektir. Yani elimize kalemi alıp o harflerle hakikati yazdığımızda, sadece kâğıdı doldurmuyoruz, İslam’ın bayrağını zihinlerde ve sayfalarda yeniden dalgalandırıyoruz. Kur’ân hattını değiştirmek isteyen dinsizlere meydan okumuş oluyoruz. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Huruf-u Kur’âniyeyi tercüme ile tahrif, tebdil, tağyir etmek, mülhitlerin dehşetli cinayetlerine mukabil cihad eden Said, ifratkârâne ve müsrifâne tevafukta çok tetkikatı lüzumsuz değil, manasız olmaz.3

Dinsizler, Kur’ân-ı Kerîm’in sadece manasını değil, o mucizevi lafzını ve harflerini de ortadan kaldırmak istiyorlar. “Kur’ân’ın Türkçesi var, Arapçasına, orijinal harflerine ne gerek var?” diyerek aslında Kur’ân’ın ruhunu ve ümmetin ortak dilini yok etmeye çalışıyorlar. İşte Bediüzzaman Hazretleri, bu harfleri değiştirmek ve bozmak çabalarına karşı müthiş bir direnç gösteriyordu. Bediüzzaman Hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’e ve onun hattına olan sevgisini şöyle ifade etmektedir:

Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim.4

Düşmanlar ve dinsizler, Kur’ân yazısını eskimiş bir alfabe gibi gösterip çöpe atmak isterken, Bediüzzaman Hazretleri o harflerdeki mucizeleri ince ince ispat ederek o harflerin canlı, mucizevi ve dokunulmaz olduğunu haykırıyor. Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri bu konuda şöyle buyurmaktadırlar:

Hem Risale-i Nur, iki hayatımızın halaskârı olmakla beraber, sermaye-i ömrümüz ve gaye-i hayatımızdır. Komünistler ve dinsizler kâğıt ve mürekkebi kaldırsalar, biz de mümkün olsa derimizi kâğıt, kanımızı mürekkep yapıp yine Risale-i Nur’u yazacağız.5

Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân hattını muhafaza etmenin bir ifadesi olan Risale-i Nur’u yazmanın farklı cihetlerle makbul bir ibadet olduğunu söyler. Yazının ibadet oluşunun hikmetlerinden birisini Bediüzzaman Hazretleri bize şöyle anlatmaktadır:

En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir.6

Evet, Hz. Âdem’den (as) bugüne kadar imanla küfrün mücadelesi hep devam etmiştir. Kıyamete kadar da devam edecektir. Manevi âlemdeki bu mücadelede iman ordusuna askerler yetiştirmek, Müslümanların kalplerini manen destekleyip kuvvetlendirmek adına yazı hizmeti müstesna bir yere sahiptir. Nasıl ki dua ile Allah, manevi ordularını harekete geçirir ve Müslümanlara zafer ve fetihler ihsan eder. Öyle de manevi bir cihad olan Kur’ân yazısını ve hakikatlerini yazmak da aynı şekilde manevi iman ordusuna asker yetiştirmek demektir. İslam harflerini yazmakla melekler ve temiz ruhlar yaratılmaktadır. Bu noktada yazı yazmak manevi bir cihaddır. Manevi cepheyi boş bırakmamak demektir. Allah’ın rızası ve yardımına vesile olarak, küfür ve dinsizlik akımlarının belini kırmak demektir. Biz de niyet ediyoruz, haydi küfrün belini Kur’ân hattına sahip çıkarak kırmaya.

Kaynakçalar
  1. Ankebut, 29/69

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 105.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 83.

  4. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1 s. 87-88.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, c. 3 s. 373.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 175.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız