Bağış Yap

Bediüzzaman Said Nursi

22.12.2009

15497

Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un Latin Harfleriyle Basılmasına Neden İzin Verdi? Müsaadenin Sebebi ve Sınırı

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bediüzzaman Hazretlerinin yeni harflere bakışı nasıldır? Risalelerin Latin harfleriyle basılmasına ne zaman ve ne için izin vermiştir? Sonradan Latin harfleriyle baskının durdurulmasını emrettiği doğru mu? Risaleleri Osmanlıca okumak zorunlu mudur?

30.12.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretlerinin Yeni Harflere Bakışı

Bediüzzaman Hazretleri harf inkılabını, Kur’an harflerinin hayatımızdan uzaklaşması ve dolayısıyla Kur'an'ın hayatımızdan uzaklaşması anlamında değerlendirmiş ve yeni harflerin yaygınlaştırılmasını bir bid‘at olarak görmüştür. Harf inkılabından sonra Osmanlıca eserlerin basılması zorlaştırılıp yasaklanınca, Risale-i Nur eserlerinin unutulmaması ve yayılması için talebeleriyle birlikte eserleri elle çoğaltma yoluna gitmiştir. Nitekim o dönemde matbaalarda Osmanlıca eserlerin serbestçe basılması mümkün olsaydı, eserlerini elle çoğaltmak yerine -her bulduğu imkanda- matbaa yoluyla bastırmayı tercih edeceği açıktır. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle der:

Bekir Efendi, Onuncu Söz’ü tab‘ etti. İ‘câz-ı Kur’ân’a dâir Yirmi beşinci Söz’ü yeni hurûf çıkmadan tab‘ etmek için ona gönderdik ve Onuncu Söz’ün matbaa fiyatını gönderdiğimiz gibi, onu da göndereceğiz diye yazdık. Bekir Efendi, benim fakr-ı hâlimi düşünüp, matbaa fiyatı dört yüz banknot kadar olduğunu mülâhaza ederek ve kendi kesesinden vermeye, Belki hoca râzı olmaz diye, onun nefsi onu aldatmış; tab‘ edilmedi. hizmet-i Kur’âniyeye mühim bir zarar oldu.1

Bu durum, Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinin Latin harfleriyle basılmasına karşı olduğunu ve Kur’an harflerinin korunmasını amaçladığının açıkça göstermektedir. Bu hadise, Bediüzzaman Hazretlerinin imkan bulunduğu takdirde eserlerini matbaa yoluyla bastırmayı tercih ettiğini göstermektedir. Ancak dönemin şartları buna imkan vermeyince, Allah’ın takdiriyle eserlerin el yazısıyla çoğaltılması yeni bir hizmet metodu haline gelmiş ve Risale-i Nur’un yayılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bu bağlanmda Bediüzzaman Hazretleri Kur’an harflerini korumayı kendisi için önemli bir vazife olarak görmüş ve talebelerini de bu konuda gayret göstermeye teşvik etmiştir. Bediüzzaman Hazretlerinin yeni harfler ile alakalı söylediği bazı sözlerini aktaracak olursak onun yeni harflere olan tavrı daha iyi anlaşılacaktır:

Hem şimdilik bazı ulemânın yeni eserlerinde meslek ve meşreb ayrı ve bid‘atlere müsâid gittiği için, Risâle-i Nûr zındıkaya karşı hakāik-i îmâniyeyi muhâfazaya çalışması gibi, bid‘ate karşı da hurûf ve hatt-ı Kur’ânı muhâfaza etmek bir vazîfesi iken...2

Hurûf-u Kur’âniyeyi tercüme ile tahrîf tebdîl tağyîr etmek mülhidlerin dehşetli cinâyetlerine mukābil cihâd eden Saîd ifrâtkârâne ve müsrifâne tevâfukta çok tedkîkātı lüzûmsuz değil ma‘nâsız olmaz.3

Ve hatt-ı Kur’ân’ın tebdîline karşı Kur’ân şâkirdlerinin bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur’ânîyi muhâfazaya çalışması...4

Kur’ân hattını muhafaza etmek hizmetiyle de muvazzaf olan Risale-i Nur’un, muhakkak Kur’ân yazısıyla neşredilmesi lâzımdı.5

Ey ihvan! Madem Cenab-ı Hak kemal-i rahmetiyle bizi Kur’ân-ı Hakîm’e hizmetkâr kabul ettiğini gösterir bir tarzda bizi muvaffak ediyor. Biz de merhametine ve inâyet ve tevfikine istinat edip o merkez-i nûranînin etrafında mütesanid bir daire-i muhîta olmaya çalışmalıyız. Ve hatt-ı Kur’ân’ın ref’ine çalışanları susturmalıyız. Ve Kur’ân’ı unutturmaya niyet edenlerin niyetlerini onlara unutturmalıyız.6

İşte gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki: Bu hurufatın (harflerin) kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla!7

Şimdiye kadar Kur’ân harfleri ve Kur’ân hattı, Türk milletinin hatt-ı kadîmi olduğu halde; latin harflerini Türk harfleri deyip, Kur’ân harfleriyle Asâyı Musa’yı yazan Hüsrev’i mesul etmek birkaç vecihte yanlış olduğunu ehl-i insaf anlar.8

Bu ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, Bediüzzaman Hazretlerinin Kur’an harflerine verdiği önemin yalnızca şahsi bir tercih olmadığı açıkça görülmektedir. O, Risale-i Nur’un önemli vazifelerinden birinin Kur’an alfabesini ve Kur’an hattını muhafaza etmek olduğunu tekrar tekrar ifade etmiştir. Yeni neslin bu harflerden koparak Kur’an yazısını unutmasını büyük bir tehlike olarak görmüştür. “Hatt-ı Kur’ân’ın tebdiline karşı” talebelerinin bütün güçleriyle Kur’an hattını korumaları gerektiğini belirtmesi ve “hatt-ı Kur’ân’ın ref‘ine çalışanları susturmalıyız” demesi, bu konudaki tavrının ne kadar açık olduğunu göstermektedir.

Bu bakımdan Risale-i Nur’un Kur’an harfleriyle yazılıp çoğaltılması, sadece eserlerin okunup yayılması için değildir. Aynı zamanda Kur’an alfabesini unutulmaktan koruma ve talebelerinin, özellikle de yeni neslin Kur’an harflerinden kopmasını engelleme amacı taşıyan bir hizmet olarak görülmelidir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri bu maksadını Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde defalarca dile getirmiş ve Kur’an harflerinin muhafazasını kendisinin ve talebelerinin önemli vazifelerinden biri olarak ortaya koymuştur.

Risale-i Nurların Latin Harfleri ile Basılması

Bediüzzaman Hazretlerinin Latin harfleriyle basılmasına müsaade etmesi, Risale-i Nur’un bundan sonra tamamen Latin harfleriyle neşredileceği anlamına gelmiyordu. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, yaklaşık otuz yıl boyunca, resmen yasak olmasına rağmen Risale-i Nur’u Kur’an harfleriyle yazmış ve yazdırmıştır. O, yeni harfleri hiçbir zaman benimsememiştir. Kur’an harflerini korumayı önemli bir vazife olarak görmüş ve Latin harflerine karşı Kur’an harflerini savunmuştur. Latin harfleriyle basıma verilen izin ise bu temel duruştan vazgeçmek değil, şartlar gereği Risale-i Nur’un daha fazla insana, özellikle gençlere ulaştırılmasını sağlamak amacıyla alınmış bir tedbirdir.

Bu bağlamda Bediüzzaman Hazretleri, 1948’deki Afyon Hapsi’nden yaklaşık iki üç yıl önce, Risale-i Nur'un bazı eserlerini yeni harflerle yani Latin alfabesiyle matbaada bastırma konusunu gündeme getirmiştir. Kendisi bu durumu bir mektubunda şöyle açıklar:

Risale-i Nur bu mübarek vatanın mânevî bir halaskârı olmak cihetiyle şimdi iki dehşetli mânevî belayı def’etmek için matbuat âlemiyle tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim. O dehşetli beladan birisi, Hristiyan dinini mağlub eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı, bu vatanı mânevî istilasına karşı Risale-i Nur, sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî vazifesini görebilir. Ve Âlem-i İslâm’ın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ithamlarını izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.9

Bunun temel sebebi, zamanla Latin harflerini bilenlerin çoğalması, Osmanlıca bilenlerin ise azalması ve özellikle gençlerin Risale-i Nur eserlerine ulaşmasını kolaylaştırma ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. Çünkü dinsizlik fikrinin yayılmasına karşı Risale-i Nur’daki iman hakikatlerinin okunması ve gençlere ulaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bediüzzaman Hazretleri de bu şartları dikkate alarak, Risale-i Nur’un gençlere ulaşması ve okunması maksadıyla bazı eserlerin yeni harflerle basılmasına belirli bir dönem ve ölçü içerisinde müsaade etmiştir. Burada esas amaç değişen şartlar içerisinde belli bir süre insanların özellikle gençlerin bu eserlere olan rağbetini arttırmaktır. Zaten bu durum kısıtlı bir süre için geçerlidir. Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki bazı beyanları şöyledir:

Risale-i Nur’un bir vazifesi, Kur’ân harflerini muhafaza olduğundan, yeni harflere zaruret derecesinde inşâallah müsaade olur.10

Yeni harf ile (latince) teksir edilebilen Asâyı Musa eserini okuyan gençler, Kur’ân harfleri ile yazılmış mütebâki eserleri de okuyabilmek için kısa bir zamanda o yazıyı da öğreniyorlar. Bu şekilde birçok ilimlerin öğrenilmesine engel olan ve dinden imandan çıkarmak için te’lif edilen eserleri okumağa mecbur eden “Kur’ân hattını bilmemek” gibi büyük bir seddi de yıkmış oluyorlar.11

Denizli Ağır Cezâ Mahkemesiyle Ankara Ağır Cezâ Mahkemesi, tam iki sene tedkîk ettikten sonra ittifâkla berâetine ve bize iâdesine karar vermeleri gösteriyor ki, bu eser, şimdiki dehşetli tahrîbâta karşı bir hakîkat-i Kur’âniye ve bir sedd-i a‘zamdır. Onun için bu mübârek şehrin adliyesine ve makam-ı vilâyetine ve emniyet dâiresine bu eseri takdîm ediyoruz. Münâsib görürlerse, yeni harfle neşredilsin ki, hâriçten gelen ma‘nevî tehlikelerden vatandaşları kurtarmaya bir vesîle olsun.12

Yeni harflerle ve daktilo ile yazılan bir risâlede, eski hurûfu okumasını bilmeyen gençleri Risâle-i Nûr dâiresine almaya gayret olarak yazılmış olduğu beyân edilmektedir.13

Asâ-yı Mûsâ Mecmûası en evvel yeni harfle tecrübe edilse, münâsib görseniz yaparsınız.14

Ceylan da Husrev’in fevkalâde Onuncu Söz'üne mukābil kendi ma‘zûrlu bir Onuncu Söz'ü yeni harfle kendi gibi yeni hurûfu bilen ma‘sûmlar dâiresine takdîm ediyor.15

Gençlik Rehberi’nin resmen tab‘ edilmesi ve intişârı ile, pek çok mektepleri tenvîr etmiş.16

Hüsrev Efendi’nin talebelerine bildirdiğine göre, yeni harflerle risalelerin basılmaya başlanmasından üç sene kadar geçtikten sonra, 1960’a gelindiğinde, basılan miktarın o zaman için kifayet edeceğine kanaat eden Üstad Hazretleri, baskının durdurulması için “Kardeşim Hazret-i Ali kerremallahü vecheh’den aldığım müsaade bitti. Baskıyı durdurun” diyerek Binbaşı Hayri Bey’le haber gönderir. Binbaşı Hayri Bey ise, Âtıf Ural’la birlikte Ankara’da Latince baskıların hazırlanmasında risaleleri daktilo ile yeni yazıya geçiren Nur Talebeleri’ndendir. Yine o zamanlar Mektubat Mecmuası’nı yeni harflerle basan Seyyid Salih Özcan da Ankara’daki bir sohbetinde şahitlerin huzurunda, Bediüzzaman Hazretleri’nden baskıyı durdurmak üzere emir geldiğini ve kendisinin Üstad’dan gelen bu emir üzerine baskıyı durdurduğunu ifade etmiştir. Bundan kısa bir süre sonra da Bediüzzaman Hazretleri vefat ederek âhirete irtihâl etmiştir.17

Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un Latin harfleriyle basılmasına belirli bir ihtiyaç ve zaruret çerçevesinde izin vermiştir. Nitekim kendisi, “Risale-i Nur’un bir vazifesi, Kur’ân harflerini muhafaza olduğundan, yeni harflere zaruret derecesinde inşâallah müsaade olur” diyerek bu konudaki sınırı açıkça ortaya koymuştur. Bunun temel sebebi, zamanla gençlerin Kur’an harflerini bilmemesi ve Risale-i Nur’a ulaşmalarının zorlaşmasıdır. Asâ-yı Mûsâ’nın yeni harflerle basılmasına izin verilmesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bediüzzaman Hazretleri, yeni harfleri bilen gençlerin önce Latin harfleriyle basılan bu eseri okuyup daha sonra Kur’an harfleriyle yazılmış diğer Risaleleri okuyabilmek için eski yazıyı öğrenmelerini önemli bir fayda olarak görmüştür. Ayrıca Gençlik Rehberi’nin yeni harflerle basılmasının “pek çok mektepleri tenvîr ettiğini” ifade etmesi, bu iznin esas gayesinin Risale-i Nur’un özellikle gençlere ulaştırılması ve iman hakikatlerinin yayılması olduğunu göstermektedir.

Sonradan Latin harfleriyle yapılan baskıların durdurulmasını istediğine dair de talebelerinin naklettiği bilgilere göre; Bediüzzaman Hazretleri, yeni harflerle yapılan baskıların artık yeterli miktara ulaştığını düşünerek “Baskıyı durdurun” şeklinde haber göndermiştir. Seyyid Salih Özcan’ın da bu yönde kendisine ulaşan emri yerine getirdiğini ifade ettiği aktarılmaktadır. Bu sebeple, Latin harfleriyle basıma verilen izni Bediüzzaman Hazretleri’nin yeni harfleri bütünüyle benimsediği şeklinde anlamak doğru değildir. Özellikle “zaruret derecesinde” ifadesini kullanması, bu iznin belli bir ihtiyaç için ve belirli bir çerçevede verildiğini açıkça göstermektedir.

Risaleleri Osmanlıca Okumak Zorunlu Mudur?

Günümüzde Risale-i Nur’un Latin harfleriyle okunması, eserlerden istifade edilmesine ve iman hakikatlerinin anlaşılmasına vesile olmaktadır. Bu sebeple Risaleleri Osmanlıca okumak zorunlu değildir. Ancak Bediüzzaman Hazretleri’nin yeni harflere bakışı ve Kur’an harflerini muhafaza etmek için gösterdiği gayret de göz ardı edilmemelidir. O, Kur’an harflerinin korunmasını önemli bir dava ve hizmet olarak görmüş, eserlerinin kısa bir dönem ve zaruret çerçevesindeki Latin harfleriyle basımına müsaade etmesi dışında, Risale-i Nur’un Kur’an harfleriyle yazılmasını ve çoğaltılmasını esas almıştır.

Bu sebeple bugün de Bediüzzaman Hazretleri’nin Kur’an hattına verdiği önemi de dikkate almak gerekir. Bir insanın küçük bir gayretle Osmanlıca öğrenerek Risale-i Nur’u aslına uygun şekilde, yani Bediüzzaman Hazretlerinin önem verdiği Kur’an harfleriyle okuyabilmesi, hem eserden daha farklı bir şekilde istifade etmesine hem de Kur’an alfabesinin yaşatılmasına katkı sağlayacaktır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 45.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 94.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 83.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s. 313.

  5. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s. 162.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Rumuzat-ı Semaniye, s. 21.

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s. 285.

  8. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 476.

  9. Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 212.

  10. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 268.

  11. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 552.

  12. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 93.

  13. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 337.

  14. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c.2, s. 136.

  15. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c.1, s.176.

  16. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2020, c.3, s. 456.

  17. Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 2, s. 997.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (5)

الله ج ج راضی اولسون

02.11.2022

Allah(c.c.) razı olsun,mükemmel bir açıklama olmuş.

18.04.2014

ALLAH razi olsun abi ellerinize sağlık.......

29.01.2011

çok teşekkür ederim harika bir izah

23.11.2010

Allah razı olsun. Çok doyurucu bir cevap...

30.09.2010

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız