İlgili bölümü cümle cümle şu şekilde açıklayalım:
Beşer hayatını isterse, envâ‘-ı ribâyı öldürmeli
Beşer, barış, huzur ve güven ortamında hayatını sürdürmek isterse, fâizin her türlüsünü kaldırmalıdır.
Tabaka-i havâsdan tabaka-i avâma sıla-i rahim kopmuştur. Aşağıdan fırlıyor sadâ-yı ihtilâlî, vâveylâ-yı intikamî, kîn ve hased enîni. Yukarıdan iniyor zulüm ve tahkîr ateşi, tekebbürün sıkleti, tahakküm sâikası. Aşağıdan çıkmalı tahabbüb ve itâat, hürmet ve hem imtisâl.
Toplumun önde gelenleri, yöneticileri ve temsilcileri ile halk arasında bulunması gereken yakınlık ve güven bağı kopmuştur. Bu bağ kopunca, halktan yöneticilere doğru isyan sesleri, intikam duyguları, kin ve kıskançlık yükselmeye başlamaktadır. Bunun sebebi, yukarıdan aşağıya doğru gelen baskı, haksızlık, küçümseme ve kibirdir. Halkı önemsemeyen, ona değer vermeyen, onun hakkını gözetmeyen bir anlayış, toplumun alt kesimlerinde öfke ve kırgınlık meydana getirmektedir. Kendini üstün görme ve baskı kurma hali, halkı yormakta, incitmekte ve toplum düzenini bozmaktadır. Oysa toplum hayatının huzur ve düzen içinde devam etmesi için, halktan yöneticilere karşı kin ve isyan değil; sevgi, saygı ve kurallara bağlılık çıkmalıdır.
Fakat merhamet ve ihsân yukarıdan inmeli hem şefkat ve terbiye. Beşer bunu isterse sarılmalı zekâta, ribâyı tard etmeli. Kur’ân’ın adâleti bâb-ı âlemde durup ribâya der: Yasaktır! Hakkın yoktur! dönmeli. Dinlemedi bu emri beşer, yedi bir sille [Hâşiye]. Müdhişini yemeden bu emri dinlemeli.
Fakat buna karşı da toplumun ileri gelenleri halka şefkat ve merhamet ile muamele etmelidir. Bununla birlikte onların maddi-manevi her türlü eğitimleri ve gelişimleriyle de ilgilenmelidir. İnsanlar toplumsal barış ve huzur ortamını isterse zekâta sarılmalı, fâizi kaldırmalıdır. Kur'an, insanlar arasında adaleti tesis etmek için dünya hayatında faizi yasaklamıştır. İnsanlar huzurlu bir dünya hayatı istiyorlarsa Kur'an'ın bu ilâhî emrini dinleyip fâizden vazgeçmelidir. Hali hazırda bu emri dinlemeyen insanlık, yaşamın tadını kaçıracak bir tokat yedi. Bu yediği tokattan ders almalı ve daha şiddetli bir tokat yememek için Kur’an’ın bu emrini dinlemelidir.
Hâşiye: Kuvvetli bir işâret-i gaybiyedir. Evet, beşer dinlemedi. Bu ikinci harb-i umûmî ile dehşetli silleyi de yedi.1
Bediüzzaman Hazretleri, 1921 yılında kaleme aldığı bu kısımda, insanların eğer Kur'an'ın bu emrini dinlemezlerse daha müthiş bir tokadı yiyeceğinden bahsetmiş. Ardından bu emrin dinlenmemesinin 1939'da patlak verecek İkinci Dünya Savaşı'nı netice verdiğini, gaybî bir işaret olarak seneler öncesinden haber vermiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 333.

