Tekvin; var etmek, yaratmak demektir. Âyât ise açık delil anlamına gelen ayet kelimesinin çoğuludur. Yani âyetler demektir. Dolayısıyla bu tabirin manası, “yaratılış âyetleri” demek olur. Bu açıdan ele aldığımızda âyât-ı tekvîniyeyi, “Allah’ ın varlık ve birliğine delil olan yaratılmış eserler” olarak tarif edebiliriz.
Allah-u Teâlâ’nın kudret eserlerine âyet denilmesinde, Kur’ân âyetleriyle yapılan bir teşbih söz konusudur. Yani, Kur’ân âyetleri, nasıl mucizelikleriyle Allah’ın kelâmına ait sözler olduklarını açıkça gösteriyorsa; yaratılmış âyetler de Allah’ın kudretinin eserleri olduklarını açıkça gösterirler. Bediüzzaman Hazretleri, bu benzetmeyi gösteren bir cümlesinde âyât-ı tekvîniyeyi şöyle kullanır:
Şu kâinat denilen kudretin Kur'an-ı kebirinin âyâtı dahi şu hükm-ü Kur'anîyi, nizam ve mizan ve intizam ve tasvir ve tezyin ve imtiyaz gibi âyât-ı tekviniyesiyle tasdik ediyor. 1
Bu paragrafta tekvînî âyetlere misaller veriliyor. Kâinatta yaratılan düzen, denge, güzel ve süslü biçimler, her birisi onları Allah’ın yarattığını gösteren âyetlerdir. Yaratılmış her şey bir âyettir, delildir. Harika yaratılışlarıyla, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir zatın eserleri olduklarını ispat ederler.
Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta, 2015, s. 86.

