Aile-Hanımlar

13.01.2024

2256

Anne Baba İle Dargın Olmanın Hükmü

Annem bana haksızlık ettiği için ve bazı başka nedenlerden dolayı annemle konuşmuyorum. Konuşunca birbirimizi kırıyoruz. Annemle konuşmadığım için günaha giriyor muyum?

22.01.2024 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslâm’da anne ve babaya hürmet farzdır. Bu sebeple onlarla tamamen irtibatı kesmek uygun görülmez. Ancak konuşmak fitneye, kırgınlığa veya günaha sebep oluyorsa, bir süre sükûneti korumak için mesafeli durulabilir. Mühim olan, kalpte hürmeti ve iyiliği terk etmemek, tamamen sırt dönmemektir. Zamanı gelince sabır ve güzel sözle arayı düzeltmeye gayret etmek en faziletlisidir. Sevgili Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:

Bir adam (Muaviye b. Hayde) Rasulullah'a (sav) gelip Ey Allah'ın Resulü! Kendisine en güzel şekilde muamele etmem gereken kişi kimdir? Diye sordu. Hz. Peygamber (sav); "annendir" buyurdu. Sonra kim? diye sordu. Hz. Peygamber; "annendir" buyurdu. Adam sonra kim? diye sordu. Hz. Peygamber; "annendir" buyurdu. Adam sonra kim? diye sordu. Hz. Peygamber (sav); "babandır.1

Sevgili Peygamberimizin (sav) buyurduğu gibi bir kimsenin en nazik, en naif muamelede bulunması gereken kişi annesidir. Şöyle ki: Anneler çocuklarının en çaresiz ve savunmasız olduğu zamanlarda dahi, bıkıp usanmadan onların hizmetini görürler. Hatta insanın oluşumu ve insan olarak şekillenmesi annesinin karnında gerçekleşir. İşte o anne, ortalama 280 gün boyunca çocuğunu karnında taşır. Kendi hayatının keyfini ve lezzetini feda ederek, çocuğunu karnında muhafaza edip büyütmek için büyük bir gayret gösterir. Ardından, bin bir zorlukla o çocuğu dünyaya getirir. Sonraki bebeklik, çocukluk ve hatta ilk gençlik dönemlerinde de o çocuğuna hizmet eder. Üstelik bu hizmeti, dünyada başka kimsenin gösteremeyeceği bir ilgi ve hassasiyetle yapar. Anneler ve babalar bu kadar fedakarlık gösterirken, bizim de onlara karşı nasıl davranmamız gerektiğini Rabbimiz bize Kur'an-ı Kerim'de şöyle emretmektedir:

Ve Rabbin, kendisinden başkasına ibâdet etmemenizi ve ana-babaya iyilik etmeyi emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi, senin yanında ihtiyarlığa erişirse, sakın onlara “öf!” bile deme! Onları azarlama ve onlara güzel söz söyle! Hem onlara merhametinden alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki: “Rabbim! (Onlar) beni küçük iken nasıl (merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle) merhamet eyle!2

Ayet-i kerimeden şu manalar anlaşılıyor:

  1. Allah’a ibadet etmek ile anne babaya itaat etmek birlikte zikredilmiş.

  2. Anne babaların ihtiyarlığında gerek hastalık gerekse aşırı hassasiyetten dolayı bazı huzursuzluklar ortaya çıkabilir. İşte bu durumda bu ihtiyar ve ihtiyareleri idare etmek evlada düşer. Zira evlad o ihtiyarlara göre daha sağlıklı düşünebilir. Bu manaya münasib olarak âyette “sakın onlara “öf!” bile deme!” buyurulmuş

  3. Anne ve babaya evladın güzel muamele etme borcu vardır. Zira âyet-i kerimede geçen şu dua bir hatırlatma hatta bir ikaz olarak bu manayı izah eder: “Rabbim! (Onlar) beni küçük iken nasıl (merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle) merhamet eyle!”

Bediüzzaman Hazretleri ise anne ve babayla nasıl iletişim kurulması gerektiğini şöyle ifade etmiştir:

Evet dünyada en yüksek hakîkat, peder ve vâlidelerin evlâdlarına karşı olan şefkatleridir. Ve en âlî (yüce) hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil , onlara hürmet etmek, onların haklarıdır. Çünkü onlar, hayatlarını kemâl-i lezzetle evlâdlarının hayatı için fedâ ediyorlar, sarfediyorlar.“3

Bediüzzaman Hazretlerinin bu ifadesinden anlıyoruz ki, evladın anne ve babaya hürmet etmesi bir lütuf değil, hatta anne ve babanın hakkıdır. Bu hak ve hukuku anladıktan sonra, eğer şöyle bir itiraz gelirse, “Ben anne ve babama karşı davranışlarımda çok dikkatliyim, onları incitmemeye çalışıyorum. Ancak onlar yine de beni kızdıracak ve kıracak şekilde konuşuyorlar.” Bu itiraza karşılık şöyle denilebilir:

Anne ve babamız, küçüklüğümüzde bizim inatçılığımıza yahut yaramazlığımıza nasıl sabredip, bize olan hizmetlerini aksatmadılarsa ve sevgilerini her fırsatta gösterdilerse, biz de onların zamanla değişebilen bu hallerine aynı şekilde sabretmeliyiz. Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi, o hürmete layık anne ve babaya dua da etmeliyiz. Bütün hak ve hukuka riayet edildiği halde yine de kişi annesi ile iletişim problemi yaşayabilir. Böyle durumlarda Müslüman evlad yine af ve sabır yolunu kendine seçmeli. Anne ile alakayı kesme yolunu seçmek asla doğru olmaz. Sevgili Peygamberimiz (sav) sıla-i rahimi, yani akraba ile irtibatı/bağı kesmeği hadis-i şerif ile yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

Akraba ilişkisini kesen, cennete giremez.4

Eğer akrabası ile bağını kesen böyle tehdit edilirse, annesi ile bağını kesenin halini düşünmek gerekir. Ancak kişinin annesi veya babası onu haksızlığa ve Allah’a isyana teşvik ederse ya da zorlarsa o zaman bu kişi, şu ayet-i kerimenin emrine uymalıdır. Rabbimiz bize Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:

Ey îmân edenler! Eğer îmâna karşı küfrü (tercîh ediyorlarsa) seviyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (dahi gerçek) dostlar edinmeyin! Artık içinizden kim onları (o hâlde iken gerçek) dost edinirse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.5

Kaynakçalar
  1. Buhari, Edeb, 2.

  2. İsra, 17/23-24.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 282

  4. Buhari, Edeb, 11.

  5. Tevbe, 9/23


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız