Muhtelif Meseleler

24.08.2009

7105

Cinler İle İnsanların İmtihanında Eşitsizlik Var mı?

Cinlere, insanlara nisbeten gayb perdesi daha açık, onların imtihan sırrı daha az gibi... Burada bir haksızlık var gibi sanki! İnsanlar hiçbir şeyi göremiyor cinler ise insanları görüyor?

27.08.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Cinlerin hangi şartlarda imtihan olduğunu bilmiyoruz. Sırf onların bizi görmesinden yola çıkarak haksızlık yapıldığını düşünmek yanlış olur. Onların bizi görmesi veya bizim onları görmemiz imanımızın seviyesini artırmaz veya eksiltmez.

Kur'an-ı Kerim'de geçtiği için cinlerin var olduklarını kesin olarak biliriz. Kur'an-ı Kerim'de geçmesi sebebiyle de varlıklarını inkar etmek küfür sayılmıştır. Fakat onlara inanmak, meleklerin varlığına inanmak gibi bizzat iman esaslarının arasına konmamıştır. Hem görmek ile inanmak arasında direkt bir alaka da yoktur. Peygamber Efendimizi (sav) görüp iman etmeyen çoktur. Yine Kur'an-ı Kerim'i görüp iman etmeyen de çoktur. Ayrıca insanlardan da cinleri görenler vardır. Cinleri görmeleri imanlarında bir inkişafa sebep olmamıştır.

Allah bütün kullarına bol bol ihsan eder ve hiç kimseye zulmetmez. Ama bu "herkese verdiği şeyleri, ya da imkanları bize de vermesi lazım" manasına da gelmez. Ehl-i sünnet inancına göre Allah'ın herkese eşit davranmak gibi bir mecburiyeti yoktur. Çünkü mesela, bir adam gelip durakta bekleyenlere sırasıyla sadaka dağıtsa; birine 100 lira, diğerine 200 lira, bir başkasına 1000 lira verecek olsa; 100 lirayı alan kişi "bana neden az para veriyorsun?" diyerek itiraz edemez. Çünkü bu para karşılığında bir şey yapmadı. Bir ikram olarak para ona verildi. Hiç bir hakkı olmadan kendisine 100 lira verildiği için teşekkür etmekten başka bir şey yapamaz.

Yoktan var edilmiş olan kulların Cenab-ı Hakk'a karşı durumu da böyledir. Allah'a karşı hakkımız olan bir şey yoktur. Onun bizlere ihsan ettiklerine hamd ve şükürden başka bir karşılık veremeyiz.

"Cinlere de peygamber gelmiş midir?" şeklindeki bir suale Bediüzzaman Hazretleri, cinler hakkında insanlara fazla malumat verilmediğine ve bunun hikmetine dair şu cevabı verir:

Azîz kardeşim,

Hakîkaten senin bu suâlinin çok ehemmiyeti var. Fakat Risâle-i Nûr’un en ehemmiyetli vazîfesi, beşeri dalâletten ve küfr-ü mutlaktan kurtarmak olduğundan, bu çeşit mes’elelere sıra gelmiyor. onlardan bahis açmıyor. Selef-i sâlihîn dahi çok bahsetmemişler. Çünki öyle gaybî ve görünmeyen işlerde sû’-i isti‘mâl düşer. Hem şarlatanlar hodfurûşluklarına bir vesîle yapabilirler. Nasıl ki şimdi ispirtizmacılar, Cinlerle muhâbere nâmıyla şarlatanlık yapıyorlar. Dinin zararına âlet ederler diye çokça medâr-ı bahis edilmez.

Hem Hâtemü’l-Enbiyâ’dan sonra cinlere de peygamber gelmemiş. Hem bu zamanda bir tâğūt-u beşerî olan maddiyyûnluk fikri, cin ve rûhânîlerin vücûdunu tanımadığından Risâle-i Nûr her şeyden evvel rûhânîlerin vücûdlarını kat‘î hüccetlerle isbat etmeye çalışmış. bu mes’eleye üçüncü derecede bakmış. tafsîlini başkalara bırakmış. Belki inşâallâh bir vakit Risâle-i Nûr’un bir şâkirdi, Sûre-i Rahmân’ı tefsîr edip bu mes’eleyi de halleder.1

Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere: bu gibi meseleler günümüzde olduğu gibi geçmişte de dinin zararına olarak çokça kötüye kullanılabildiğinden selef-i salihin tarafından da pek bahis mevzusu edilmemiştir. Hem imanî meselelerin yanında bu gibi meseleler önemli görülmemiştir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 408.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız