Sünnet-i Seniye

20.11.2009

6891

"Ameller Niyetlere Göredir" Hadisinin Günlük Hayattan Örneklerle İzahı

"Ameller niyetlere göredir" hadisini en doğru şekilde anlayabilmek için misaller vererek izah eder misiniz?

21.11.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sözlükte “yönelmek, ciddiyet ve kararlılık göstermek” gibi anlamlara gelen niyyet (niyet) kelimesinin sözlük anlamı esas alınarak yapılan değişik tanımları arasında “kalbin hemen veya sonucu itibariyle amaça uygun bulduğu, yani bir yararı sağlayacağına yahut bir zararı savacağına hükmettiği fiile yönelmesi” şeklindeki tarif daha çok yaygınlık kazanmıştır. Dini bir terim olarak niyet için yapılan tanımlar arasında genellikle benimseneni Beyzâvî’ye göre, “Allah’ın rızâsını kazanma arzusuyla ve O’nun hükmüne tâbi olmak üzere fiile yönelen irade” şeklindeki tariftir.1 Bahsettiğiniz kısım hadis-i şerifte şöyle geçmektedir:

Ameller niyete göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Resûlü için hicret ederse, hicreti Allah ve Resûlü"nedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir.2

Bu hadis, İslâm’da amelin değerini belirleyen asıl unsurun niyet olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Dışarıdan bakıldığında yapılan iş aynı olsa bile -örneğin hicret gibi büyük ve zahmetli bir amel- onu Allah rızası için yapanla, dünyevi bir fayda için yapan arasında büyük bir fark vardır. Allah ve Resûlü (sav) için yapılan hicret, yapanı İlâhî rızaya ve sevaba ulaştırır. Mal, makam ya da evlilik gibi dünyevi bir amaç için yapılan hicret ise sadece o amaçla sınırlı kalır ve ahirette bir karşılığı olmaz. Fiil aynı ama neticeleri farklı. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Kıyamet gününde ilk defa bir şehit hakkında hüküm verilecek ve Allah ona ne yaptığını sorduğunda;
- Senin uğrunda çarpıştım, şehit oldum diyecek. Fakat Cenab-ı Hak ona;
- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, buyuracak ve o adam yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılacak.

Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur’an okuyan birisi getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
- İlim öğrendim ve öğrettim. Senin rızan için Kur’an okudum, diyecek. Allah Teâla ona;
- Yalan söyledin. İlmi sana âlim desinler diye öğrendin ve Kur’an’ı da güzel okuyor desinler, diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O da yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Sonra da zengin bir adam getirilecek. O da malını Allah rızası için harcadığını söyleyecek. Allah ona da;
- Yalan söyledin. Malını cömert adam desinler diye sarf ettin diyecek ve o da diğerleri gibi cehenneme atılacak.3

Hadis metninde de görüldüğü gibi işlenen amelin niyetine göre Allah tarafından karşılık bulmaktadır. Bediüzzaman Hazretlerinin niyet ile alakalı birkaç sözünü aktaracak olursak;

Kırk senelik ömrümde, otuz senelik tahsîlimde, yalnız dört kelime ile dört kelâm öğrendim... Kelimelerden maksad ma‘nâ-yı harfî, ma‘nâ-yı ismî, niyet, nazardır.4

Evet, niyet öyle bir hâsiyete mâliktir ki, âdetleri ve hareketleri ibâdete çeviren pek acîb bir iksîrdir ve bir mayadır. Ve kezâ, niyet, ölü ve meyyit olan hâletleri ihyâ eden ve canlı, hayatlı ibâdetlere çeviren bir ruhtur.5

Ve kezâ, nazar ile niyet, mâhiyet-i eşyâyı tağyîr eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet, niyet, âdî bir hareketi ibâdete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibâdeti, günaha kalb eder. Maddiyâta esbâb hesabıyla bakılırsa cehâlettir. Allah hesabıyla olursa maârif-i İlâhiyedir.6

Bediüzzaman Hazretleri, uzun bir ilim ve tecrübe hayatının sonunda bakış açısını belirleyen dört temel kavramı öğrendiğini ifade ediyor. Bunlardan birisi de niyettir. Diğer kavramların izahı için lütfen bakınız:

Nazar, Niyet, Mana-yı ismi, Mana-yı harfi

“Evet, niyet öyle bir hâsiyete mâliktir ki…” kısmı, niyetin sıradan davranışları bile sevaplı bir ibadet seviyesine çıkaran bir yönü olduğunu anlatmaktadır. Mesela kişi ailesinin geçimini sağlamayı sadece mecburiyet olarak görürse bu bir âdet olur. Fakat Allah’ın emrine uyarak helal rızık kazanma niyetiyle yaparsa aynı fiil ibadet hükmüne geçer. Hatta uyumak bile “yarın ibadete dinç kalkmak” niyetiyle yapılırsa sevap kazanır.

“Ve kezâ, nazar ile niyet, mâhiyet-i eşyâyı tağyîr eder.” kısmı ise insanın bakış açısı ve niyetinin, bir fiilin değerini tamamen değiştirdiğini nazara vermektedir. Örneğin sadaka vermek Allah rızası için yapılırsa sevap olurken, insanların takdirini kazanmak için yapılırsa günaha dönüşür. Aynı şekilde ilim öğrenmek hakikati tanımak niyetiyle olursa marifetullah (Allah'ı tanıma) olur, sadece makam ve menfaat için olursa manevi değerini kaybeder.

Sonuç olarak, Ameller niyetlere göredir” hadis-i şerifinde, insanın yaptığı işlerin Allah katındaki değerinin, görünene veya büyüklüğe göre değil, o ameli hangi amaç ve gaye ile yaptığına göre belirlendiği açıkça ifade edilmektedir. Aynı amel, ihlâs ve Allah rızasıyla yapıldığında kişiyi sevap ve manevi derecelere ulaştırırken, gösteriş veya dünyevi beklentilerle yapıldığında değerini kaybetmekte, hatta günaha dönüşebilmektedir. Bu hakikat, müminin hayatının her alanında niyetini güzel tutması gerektiğini, sıradan fiillerini dahi doğru niyetle ibadete çevirebileceğini göstermektedir.

Kaynakçalar
  1. İbrahim Kâfi Dönmez, "Niyet", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007, c.33, s. 169.

  2. Müslim, İmâre, 155; Buhârî, Bedü"l"vahy, 1.

  3. Müslim, İmâre, 152; Nesâî, Cihâd, 22.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 47.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 64.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 48.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız