Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

01.08.2026

Kırgınlık, Kaygı ve Yalnızlık Karşısında İslamiyet Nasıl Yol Gösterir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Merhaba, 23 yaşında İstanbul’da üniversite öğrencisiyim. Üniversite hayatım, özellikle sosyal açıdan, beklediğim gibi geçmedi. Sosyalleşmek için çaba göstersem de zorlandım ve yanlış insanlarla karşılaştığımı düşünerek kendi kabuğuma çekildim.

Aslında çoğu zaman cesaretli biriyim; ancak hayatta bazen kötü insanların da kazanabildiğini görmek beni çok incitti. Zamanın hızla geçmesini sorguluyor, geçmişe dönmek istesem de gelecekte benzer şeyleri yaşamaktan korkuyorum. Kendimi aynı senaryoların içinde bulmaktan ve başıma gelebileceklerden endişe ediyor, zaman zaman da öfkeleniyorum. Bütün bunları sağlıklı bir şekilde yönetebilmek için İslamiyet nasıl bir yol gösteriyor?

05.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İnsanın bazen yalnız kalması, kırılması, çekinmesi ve geleceğe dair endişe duyması bu dünya imtihanının bir parçasıdır. Eğer bu hisler ara sıra yaşanıyorsa çok ciddiye alınmamalıdır. Hem hayat, rastgele bir akış değil; bir imtihan, terbiye ve kulluk meydanıdır. Görünürde bazı kötülerin kazanıyor gibi olması, hakikatte bir üstünlük değildir. Zulüm ve günah bazen dünyada geçici bir hakimiyet alanı bulsa da bu hal, sonsuz adalet sahibi Rabbimizin sadece mühlet verdiği bir durumdur ve hakiki anlamda bir kazanç sayılamaz.

Geçen zamana üzülmek ve gelecekten korkmak da insanın sabır kuvvetini dağıtmasına neden olur. Düşünülen şeyin içeriği ve önemi ne olursa olsun, insana düşen geçmişin yükünü ve geleceğin endişesini "bugünün omzuna tamamen yüklememektir." Geçmiş, insanın gücünün sınırları dışına çıkmıştır. Dolayısıyla geçmişe enerji sarf etmenin maddi veya manevi hiçbir faydası yoktur. Gelecek ise henüz gelmediğinden yine insan gücünün sınırları dışındadır. Gelecekte yaşanma ihtimali olan bir duruma enerji sarf etmek de aynı şekilde faydasızdır. İnsanı tehdit eden ve üzme potansiyeli olan sayısız durum vardır. Bütün bu durumlara karşı endişemizi teskin edecek ve bize rahat verecek olan, iman ve teslimiyetle Allah'ın sonsuz rahmet ve gücüne dayanmaktır. Kulun vazifesi, içinde bulunduğu zamana odaklanmak; iman, sabır, namaz, dua ve helal dairedeki meşguliyetlerle vaktini değerlendirmektir.

Yalnızlık ise her zaman zararlı değildir. Eğer insanı günaha, vesveseye ve atalete itmiyorsa tefekküre, duaya, okumaya ve insanın nefsini terbiye etmesine vesile olabilir. Fakat insan tamamen içine kapanıp ümidini kaybetmemeli; salih ve güvenilir çevre arayışını da terk etmemelidir. Az fakat sağlam dostluk, çok fakat zararlı kalabalıktan daha hayırlı olacaktır.

Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur.1

Ayetinde de belirtildiği gibi, insanı bu dünyada gerçek anlamda huzurlu kılacak olan yegane şey Allah'ı hatırlamak, O'nun razı olduğu sınırlar içerisinde hareket etmektir.

Genel olarak tavsiyeleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Beş vakit namazı mümkün mertebe düzenli kılmak.

  • Düzenli Kur'an okumak.

  • İmanı kuvvetlendirecek ve Allah'ın huzurunda olduğunu hissettirecek hakikatleri okumak.

  • Geçmiş hatırlandığında kadere teslim olmak ve kabullenmek.

  • Geleceğe dair endişe geldiğinde dua, tevekkül, ümit ve cesaretle karşılamak.

  • Öfke anında konuşmayı ve karar vermeyi geciktirmek.

  • Salih insanlarla irtibat kurmaya devam etmek; nezih bir çevre edinmeye çalışmak.

Netice olarak; yaşanan kırgınlıklar hayatın bittiğini değil, daha dikkatli ve anlamlı yaşamak gerektiğini gösterir. İnsan her istediği dostluğu bulamayabilir; fakat her durumda Rabbini bulabilir. O bulunduğu vakit yalnızlık da, korku da, zamanın akışı da bir anlam kazanır. Hem o Rabbin sonsuz rahmeti, bize uygun insanları elbette karşımıza çıkaracaktır.

Kaynakçalar
  1. Ra’d Suresi, 13/28.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız