Peygamberlerin asıl vazifesi; insanlara îman hakikatlerini bildirmek, onları Allah’a kulluğa çağırmak, helâl-haramı öğretmek ve âhiret saadetinin yolunu göstermektir. Bu sebeple, nübüvvetin merkezinde Allah’ı tanıtmak, vahyi tebliğ etmek, ubûdiyeti ders vermek ve insanları ebedî kurtuluşa sevk etmek vardır. Geleceğe dair haberler ise eğer bu temel maksatlara doğrudan hizmet etmeyen cüz’î, şahsî ve tâlî hâdiselerden ibaretse, peygamberlik vazifesi bakımından birinci derecede ehemmiyet taşımaz. Yani böyle hâdiseler bütünüyle önemsiz değilse de nübüvvetin asıl gayesi yanında ikinci planda kalır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Hakāik-i îmâniyeye girmeyen cüz’î hâdisât-ı istikbâliye, nazar-ı nübüvvette ehemmiyetsizdir. 1
Mesela, günümüz insanı açısından oldukça önemli görülen Ay’a çıkılması hadisesinden Peygamber Efendimiz’in (sav) haber verdiğine dair bir rivayete rastlamıyoruz. Ancak bu durum, Ay’a çıkma hadisesinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Buradaki mesele, böyle bir hadisenin Peygamberlik vazifesi açısından haber verilmesini gerektirecek bir öneme sahip olmamasıdır.
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 72.

