Ahlak

23.11.2010

13172

Gıybet Hastalığından Kurtuluş Yolları

Gıybet etmemek ve bu çirkin alışkanlıktan kurtulmak için neler yapılmalıdır? Ne tavsiye edersiniz?

15.06.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Zamanımız tenkit etmeyi ön plana çıkarmış, tenkidi beslemiş ve tenkide destek vermiştir. Benliğe fazlaca önem vermiş, insanlar başkalarının eksikliğinde, kusurlarında kendi mükemmelliğini görmüştür. Akrabalık bağları zayıflamış. Dünya menfaati kuvvet bulmuştur. Bu menfaate taliplilerin fazla olması tenkide ve gıybete yol açmıştır. Heveslerin, arzuların, isteklerin, gücün, şehvetin tahrik edildiği ve Allah’a yönlendirilmediği, dizginlemenin teşvik edilmemesi gıybeti sonuç vermiştir.

İslâm ise gıybetin akla, vicdana, kardeşlik duygusuna, toplum hayatına, sosyal hayata, kişisel hayata, akrabalık bağlarına zıt olduğunu ve bunları çok kötü bir şekilde etkilediğini ders vermiştir. Gıybetin aklı ifsad ettiğini, vicdanı körelttiğini, akrabalık bağlarını kopardığını, sosyal hayatın dengelerini bozup güven ortamını zedelediğini, toplum tabakaları arasında mesafeler oluşturduğunu, insanları birbirinden uzaklaştırdığını, insanın ahlaki boyutunu olumsuz yönde etkilemesi gibi kötü sonuçlardan dolayı şiddetle yasaklamıştır.

Bir şeyden kurtulmanın birçok değişik yolları olabilir. Kişilere göre farklılık arz edebilir. Temel birkaç çıkış yolu şöyle olabilir:

Kuvvetli İman Dersleri Almak: İnsanın amellerini şekillendiren kalpteki imanıdır. İman ne kadar kuvvetli olursa amel de o kadar sağlıklı olur. Tam bir marifetullah bilgisi, güçlü bir ahret inancı insanı çok yanlışlardan alıkoyar.

Kötü Sonuçlarını Düşünmek: Gıybetin kötü sonuçlarını görmek insanı gıybetten ürkütebilir. İmam Gazzali bu konuda şöyle demektdir:

Gıybet hakkındaki rivayetleri ve Allah-u Teâlâ’nın gıybete gazaplandığını; aynı zamanda gıybetin sevapları mahvettiğini bilmek kişiyi alıkoyabilir. Zira kıyamet günü gıybetin gıybet edilen kişiyi teşhir etmesinin cezası olarak kendi sevaplarının adama verileceğini, şayet sevabı yoksa adamın günahlarının kendisine yükleneceğini ve leş yiyene benzetildiğini, bu suretle Allah’ın gazabına uğrayacağını, günahlarının ağır gelmesiyle Cehennem’e gireceğini, hatta gıybet edilen kimsenin bir günahını almakla dahi günahlarının ağır geleceğini ve en hafif derece olarak kendi amelinin mükâfatının azalacağını ve bütün bunların karşılıklı mülâkeme, sual-cevap ve muhasebe yapıldıktan sonra olacağını bilmesi kişiyi bu günahtan uzaklaştıracaktır...Gıybet hakkındaki haberlere inanan kimse bu veidlerden korkarak, dilini gıybet için oynatmaz.1

Çalışmak, Boş Kalmamak: İslâm dini insanın zihinsel ve fiziksel ataletten, tembellikten kurtulmasını ve dünyası için, ahreti için, memleketi için, Müslümanlar için çalışmasını emreder. Zihnini çocuklar, Müslümanlar ve insanlığa menfaâtli olabilme düşünceleriyle meşgul olması insanı zihinsel tembellikten kurtarır. Derdi olan insan derman aramak noktasında zihnini meşgul edip bunun dışındakilerin ona fuzuli gelmesi gibi. Zihinsel ve fiziksel tembellikten kurtulan kişi, gıybete pek vakit bulamaz.

Ortam Ve Arkadaşların Seçimi: Tembel, eli boş, uğraşı olmayan, zihinsel yorgunlukları bulunan, insanlık için çabalamayan insanlar, gıybete potansiyel olarak müsaittirler. Zihinsel ve fiziksel faaliyet gösteren ortamlarda bulunmak, çalışkan, gayretli insanlarla beraber olmak, kendisini ve Müslümanları hatta insanlık için sürekli yenilenmeyi, gelişmeyi isteyen, insanları iyiye, doğruya, güzele, hakka, hakikate teşvik eden insanlarla beraber olmak gıybetten büyük ölçüde alıkoyar. Nitekim İmam Gazzali bu konuda şöyle demektedir:

Şayet gıybeti arkadaşlarının hatırı için yapıyorsa, bundan kurtuluşun çaresi, Allah’ın hiddetini mahlûkatın rızasında aramakla Allahu Teâlâ’nın kendisine gazab edeceğini bilmesi ve Mevlâsını hor görüp başkasını büyük gördüğünü ve bu suretle onların rızası uğrunda Allah’ın rızasını nasıl terk edeceğini düşünmesi ve gazabının Allah için olmasını bilmesidir. Bu düşünce, kızdığı kimsenin kötülüğünü anmaktan kendisini alıkoyar. Hatta arkadaşlarına bile başkasının kötülüklerini andıkları zaman Allah için kızmalıdır. Zira onlar Rablerine en çirkin bir günah ile isyan etmektedirler. 2

Ortama Uyan Değil yönlendiren Olmak: Zamanın böyle olduğunu, insanların çok gıybet ettiğini, dolayısıyla seslenmemek gerektiğini ifade eden mazeretleri, kendimiz için ortadan kaldırmak. Bizler Müslüman kimliğine sahip insanlarız. Kendi dinamiklerimizi kullanmaktan korkmamak ve bu konuda özgüven eksikliği hissetmemeliyiz. Kimliğimizin bilincinde olup kimlik problemi yaşamamalıyız. Bulunduğumuz ortamlarda böyle durumların yaşanması halinde sele kapılan insan gibi değil belki bir kaptan gibi konuşmanın mecrasını değiştirip İslamiyet limanına gemiyi çekebilmeliyiz.

Ümitsizliğe Düşmemek: İnsanın zihnindeki Müslüman modelini insan, her zaman yaşayamayabilir. Mükemmeliyetçilik, insana bazen yapması gereken şeyleri yaptırmamaya sebep olur. Böyle bir durumda tövbeye yönelip bir daha işlememeye azmetmek gerekir.

Gıybet Eden İnsanların Kimliklerini Düşünmek: Kimlerin gıybet ettiği ve kendisinin böyle bir insan olup olmadığına karar vermesi gerektiğini sorgulaması gerekmektedir.

Gıybetin Çirkinliğini Düşünerek Kendine Yakıştırmamak: Gıybet; düşmanlık, haset ve inat taşıyan kimselerin en sık başvurduğu, alçak ve kirli bir silahtır. Onurlu ve izzet sahibi bir insan, böyle pis, rezil ve alçak bir silaha el uzatmaz, onu kullanmayı kendine yakıştırmaz. Nitekim meşhur bir zat şöyle demiştir: “Düşmanıma gıybet ederek karşılık vermekten nefsimi yüceltirim ve buna tenezzül etmem. Çünkü gıybet, güçsüzlerin ve aşağı kimselerin silahıdır. Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:

Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inâdın en çok isti‘mâl ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. Nasıl meşhûr bir zât demiş: : (اُكَبِّرُ نَفْسٖی عَنْ جَزَٓاءٍ بِغِیْبَةٍ فَكُلُّ اغْتِیَابٍ جَهْدُ مَنْ لَا لَهُ جَهْدٌ) Yani, Düşmanıma gıybetle cezâ vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zaîf ve zelîl ve aşağıların silâhıdır. 3

Kaynakçalar
  1. İmam Gazzali, İhya-i Ulumu'd Din, terc. Ahmet Serdaroğlu, Bedir Yayınları, c.3, s. 331

  2. İmam Gazzali, İhya-i Ulumu'd Din, terc. Ahmet Serdaroğlu, Bedir Yayınları, c.3, s. 332

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c.2, s.121


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız