Hemşehri ifadesi bu metinde bugünkü dar manada, aynı şehir veya aynı köyden olmak demek değildir. Daha geniş bir memleket, havza ve aidiyet dairesini ifade eder.
Mevlânâ Hâlid Hazretleri’nin yaşadığı dönem ile Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin doğduğu devirde, bu bölgeler Osmanlı hakimiyeti içindeydi. Bu cihetle ikisinin de aynı devlet toprağında, doğu illeri denilen yakın coğrafyada bulunmaları; ayrıca daha çok Kürtlerin yaşadığı aynı bölge havzasına mensubiyetleri sebebiyle hemşehri tabiri kullanılmış olabilir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile Mevlânâ Hâlid Hazretleri’nin Kürt milletine mensup olmaları da bu istifadeyi takviye eden bir cihettir.
Dolayısıyla burada kastedilen mana, aynı kasaba veya aynı şehir merkezinden olmak değil; aynı memleket ve aynı coğrafyaya mensubiyettir, denilebilir. Şamlı Hafız Tevfik Efendi bu durumu şu şekilde ifade eder:
Dedim: Bu Hazret-i Mevlânâ Hâlid, Üstâdımın hemşehrisidir. Hem İmâm-ı Rabbânî’den (ra) sonra Tarîk-i Nakşî’nin en mühim kahramanıdır, hem Tarîk-ı Hâlidiye-i Nakşiye’nin pîridir. 1
Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 9.

