Bilindiği gibi, İslam tarihi boyunca medreselerde ezber üzerinde çok durulmuştur. Bütün büyük İslam âlimlerinin, Kur’an ve hadis ezberinin yanında bazı mühim gördükleri risale ve metinleri ezberledikleri tarihen bilinen bir vakıadır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri de talebelik yıllarında 90 cilt kitabı ezberlediğinden bahseder.
Ezber yapılan bir risale;
1- İnsanın ruhuna daha esaslı bir surette nakşolur ve bu sayede kuvvetli bir iman ve güzel bir ahlak kazandırır. Üstad Hazretleri yaptığı ezberlerin ruhuna nakşolmasını şu şekilde ifade eder:
Hat bilseydim, hatta i‘timâd edip, mesâil rûhta kararlayarak nakşedilmeyecekti. Eskiden hangi ilme başladım, hattım olmadığı için rûhuma yazardım. Fevkalâde bir meleke ihsân edildi.1
Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Üstad Bediüzzaman, yazı yazmakta çok zorlanırdı. Bu yüzden tahsil etmiş olduğu ilimlere dair eserleri ezberlemiştir. Ezber etmeyi de "ruha yazmak" olarak ifade etmiştir.
2- O bilgiyi her gerektiğinde rahatlıkla kullanarak, başkalarının imanına daha güzel hizmet eder.
3- Ezberlediği cümleler, konuşma kabiliyetini geliştirerek, kişiye fesahat ve belagat kazandırır.
4- Bediüzzaman Hazretlerinin tabiriyle: "önceden, yakılacak odunlar nev’inden bir sürü muzır malumatla hafızasını doldurmuş iken, âdeta nurlarla doldurmuş ve manen temizlemiş olur."
5- Ezberlenen risaleler, iman esaslarına dair Kur’anî dersler olduğu için, inşallah kabirde sual meleklerine o kıymetli bilgilerden cevap vermek Allah’ın rahmetinden ümit edilir. Denizli Hapsinde iken şehit olarak vefat eden rahmetli Hafız Ali Ağabey hakkında Üstad Bediüzzaman Hazretleri şu müjdeyi vermiştir:
Sarf ve nahiv ilmini okuyan bir medrese talebesinin vefât edip, kabirde Münker ve Nekîr’in (مَنْ رَبُّكَ) yani "Senin Rabbin kimdir?" diye suâllerine karşı, kendini medresede zannedip , nahiv ilmiyle cevâb vererek: : "(مَنْ) mübtedâdır, (رَبُّكَ) onun haberidir. Müşkil bir mes’eleyi benden sorunuz. Bu kolaydır!" diyerek hem o melâikeleri, hem hazır rûhları, hem o vâkıayı müşâhede eden orada bulunan bir keşfü’l-kubûr velîsini güldürdü. Ve rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getirdi. Azâbdan kurtulduğu gibi, Risâle-i Nûr’un bir şehîd kahramanı olan merhûm Hâfız Alî, hapiste Meyve Risâlesi’ni kemâl-i aşkla yazarken ve okurken vefât edip, kabirde melâike-i suâle mahkemedeki gibi Meyve hakîkatler ile cevâb verdiği misillü, ben de ve Risâle-i Nûr şâkirdleri de, o suâllere karşı Risâle-i Nûr’un parlak ve kuvvetli huccetleriyle, istikbâlde hakîkaten ve şimdi ma‘nen cevâb verip, onları tasdîke ve tahsîne ve tebrîke sevk edecekler, inşâallâh.2
Ezberin daha burada sayamadığımız başka pek çok faydaları vardır. Bu yüzden Nur Talebeleri ezber üzerinde önemle durmaktadırlar.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ezberi tavsiye eder mahiyette bir çok ifadesi vardır. Mesela Rumuzat-ı Semaniye’de şöyle bir tavsiyesi vardır:
Dokuzuncu hakikat, Onuncu Sözün en kuvvetli, en parlak, en mülzim burhanlarından olduğundan ihvanıma bu hakikati ezber edinceye kadar mütalaa etmelerini tavsiye ediyorum.3
Üstad Hazretleri, Altıncı Hüccet-i İmaniye Risalesi de olan Onuncu Söz'ün Dokuzuncu Hakikati'nin ehemmiyetini ifade ettikten sonra ‘Ezber edinceye kadar mütalaa etme’ tavsiyesinde bulunmuştur. Bu tavsiye ancak ezber edildiğinde yerine gelmiş olur. Yine Bediüzzaman Hazretleri bir risalesinde şöyle buyurmuştur:
Tırnak kadar kuvve-i hâfızaya mâlik bir adamın hâfızasında, doksan kitabın kelimâtı yazılmış. Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hâfızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş. Aynı adam, seksen sene ömründe gördüğü ve işittiği ve merakını tahrîk eden ve ona hoş gelen manaları ve kelimeleri ve savtları ve suretleri o tırnak kadar kuvve-i hâfızanın sahifesinde, istediği vakitte müracaat edip, bir büyük kütüphane kadar bütün mahfûzâtının aynı şeylerini orada, bütün istediklerini mevcut ve muntazam yazılmış ve dizilmiş görüyor.4
Yukarıdaki metinde ifade ettiği üzere, Bediüzzaman Hazretleri talebelik hayatında 90 cilt kitabı ezberine almıştır. Daha sonra da bütün ömrü boyunca kıymetli gördüğü her şeyi ezberlemiştir. Bu ezberlerini üç ayda bir tekrar ederek muhafaza etmiştir. Üstadımızın ilmi olarak yetişmesinde ezbere bu derece önem vermesi Nur Talebelerini ezbere teşvik eden büyük bir unsurdur.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 341.
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 248.
Bediüzzaman Said Nursi, Rumuzat-ı Semaniye, Hayrat Vakfı Arşivi, s. 163.
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c.4, s. 333.

