Sorunuzda sorduğunuz kısmın izahına geçmeden önce şu hususa dikkat çekmek isteriz.
Sübûtî sıfat: Allah’ın zatına ait olup Allah'ın kusursuz ve sınırsız olan sıfatlardır. Bu sıfatların birincisi, hayat sıfatıdır. Çünkü diğer sıfatların varlığı hayat sıfatına bağlıdır. Bu manaya işaretle Bediüzzaman Hazretleri şöyle söylemiştir.
Hayat sıfatının yedi defa kâinat kadar delilleri ve kendi vücudunu ve mevsufun vücudunu bildiren bürhanları vardır ki, bütün sıfatların esası ve menbaı ve ism-i a'zamın masdarı ve medarı olmuştur. 1
Bu paragrafa göre hayat sıfatının kainat kadar delilleri vardır. Elbette ki kainatta bulunan her varlığa hayat veren ve hayatlarını devam ettirmesini sağlayan rabbimizin hayat verdiği varlıklar adedince varlık delilleri vardir. İşte bu isim bu husulardan dolayı rabbimizin bütün sıfatlarının kaynağı ve diğer isimlerininde görünmesine vesile olmuştur. Aynı zamanda hayat pek çok sıfattan yapılmış bir hakikattir. O hakikattaki sıfatlardan bir kısmı, duygular vasıtasıyla inbisat ederek inkişaf edip ayrılırlar. Bir çoğu ise, hissiyat suretinde kendilerini hissettirir. Ve hayattan kaynama suretinde kendilerini bildirirler. İlave olarak hem hayat, kâinatın tedbir ve idaresinde hükümfermâ olan rızık ve rahmet ve inâyet ve hikmetide içine alır. Adeta hayat onları arkasına takıp, girdiği yere çekiyor. Meselâ, hayat bir cisme, bir bedene girdiği vakit, Hakîm ismi dahi tecellî eder, hikmetle yuvasını güzelce yapıp tanzim eder. Aynı halde Kerîm ismi de tecellî edip meskenini hâcâtına göre tertip ve tezyin eder. Yine aynı halde Rahîm isminin cilvesi görünüyor ki, o hayatın devam ve kemâli için türlü türlü ihsanlarla taltif eder. Yine aynı halde Rezzak isminin cilvesi görünüyor ki, o hayatın bekâsına ve inkişafına lâzım maddî, mânevî gıdaları yetiştiriyor ve kısmen bedeninde iddihar ediyor. Demek hayat bir odak noktası hükmünde; muhtelif sıfât birbiri içine girer, belki birbirinin aynı olur. Adeta hayat tamamıyla hem ilimdir, aynı halde kudrettir, aynı halde de hikmet ve rahmettir. Bediüzzaman Hazretlerinin sorduğunuz yerdeki beyanı ise, ilmin “bir cihetle” birinci olmasıdır. Bu hususta Kelam kitaplarında Allah’ın ilmi ile ilgili şu bilgiler vardır:
İlim sıfatının taalluku ezelî olup diğer sıfatlardan daha umumi ve kapsamlıdır. İlim sıfatı, mümkinata (yaratılmışlara ve imkânlara) taallûk ettiği gibi vâcib (Allah’ın zatı ve sıfatları) ve müstehilâta da (olması imkânsız şeylere de) taallûk eder.2 Bu ifadeleri şöyle özetleyebiliriz. Allah’ın ilim sıfatı kudret gibi diğer sıfatlardan daha kuşatıcıdır. Yaratılan, yaratılması mümkün olan, imkânsız olan her şeyi; ayrıca kendi zat, sıfat ve isimlerini de bilir. Bu hususla ilgili peygamberimiz sav şöyle bir hadis-i şerif söylemiştir:
Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona ‘Yaz!’ dedi. O da ‘Ne yazayım?’ dedi. Allah: ‘Kıyamet gününe kadar olacak şeyleri yaz!’ buyurdu.3
Yukarıdaki hadis-i şeriften anlaşılıyorki daha varlıklar yaratılmadan yani Allah'ın kudreti varlıklar üzerinde görünmeden ,olaylar gerçekleşmeden önce ilim sıfatı her şeyi kuşatmiştir. Bu gibi hususlardan dolayı İslam düşünürleri, Allah’ın sıfatlarını açıklarken önce ilmi zikretmiş, ardından kudret ve iradeyi ele almıştır. Çünkü kudret (güç), irade (dileme) ve tekvin (yaratma) sıfatları, ilim sıfatına dayanır. Allah’ın yaratması ve yönetmesi, her şeyi bilmesine bağlıdır. Bu hususta Kuran-ı Kerimde geçen ilim sıfatıyla ilgili bir kaç ayeti buraya alıyoruz :
O, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra semâya yönelip onları yedi kat gök olarak tastamam tanzîm eden O’dur. O, her şeyi hakkıyla bilendir.4
Yukarıdaki ayette Allah'ın yeryüzünde ,semada ve ikisi arasında bulunan her şeyi hakkıyla bildiği anlatılmıştır. Başka bir ayette ise :
Allah dedi ki: ‘Ey Âdem, bunların isimlerini onlara söyle.’ Âdem isimleri onlara bildirince Allah buyurdu: ‘Size, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim; ayrıca sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilirim dememiş miydim?5
Bu ayette ise vurgulanan Allah'ın gaybı ve gizleneni bilmesidir. İşte gaybı yani daha vücuda gelmemiş hadiseleri kavraması cihetinden ilim sıfatı kudret ve irade sıfatından önce zikredilmektedir. Başka bir ifadeyle ilim sıfatının mümkin, vâcib ve muhal her şeye taallukundan yani bilmesinden dolayı cihetiyle kuşattığı daire en geniştir. İşte bundan dolayı sorunuzda sorduğunuz kudsî yedi sıfattan (sübûtî sıfatlardan) bir cihette en birincisi olan ilim olarak kabul edilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.
Şerafeddin Gölcük , Süleyman Toprak, Kelâm , Tekin Kitabevi, 2016, Konya
Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Kader, hadis no: 4700, Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Kader, hadis no: 2155, Ahmed b. Hanbel, Müsned, cilt 5, s. 317
Bakara 2/ 29
Bakara 2/33

