İslam hukukunda sorumlulukların ve cezaların belirlenmesinde her fiil müstakil değerlendirilir. Bir kimse samimiyetle tövbe ettikten sonra insani bir zaafla aynı günaha tekrar düşerse, bu işlediği fiil yeni ve bağımsız bir günah sayılır.1 Bu sebeple bir insan işlediği günahtan samimiyetle tövbe ettikten sonra aynı günaha tekrar düşerse, önceki günahının yeniden yazılması veya önceki tövbesinin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Tövbenin kabul edilip edilmediğini kesin olarak Allah bilir. Ancak kul, tövbesini samimi bir pişmanlıkla yapmışsa, Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelidir. Aynı günaha tekrar düşmek, önceki tövbenin mutlaka kabul edilmediği anlamına gelmez. Kişinin her defasında yeniden pişmanlık duyarak Allah’a yönelmesi gerekmektedir.
Tövbe, kalpteki pişmanlıkla doğrudan ilgilidir. İnsan aynı günaha defalarca düşse bile, her defasında samimiyetle pişman olup Allah’a yönelmesi, tövbe kapısının açık olduğunu gösterir. İslam’da asıl tehlike, günah işlemekten ziyade günah karşısında pişmanlığını kaybetmek ve Allah’a dönmeyi terk etmektir. Nitekim Hz. Âdem (as) yanılgıya düştükten sonra tövbe etmiş ve Allah’ın rahmetine mazhar olmuştur. İblis ise günahında ısrar etmiş, kibir ve isyanından dönmemiştir.
Bu sebeple mümin, ne kadar hata ederse etsin, ümitsizliğe kapılmadan tövbe ve istiğfarla Rabbine yönelmeye devam etmelidir.
Heyet, Fetvalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2024, s. 447.

