Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

03.08.2026

Bazen Hayır, Şerre Vasıta Olur / Lemaat

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Lemaat Risalesi'nde geçen ilgili cümleyi devamıyla birlikte izah eder misiniz?

09.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili bölümü cümle cümle şu şekilde açıklayalım:

[Bazen hayır, şerre vâsıta olur]
Havâstaki meziyet, filhakîka sebebdir tevâzu‘, mahviyete; olmuş maatteessüf sebeb tahakküme, tekebbüre hem illet.

Toplumun ileri gelenlerinin, seçkin kısmının veya idarecilerinin meziyetleri topluma hizmet içindir. Toplum kendilerine hizmet etsin diye değildir. İdareci, halka hizmet etmek için vardır. Halk, aramızdan birini idareci yapalım da ona hizmet edelim diye idareci seçmemiştir. İdareci olmak, kendini halktan üstün görmeye sebep olmamalıdır. Aksine tevazu sebebi olmalıdır. Bilinmelidir ki olgun başak eğilir. Körpe ve içi kof olanlar ise başını diker. Meyveli ağaç eğilir. Meyvesiz olanlar da kavak ağacı gibi başını diker. İnsanlar onlara ulaşamaz. Zaten ulaşsa da bir fayda göremez. O yüzden insandaki kemalat sayılabilecek her türlü sıfat, onun mütevazılığını artırmaya sebep olmalı. Elde ettiği güçle halkı küçük görerek baskı yapmaya vesile olmamalıdır.

Fakirlerdeki aczi, âmîlerdeki fakrı, filhakîka sebebdir ihsân ve merhamete. Lâkin maatteessüf müncer olmuştur şimdi zillet ve esârete.

Halktaki, hususen halkın fakir kısmındaki acziyet ve fakirlik, onlara ihsan ve merhamete vesile olmalıdır. Onların zillet içinde başlarını eğerek yalvarmalarına sebep olmamalıdır. Konunun daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek verecek olursak: Bir anne bebeğine "İyice ağla, yalvar ve yakar da bana muhtaç olduğunu anla. O zaman sana süt veririm. Hem doyacak kadar da vermem ki bana muhtaç olduğunu unutmayasın." diyerek muamele etse, onun bu muamelesi bizlere ne kadar çirkin gelir. Esas olan, bebek henüz ağlamadan önce, ihtiyacının fark edildiği ilk anda ona sütünü vermektir. Merhamet bunu gerektirir. İdareciler de "Bana muhtaç olduklarını anlasınlar, bensiz olmayacağını iyice derk etsinler, ondan sonra yaparız yapacağımızı. Hem benden taraf olmayana neden hizmet edeyim. Ne kadar bendensin, o kadar hizmet göreceksin" şeklinde hareket etmemelidir. Halkın acizlik ve fakirliğini gördüğünde onlara karşı içinde merhamet ve şefkat hissetmelidir. Fakat hem Bediüzzaman Hazretlerinin zamanında hem günümüzde çokça örneği görülüyor ki: "Ben yönetiyorum. Demek ki en zeki ve en övülmeye layık olan benim. Onlar da madem ki yönetiliyorlar, bize hizmet etmeye ve bizden emir almaya müstehaklar." şeklinde bir anlayışla muamele edilebiliyor.

Bir şeyde hâsıl olan mehâsin ve şerefse, havâs ve rüesâya o şey peşkeş edilir. O şeyden neş’et eden seyyiât ve şer ise, efrâd ve hem avâma taksîm, tevzî‘ edilir. Aşîret-i gālibde hâsıl olan şerefse, Hasan Ağa âferîn! Hâsıl olan şer ise, efrâda olur nefrîn, beşerde şerr-i hazîn.1

Maalesef hem geçmişte hem de günümüzde çokça yapılan hatalardan biri de şudur: Birlikte elde edilen bir başarı, toplumun ileri gelenine verilir. Sanki tek başına elde etmiş gibi bütün başarı ona mal edilir. Halbuki bir gemide dümendeki kaptanla beraber geminin muhtelif yerlerinde çalışan yüz kişi bulunsa, gemiyi güzel bir surette kullanarak ticaret yapsalar, elde edilen bütün kazanç kaptana verilmez. Tüm çalışanlara işlerine göre bir taksimat yapılır. Bütün kârı kaptana vermek zulüm olur. Fakat herkes görevini güzel bir surette yerine getirirken kaptan dümeni kayalıklara kırsa, gemiyi batırsa, o zaman bütün zarar kaptana ait olur. Çünkü kaptanın görevini düzgün yapmaması gemideki herkesi zarara uğratmıştır. Zarardan tek başına mesul olur. Adaletli olan muamele bu şekildedir.

Günümüzde durum aksine dönmüştür: Ordu bir savaş kazansa, bütün şeref komutana verilir. Askerler sanki yokmuş gibi davranılır. Savaş kaybedilse askerler tam o noktada ortaya çıkar. Komutana rağmen kaybedilmiş sayılır. Bütün mesuliyet askerlere yüklenir. Mesela bir aşiret güzel bir iş etse, neticeyi aşiretin reisine verirler. “Aferin Hasan Ağa” derler. Fenalık ettikleri vakit, “Tuh! Ne pis aşiretmiş” diyecekler. Bu yanlış algının tedavisi ise başarının herkese ait olduğunu bilmek ve herkesi tebrik etmek, başarısızlığın ise lidere ait olduğunu düşünmek ve halkı tenkit etmemektir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 332.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız