Bediüzzaman Hazretlerinin ifadelerini daha iyi anlamak için paragrafı beraber işlemek daha faydalı olacaktır:
İhtâr [اَلْمَرْءُ عَدُوٌّ لِمَا جَهِلَ] kāidesiyle, ben dahi nazım ve kāfiyeyi bilmediğimden, ona kıymet vermezdim. Sâfiyeyi kāfiyeye fedâ etmek tarzında hakîkatin sûretini nazmın keyfine göre tağyîr etmek hiç istemezdim. Şu kāfiyesiz, nazımsız kitapta, en âlî hakîkatlere, en müşevveş bir libâsı giydirdim. [
Evvelen] daha iyisini bilmezdim. Yalnız ma‘nâyı düşünüyordum. [
Sâniyen] cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkîdimi göstermek istedim. [Sâlisen] Ramazân’da kalb ile beraber nefsi dahi hakîkatlerle meşgul etmek için, böyle çocukça bir üslûb ihtiyâr edildi. Fakat, ey kāri’, ben hatâ ettim, i‘tirâf ederim, sakın sen hatâ etme. Yırtık üslûba bakıp, o âlî hakîkatlere karşı dikkatsizlik ile hürmetsizlik etme.1
Bediüzzaman Hazretleri, insanın bilmediği şeye karşı çoğu zaman olumsuz bir tavır geliştirdiği hakikatini ifade ederek, kendisinin de şiir ve kafiye sanatını bilmediği için bunlara fazla değer vermediğini ifade etmektedir. Bu yüzden, bazı şairlerin yaptığı gibi anlamı bozup sadece kafiyeye uydurmayı doğru bulmamış ve hakikati, süslü sözlere feda etmek istememiştir.
Bu risalede Üstad Hazretleri çok yüksek ve değerli hakikatleri, edebî açıdan kusurlu sayılabilecek sade ve düzensiz bir üslupla anlattığını söylemekte; bunun ise birkaç sebebi olduğunu ifade etmektedir:
Birincisi; daha güzel bir ifade tarzını bilmediği için sadece anlamı düşünmüştür.
İkinci olarak; sözü süslemek için cesedi libasa göre yontan şairleri eleştirmek istemiştir. Bediüzzaman Hazretleri, “Cesedi libasa göre yontmak” tabirinin bir parça üstünde “Safiye’yi kafiyeye feda etmek” ifadesine yer vermiştir. Bu ifade bir telmihtir (gönderme). Şöyle ki: Bir zamanlar şairin biri bir şiir yazmış. Fakat ne kadar uğraştıysa da bir türlü şiirin son mısraını tamamlayamamış. Şiirini tamamlayabilmek için aklına “talaktu safiye (Safiye’yi boşadım)” ibaresinden başka bir şey gelmemiş. Lâkin şairin hanımının ismi de Safiye imiş. Şiiri bu haliyle tamamlasa dinen karısını boşamış olacak, vazgeçse şiir eksik kalacak. Neticede kafiye hırsıyla, “talaktu Safiye” diyerek şiiri bitirmiş. Safiye’yi kafiyeye feda etmiş.
Kıssadan hisse cesed manadır, kafiye ise libas hükmündedir. Günümüzde birbirine benzer kelimeleri peşi sıra bir araya getirip hiçbir anlam ifade etmeyen şarkı sözleri buna misaldir. Özellikle son yıllarda bazı şarkı türlerinde mananın hemen hemen hiçbir kıymeti kalmamıştır. Sadece kulağa hoş gelmesi yetmektedir.
Üçüncü olarak da Ramazan ayında hem kalbi hem de nefsi hakikatlerle meşgul etmek için daha basit bir anlatım tercih etmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 321.

